Sohbetler (21 Nisan 2017; 10:00)

Bu stenoqramının (dublikatın) videosunu müşahidə etmək üçün çıqqıltı" »

ADNAN OKTAR: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Fransa’da Şanzelize Caddesi yakınlarında kaleşnikoflu bir saldırı gerçekleştirildi. Olayda iki polis hayatını kaybetti, bir polis yaralandı. Bir görgü tanığı verdiği ifadede “Araçtan inen bir saldırgan elindeki kaleşnikof tüfekle polise ateş açmaya başladı” dedi. Paris polisi büyük ihtimalle terör saldırısı olduğunu belirtti, saldırgan öldürüldü.

ADNAN OKTAR: İşte materyalist eğitim, Darwinist eğitim bunu getiriyor. Bütün dünyayı kan gölüne çevirdiler. Normalde bir kişi bile öldürülmez İslam ahlakı yaşansa, sevgi yaşansa. Adam öldürmek dehşet verici bir şey. Hz. Musa (as) yanlışlıkla bir adam öldürüyor ömrü boyunca acısını çekmiştir ömrü boyunca. En büyük çektiği acı odur. Yatıp kalkıp her anında o aklına gelmiştir. Ömrü boyunca onun rahatsızlığını çekti. En mühim imtihanıydı. İmtihanlarından birisi.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: İngiliz medyası Türkiye’deki gençleri yeni sokak eylemleri için sokağa çağırdı. The Guardian Gazetesi “evet” diyenleri demokrasi düşmanı ilan etti. Sokakları karıştıracak eylemler için çağrı yaptı, batının buna destek vereceğini vadetti.

ADNAN OKTAR: Sokak karışması çorba mı karıştırıyorlar? Kanun hukuk neyse o olur Türkiye’de. Demokrasi esastır. İstediği gibi muhalefet konuşma yapabilir, şüphelerini dile getirebilir. Bunda bir mahsur yok. Ama cam çerçeve kırmak, adam öldürmek, yaralamak, kepazelik o olmaz. Ama her türlü fikir her türlü şeyi söyleyebilir, bilinçaltlarındaki kuşkularını da ifade edebilirler. Bunlar araştırılır soruşturulur içleri rahat edinceye kadar devam edilir. Kargaşa istemiyoruz.

Hayvanların tamamı şeker bayağı tatlılar çok büyük nimet. Hayvanlara herkes güveniyor insanlara güvenemiyorlar.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Kar tanesi resimleri gösterecektik.

GÖRKEM ERDOĞAN: Ağırlık, boyut, desen olarak iki tanesi bile aynı olmuyor. Hepsinin şekli birbirinden çok farklı. Su molekülleri daima birbirlerine benzeyen mikroskobik altıgenler şeklinde birleşiyorlar. Bir metreküp karda yaklaşık üç yüz elli milyon kar taneciği bulunduğu tahmin ediliyor. Ve ortalama büyüklükteki bir kar tanesi saatte beş kilometre hızla yere düşüyor.

ADNAN OKTAR: Hepsi mücevher gibi baksana. Ama bu çok şaşırtıcı, çok hayret verici.

ASLI HANTAL: Erhan ve Filiz kardeşlerimiz geçtiğimiz hafta sonu Kopenhag’da fosil sergisi düzenlediler. Standı ziyaret eden Danimarka halkı yoğun ilgi gösterdi. Kardeşlerimiz bin adet İslam Yalnızca Sevgi İster ve Fosiller Evrimi Yalanlıyor broşürü de dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzel, ne kadar etkileyici, ne kadar hoş. Bak oradaki insan ne kadar medeni, ne kitapları ısıtıyorlar ne kitabın üstüne çıkıp tepiniyor. Ne fosilleri yutmaya kalkıyorlar değil mi? Türkiye’de vahşiliği teşvik eden bazı tipler oluyor, faşizan ruhu teşvik eden bazı tipler oluyor sanki etkili olacaklarmış gibi. Milyonda bir de olsa Türkiye’de manyak çıkıyor. Cins adamlar çıkıyor, faşizan kafalı adamlar çıkıyor. Bunları övmek çok çirkin, aynı kafaya gelmiş olurlar.

Göbeklitepe hakkında bilgi rica ediyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Göbeklitepe Şanlıurfa’da bulunuyor. Şanlıurfa’ya yirmi iki kilometre uzaklıkta ve dünyanın en eski tapınağı olarak biliniyor on 12 bin yıl öncesine ait. Bunlar Göbeklitepe’deki sütunlar.

ADNAN OKTAR: Tapınak değil mason mabedi. Tipik mason mabedi bütün semboller masonik.  Evet göster resimleri. Mesel bu T biçimi klasik mason sembolüdür. Bak adamın önlüğünde, o mason vatandaş görüyor musun? T biçiminde, ters T biçiminde görüyorsunuz. Taş ustaları onu kamayla da tabir ediyorlar mason sembolüdür. Aynısı. Göstereceğin resimler var mı?

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu da Göbeklitepe’den bir heykel.

ADNAN OKTAR: Bak heykelin boynundaki de yine masoniktir. Mason sembolü boynundaki. Aynısı görüyorsunuz. Boynundaki bak o da aynısı mason sembolüdür. Ve pergel şeklindedir o dikkat ederseniz. O da aynı şekilde pergel şeklindedir. Yine o mason sembollerini göster. Bak görüyor musunuz? Sonu T biçiminde bitiyor. Tipik bir pergel yukarıya doğru bak pergeldir. Mason sembolü. Evet, 12 bin yıl önce de masonluğun olduğunu anlıyoruz.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu Göbeklitepe’nin tepeden görünümü, yukarından kuşbakışı görünümü. T şeklindeki sütunların diziliminin bu şekilde olduğunu.

ADNAN OKTAR: Bak burada da Alfa ve Omega harfleri görülüyor. Görüyor musunuz yuvarlak? Pergel şeklinde, ana yapı o şekilde yapılmış Alfa ve Omega harfi üstüne oturtulmuş. Bak Alfa ve Omega aynı şekilde o T biçimindeki mason sembolü. Bak Alfa ve Omega yine burada da görülüyor. Üçgen içinde yuvarlak tarzında.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu da Baphomet heykeli, sütunların tepesinde Alfa ve Omega sembolleri.

ADNAN OKTAR: Evet Alfa ve Omega zaten yeterli oldu anlattık onu. Devam edelim.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bir de Göbelitepe’deki T şeklindeki sütunların üzerinde kova sembolleri.

ADNAN OKTAR: Kova sembolü biliyorsunuz masonlukta önemli semboldür yani İncil’de de geçer. Yine bak orada da kova sembolü var. Kuran’da da geçiyor biliyorsunuz kova. Geçmiş kavimlerde de var kova sembolü onun fotoğrafları var mı? Eski Sümerlerde falan hepsinde var. Yine Göbeklitepe’de yılan sembolü var masonik onu göster. Birbirine sarılmış yılan o da masonik sembol biliyorsunuz. Güneş ve ay sembolleri var. Evet alttaki ay sembolü.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu da Sümerlerdeki kova sembolleri.  

ADNAN OKTAR: Kova çağına işaret ediyor.

GÖRKEM ERDOĞAN: En soldaki Göbeklitepe.  

ADNAN OKTAR: Evet. Mehdi (as)’nin de kova burcunda olacağını biliyorsunuz. Birçok kaynak belirtiyor. İsa Mesih’in havarileri soruyorlar “Nerede hazırlık yapmamızı istersin?” İsa (as) onlara diyor ki “bakın” önce bakın diyor “kente girdiğinizde” büyük bir şehre “karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak.” İşte bu testi sembolüyle gösterilen yani Moşiyah Mehdi (as) kova çağını temsil ediyor. “Bu karşınıza çıkacak adamı gideceği eve kadar izleyin.” Yani evini, o toplumun içine girin anlamında.

ASLI HANTAL: AK Parti Milletvekili ve Yeni Şafak Yazarı Aydın Ünal, AK Partililerde bir karamsarlık havası olduğunu ancak buna gerek olmadığını söyledi. “Hiç merak etmeyin yakında aramızda ne kadar çıkarcı, dönek, FETÖ’cü, küstüren, ayrıştıran, kibir abidesi varsa hepsi tek tek ayıklanacak. Sayın Erdoğan partinin başına geçecek ve AK Parti yeni bir coşkuyla ilerlemeye devam edecek” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet o doğru.

ASLI HANTAL: Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü kitabından Ermeni Meselesi bölümünü okuyacağız.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Son zamanlarda Allah’a hamdolsun talebelerimden üç şehit verdik, üç. Üç tane daha koçyiğit verdik. Allah gani gani rahmet etsin. Gizli kahramanlar bunlar, Güneydoğu’da. Üç aslanımızı daha verdik. Allah’a hamdolsun. Allah bize de nasip etsin. Normalde söylemiyorum ama bazıları biliniyor. Bilindiği için mecburen söylüyoruz.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Makaleleriniz hakkında bilgi vardı.  İsrail’in önde gelen günlük İngilizce gazetesi Jerusalem Post’un hem basılı gazete yayınında, hem de internet sitesinde “Türkiye’nin Referandumu” başlıklı makaleniz yayınlandı. Makaleniz, en çok okunanlar listesinde. Yazınızda; demokrasinin çok seslilik ve güzellik olduğunu ancak halkın keskin bir çizgiyle ikiye bölünmesinin NATO’nun tek Müslüman ülkesi olan Türkiye gibi istikrarlı kalması gereken ülkeler için bir risk olduğunu vurguluyorsunuz. Kutuplaşma ve korkuları dindirecek politikalar uygulanmasının öneminden bahsediyorsunuz.

Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet sitelerinden Pravda’da “Referandum Sonrası Nasıl Bir Türkiye Bekleniyor?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Makaleniz en çok okunanların birinci sırasında. Ana sayfada resmini görüyoruz. Yazınızda gizli yapılanmaların kirli emperyalist sistemine köle edemediği Türkiye, Rusya ve Amerika ile ciddi sorunları olduğunu belirtiyorsunuz. Bu sebepte, bu üç ülkenin liderlerinin ittifakının öneminden bahsediyorsunuz.

Uluslararası ilişkiler güvenlik ve terörle mücadele konularında uzman yazarlara yer veren Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından biri olan, beş dilde yayın yapan Geopolitika’da yazılarınız yayınlanmaya başladı. “YPG, PYD’nin Kuzey Suriye’de Terör Faaliyetleri” başlıklı yazınızda; Marksist Leninist terör örgütü YPG, PYD’nin İngiliz derin devleti tarafından nasıl kullanıldığını delilleriyle anlatıyorsunuz.

Toplumun materyalizme sürüklenmesine karşı, insan ve ailenin manevi değerlerini koruyucu çizgisiyle ön planda olan, siyasi İtalyan düşünce kuruluşu Il Talebano’nun internet sitesinde “Bir Zamanlar Ortadoğu’da Hristiyanlar Vardı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Kuran ayetleriyle Hristiyanlara verilecek değerden bahsederken Peygamberimiz (sav) döneminde Hristiyan topluluklarla nasıl saygı ve şefkat ölçüleri içinde yaşadıklarından” da çeşitli örnekler vererek bahsediyorsunuz.

Kuveyt’te İngilizce olarak basılan, ilk günlük gazete Arab Times’da “Türk Referandumunda Herkes Kazandı” başlıklı yazınız yayınlandı. Yazınızda Başbakanımız Binali Yıldırım’ın “Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz” ifadesinde olduğu gibi, referandumun bir kaybedeni olmadığını, Türkiye’nin bir kez daha demokrasi testinden geçtiğini ve birçok ülkeye örnek olduğunu belirtiyorsunuz.

Merkezi Londra’da bulunan Irak’ın günlük Arapça gazetesi olan Azzaman’ın hem basılı yayınında, hem internet sitesinde “Rohingya Müslümanları Dünyanın En Yalnız Halkı” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Pakistan’ın İngilizce haber sitesi Daily Mail’de, İngiliz derin devletinin iç yüzünü ortaya koyduğunuz “İngiliz Derin Devletinin Suriye’deki Maşası: PYD YPG” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Suudi Arabistan’ın önde gelen İngilizce haber sitesi Riyadh Vision’da, savaşın mantıksız ve haksız bir kavram olduğunun anlatılmasının öneminden bahsettiğiniz “Savunulmazı Savunmak” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Bunların hepsini Allah kaderde yazmış bitirmiş. “Kim yazdı?” diyorlar, işte “Harun Yahya” yazdı. Kardeşim Harun Yahya, bir milyon yıl önce yoktu. Bir milyon yıl önce de vardı. Daha kainat yokken vardı. Kaderde bitmiş. Biz yapmışız gibi gösteriyor Cenab-ı Allah. Allah mümini şereflendiriyor, onurlandırıyor. Yoksa kimsenin bir şey yaptığı yok. Her şeyi yapan Allah’tır. 

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bu sabah saat dokuz buçuk sıralarında Şırnak Uludere Nezirkına kırsalında, bölücü terör örgütleri mensuplarıyla çıkan çatışmada iki askerimiz şehit oldu. İki askerimiz de yaralandı. Şehitlerimizin isim ve resimleri henüz yok.

ADNAN OKTAR: Kabadayıların resimlerini gösterirlerse yarın tebrik ederiz ama şu andan itibaren tebrik ediyoruz. Allah kabul etsin ibadetlerini. Ne mutlu onlara. Allah meşhur etsin. Allah annelerine babalarına uzun ömür, sabr-ı cemil nasip etsin. Ne güzel kullarmış ki, Allah onlara yatak ölümü vermemiş de böyle şahadet nasip etmiş. İmrene imrene ömrümüz geçiyor. Allah bizlere de nasip etsin.

Evet dinliyoruz.

GÖRKEM ERDOĞAN: Denizden çıkan küçük süslerin resimlerini göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Ne güzel şeyler bunlar böyle. Bulamaz mıyız? Alalım bunlardan.

ASLI HANTAL: Bulabiliriz.

ADNAN OKTAR: Tabii, bayağı güzel görünüyorlar.  Alalım da kavanozlarda falan sergileyebiliriz. Çok güzel görünüşleri. Veyahut düz cam zeminin üstünde. Bunlar çok büyük nimet. Allah’ın sanatı.

BEYZA BAYRAKTAR: Hepsinde altın oran var demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, akıl almaz şeyler bunlar.

Şahımız Şeyhimiz Şıhımız Şeyh Nazım Adil El Kıbrısi El Hakkani Hazretleri dünyaya şeref vermişlerdi. 21 Nisan 1922 gününde şeref vermişlerdi. Allah gani gani rahmet etsin. Dünyalar tatlısı. Bak evini de terk etmedi. Kedisi de onu terk etmedi. Biz Şeyhimizi asla terk etmeyiz. Allah bağlılarına, sevenlerine uzun ömür versin.

Eski güreşleri yayınlayalım bari. Güreşi unutturacaklar bize. Adil Atan, Bayram Şit, Müzahir Sille yani hep unutuldular. Ali Rıza Alan’ın 52 kiloda güreşi vardı. Böyle bir olay yok kardeşim. Bütün oyunları sergilemişti. Bir ara Ali Rıza Alan’ı köprüye getirdi karşısındaki güreşçi. İllet oldu. Yani adama yapmadığını bırakmadı mübarek. Adamı vida gibi çeviriyordu böyle burguda. Çevir çevir çevir, omuzuna alıyor atıyor atıyor. Omuzuna alıyor atıyor. Ta en sonuna kadar uğraştı. En sonunda tuş yaptı. Ama spor bu tabii. Güzel yani. Bir şey yok. Eziyet değil.

ASLI HANTAL: Medved, Taylor Chris’e karşı bir tane var.

ADNAN OKTAR: Medved, kardeşim çok büyük olaydır. Rusların ağır sıkleti. Efsanedir. Hay aslanım. Kardeşim, pehlivanın Rus’u Bulgar’ı olmaz. Ayı Boğan Taylor altındaki. Kolunu kırmak istiyor, olmaz. Ya kardeşim nerede böyle pehlivanlar? Kalmadı. Bak kaç misli büyük ondan ama hiç. Kaç yılın kurdu Taylor. Ama Medved’e karşı yapacak bir şey yok. Medved benim bildiğim Rusya’da Ayı anlamına geliyor. Ama beyefendiyi tenzih ediyoruz tabii. Tuşla yenmezse ayıp yapar. Tuşla galip geldikleri yok mu?

GÖRKEM ERDOĞAN: Bende bakayım var mı?

ADNAN OKTAR: İranlı Allahverdi vardı 52 kiloda, fırtına gibi eserdi. Güreş muhabbeti yapmak isteyen gelsin.

ASLI HANTAL: Adnan Bey, tarihte bugün de 21 Nisan 1983’te Budapeşte’de yapılan Avrupa Serbest Güreş Şampiyonası’nda, Reşit Karabacak 82 kiloda şampiyon olmuş.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim. Reşit Baba. Evet.

ASLI HANTAL: Resmi vardı. On bir yıl aradan sonra da Türkiye’ye altın madalya kazandırmış.

ADNAN OKTAR: Reşit Karabacak, o da fırtına gibi güreşirdi aslanımız. Vehbi Akdağ vardı Tokatlı hemşerim. Rakiplerini böyle kırbaç gibi vururdu. Yok mu eskilerden?

GÖRKEM ERDOĞAN: Bende Medved’in yok.

ADNAN OKTAR: Medved şart değil kardeşim. Kardeşim bizim kendi güreşçilerimizden yok mu? Kim kim güreşiyor?

GÖRKEM ERDOĞAN: Bende sadece Bayram yazıyor.

ADNAN OKTAR: Bayram Şit mi? Ama değil o Bayram Şit. Vay be, tuşa bak sen ya. MaşaAllah. Bas bas bas. Bastır bastır. Eskiden pehlivan varmış. Bak, tuş işte tamam. Bu maç değil. Bu güreş egzersiz yapıyor. Böyle olmaz. Maç olması lazım.

ASLI HANTAL: Bir tane yayınlayabiliriz.  

ADNAN OKTAR: Hakiki maç olacak. Öyle olduktan sonra, filmler gibi olur mu öyle. Bak, hakiki pehlivan dedin mi böyle olur. Bak rakibini kırbaç gibi savuruyor. Aferin.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bir tane de Rıza Güreş şu an geliyor bana.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu yeni nesil nedir ya bu. Kimseden haberleri yok. Ne acı ya, ne acı. Evet görelim. Rıza helal olsun sana koçum. Rıza’ya helal olsun. Bu kadar mı?

ASLI HANTAL: Bu kadar.

ADNAN OKTAR: Bir daha hazırlayın kardeşim. Bizim güreş programımız olsun. Bir kere eskileri bir gösterin. Tanıtın. Bu korkunç bir şey. Bu nasıl bir olaydır? Gösterin. Toledo’da, Helsinki’de, nasıl destan yazmışız? Tokyo Olimpiyatları. Gençlerin hiç bunlardan haberleri yok. Takım halinde şampiyon olmuştuk kaç kere. Roma Olimpiyatları. Müzahir Sille, Bayram Şit, Adil Atan. Su gibi ezberden bileceksiniz. Bu anlattığım zamanın kahramanları.

GÖRKEM ERDOĞAN: Ben şey gösterebilirim Abdülaziz döneminde, Sultan Abdülaziz döneminin güreşçileri.

ADNAN OKTAR: Olur.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu Filiz Nurullah. Filiz Nurullah ve Kara Osman.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Osmanlı pehlivanları.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu Kara İbo. Kel Aliço.

ADNAN OKTAR: Kel Aliço. Bizim Banu’nun dedesi Kel Aliço. Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: Soldan sağa: Kara Osman. Hasan Nurullah. Koca Yusuf.

ADNAN OKTAR: Koca Yusuf’a yamuk yapmışlardı. Çok değerli bir insandı. Yani vicdansızlık yaptılar.

GÖRKEM ERDOĞAN: Makarnacı Hüseyin.

ADNAN OKTAR: Delikanlıya Makarnacı denilir mi? Ne makarnacısı? Ne kadar acayip bir laf. Pehlivan Hüseyin desinler. Makarnacı Hüseyin olmaz.

ASLI HANTAL: Bir güreşçimizi tanıtabiliriz. Hüseyin Akbaş.

ADNAN OKTAR: Göster.

ASLI HANTAL: Resmini gösterebilirler. Hüseyin Akbaş, Serbest Güreş dalında “Dünya Kralı” lakabını almış. Bu dalda 52 kiloda dünya üzerindeki en yüce pehlivanlardan sayılmış. Melbourne Olimpiyatları’nda on iki kilo azalarak kürsüde bulunmuştur.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Başka?

GÖRKEM ERDOĞAN: Celal Atik.

ADNAN OKTAR: Celal Atik. Göster. Hay benim aslanım be.

GÖRKEM ERDOĞAN: Dünyadaki güreşin kurucularından olan yüce bir şampiyondur. Atatürk’ün tavsiyesiyle Doğan soy ismi yerine Atik’i almıştır ve yıllarca Türk Milli Takımının başında antrenör olarak vazifesini sürdürmüştür.

ASLI HANTAL: Mustafa Dağıstanlı var. Görebiliriz resmini.

ADNAN OKTAR: Dağıstanlı tabii ünlüdür. 

ASLI HANTAL: Hiçbir mağlubiyet yaşamamış olan, yüce bir şampiyonumuzdur. Ve olimpiyatlarda çift altın madalya alarak tarihe geçmiştir. 1973-1980 seneleri arasında, sekiz sene boyunca AP’den milletvekilliği de yaparak mecliste de yer almış.

ADNAN OKTAR: Doğru.

GÖRKEM ERDOĞAN: Ahmet Ayık. Görebiliriz resmini. Türk güreşinin en yüce şampiyonlarından olmuştur. Kendi kilosunda Rus Medved ile İranlı Tahti’yi yenik düşüren tek isim olmuştur.

ADNAN OKTAR: İranlı Tahti ünlüdür evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: İki devre boyunca federasyon başkanlığını da yapmıştır.

ADNAN OKTAR: Evet.

ASLI HANTAL: Hamza Yerlikaya, resmini görebiliriz. Son senelerde Greko minderinde büyük başarılar kazandı. İlk dünya şampiyonluğunu on yedi yaşındayken ele geçirdi. Yüz yılın güreşçisi oldu. Yıldız, Genç, Ümit ve Büyüklerde Avrupa ve Dünya şampiyonlukları aldı. Atlanta Olimpiyatı’nda ise altın kazandı.

GÖRKEM ERDOĞAN: Yaşar Doğu, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Rahmetli. Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: Türk güreşinin simgesiydi ve 66 kilodan başlayıp, ağır sıklete kadar çıtasını yükseltti. Serbest ve Grekoromen olarak güreşlere katıldı.

ADNAN OKTAR: Greko evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: Birçok şampiyonu da yetiştirme görevi üstlendi.

ADNAN OKTAR: Sefer Baygın vardı 48 kiloda. Fırtına gibiydi. Ali Rıza Alan, halen yaşıyor Ali Rıza Alan. Tokatlıdır. Hemşerimdir. Bilinemiyor bu değerli insanlar. Çok acı. Bunları bakanlık, Gençlik Spor Bakanlığı ortaya çıkartması lazım. Tanıtması lazım. Değil mi? Bir zamanlar ortalığı inim inim inlettiler. Unutulmaları çok acı. Unutturulmak istenmeleri de çok acı. Olmaz. Ali Rıza Alan çıktı mı kesindi. Sefer Baygın 48 kiloda yani hiç sırtı yere gelmiyordu maşaAllah. Celal Sandal vardı boksta. Tabii boks sporunu ben tasvip etmem. Hakkı Sözen vardı, ona rakip olarak çıkartılmışlardı. Dediler “Celal Sandal senin yerini tutabilir mi?” dediler. “Asla” dedi. Yani yerini doldurabilir mi? Ama “çok gayret etmesi lazım” falan demişti, hiç unutmam.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Ahmet Hakan “Nasıl bir parti iş yapar?” başlıklı yazısında şunları söyledi. “Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya falan. Referandum sonuçları gösteriyor ki ‘ver mehteri’ demek yerine, ‘başlat reformu’ diyen, ‘Üst akıl’ demek yerine, ‘hukuk’ diyen, ‘geçmişe bakmak’ yerine, ‘geleceğe bakan.’ ‘Algı operasyonu’ demek yerine ‘özgürlük’ diyen bir parti iş yapar.” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne dedi, ne dedi? Bir daha de bakayım.

ASLI HANTAL: “‘Ver mehteri’ demek yerine, ‘başlat reformu’ diyen, ‘Üst akıl’ demek yerine, ‘hukuk’ diyen.”

ADNAN OKTAR: Bak üst akıldan rahatsız olmuş. Onu bir türlü hazmedemiyor. Laf arasında geçiştirmeye çalışıyor. Üst akıl İngiliz derin devletidir. Hukukla İngiliz derin devletinin ne bağlantısı var? Yani ne alakası var? İngiliz derin devleti; deccaliyet. Hukukla nereden bağlantı kuruyorsun? “Ver mehteri” tabii ki bu çocuksu ve zayıf bir mantık. Bunla bir partiyi ayakta tutmak, bir ideolojiyi güçlendirmek mümkün değil. Ama gariban o. Ne yapsın o da? Yani kendince etkili olacağını düşünüyor. Sen konuşmayınca, o konuşuyor. Sen daha iyisini yap o zaman. O çocuk yine iyi niyetli yani. O kadar aklı yetiyor. O kadar imkanı oluyor. O kadar konuşabiliyor. Ama belli vatanı milleti sevdiği.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: İki güreşçimizin daha resimleri var. Adil Atan.

ADNAN OKTAR: Adil Atan, evet.

ASLI HANTAL: Bayram Şit.

ADNAN OKTAR: Bayram Şit. Evet. Eskiden Taksim’de olurmuş güreş müsabakaları. 1929’da. Var mı sende resmi?

ASLI HANTAL: Evet görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Olay bu. Görmedim, duymadım yok.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bir güreşçimiz daha vardı. Gösteriyorum resmini. Ahmet Kireççi, Türkiye tarihinin ilk olimpiyat zaferini bronz madalya ile getirmiş.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

ASLI HANTAL: Türkiye tarihinin ilk olimpiyat zaferini kazanmış, bronz madalya almış Ahmet Kireççi. Diğer bir güreşçimiz 1960 Roma olimpiyatlarında tozu dumana katan bir güreşçi Müzahir Sille.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah.

ASLI HANTAL: Tevfik Kış, 1960’ta Roma’ya adını kazıyan bir diğer altın madalyalı Türk. 

ADNAN OKTAR: Evet. Roma’yı yıkmışlardı o zamanlar maşaAllah. Roma Roma olalı böyle bir olay görmemişti.

ASLI HANTAL: Hasan Güngör, altı farklı şampiyonadan elleri dolu dönen milli güreşçimiz. 

ADNAN OKTAR: Aslan maşaAllah.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: 1960 Roma Olimpiyatları’ndan bir resim var. Görebiliriz. “İranlı meşhur güreşçi Tahti milli güreşçimiz İsmet Atlı karşısında tutunacak dal arıyor” diyor.

ADNAN OKTAR: Vay be. İranlı Tahti. İşte söylediğim 52 kiloda Allahverdi vardı o da çok ünlüydü.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Star Yazarı Selahaddin Çakırgil Müslüman coğrafya üzerinde büyük bir oyun oynandığını anlatan yazısında şunları söyledi; “Osmanlı’nın son demlerinde Şam’a giren İngiliz kumandanı Mareşal Allenby, Selahaddin Eyyubi’nin mezarına gidip bir tekme savurmuş ve “kalk Selahaddin biz geldik” demişti. Bugün o söylemi Trump da tekrarlamak istiyor. Daha bir uyanık davranmak zamanıdır” dedi.        

ADNAN OKTAR: Yok Trump’ın öyle bir derdi yok. Trump’a sadece İngiliz derin devleti kafayı taktı. Trump kendi halinde tipik bir Amerikalı, iyi niyetli bir Hristiyan. Selahaddin Eyyubi’ye karşı adam orada densizlik yapmışsa o tarihte orada kalmış. Mezarına ayağını vurduysa o ayağı zaten kırılmıştır, kırılmadıysa da biz kanunla hukukla kırarız, öyle bir dert olmaz yani yıllar geçse de kırarız.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: İran’da sürpriz bir şekilde Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan Ahmedinejad veto edildi. Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyamayacak, İran’ın dini lideri Ali Hamaney daha önce Ahmedinejad’ın aday olmamasını istemişti.

ADNAN OKTAR: Hayır vardır. Ahmedinejad çok samimi Müslüman, samimi delikanlı.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Passiflora çiçeğinin resimlerini göstermek istiyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Passiflora beş yüz kadar türden oluşan asma ya da sarmaşık tipli bir bitki cinsi. Bazı türleri meyvesi için yenilebiliyor. Tropikal bölgelerde ziraatı yapılıyor. Bazıları da çiçeklerinden dolayı bahçe ve kameriye örtü bitkisi olarak kullanıyor. Çok çeşitli renkte.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel çok hoşmuş. Bahçeye ekelim onlardan.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın konuşmasını taklit ederek sosyal medyada ünlenen İzmirli oyuncu Gökhan Aslan, Cumhurbaşkanımızla İzmir mitinginde görüştü. Fotoğrafları var. Görebiliriz. Cumhurbaşkanımız’ın taklitlerini yaptığı için kendisinden helallik istemiş.

ADNAN OKTAR: Çok güzel yapıyor taklidini mükemmel oluyor. Garip bir durum yok ki, Tayyip Hoca’yı daha sempatik gösteriyor, çirkin bir şey değil o ve mükemmel yapıyor. Yok yok gönlü rahat olsun. İyi niyetli olduğu belli, tedirgin olacağı hiçbir şey yok. Hatta devam etmesi lazım. Aynısı ya hayret edilecek şekilde yapıyor.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Daha önce anlattığınız konulardan bir örnek okumak istiyorum. “Bir yerde bir olay olduğunda çok çabuk yatıştırılması önemlidir. Sokak kavgalarını bir anda provokatif olaya dönüştürebilirler. İngiliz derin devletinin bu tip oyunlarına fırsat vermeyelim. Milletçe olgunluğumuzla, aklımızla, itidalimizle gereken cevabı verelim” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: İngiliz derin devletinin metafizik yönünü bilmiyorlar onun için şaşırıyorlar nerden çıktı falan gibisinden. Ya kardeşim Irak’ta oluk oluk kan akıyor durduk yere, Suriye’de oluk oluk kan akıyor, Afganistan’da akıyor, Libya’da akıyor şaşırmıyor musun bunu kim yapıyor diye hayret etmiyor musun? Binlerce ton bomba Müslümanların tepesine yağıyor, hangi insan yapar bunu? Hiçbir pilot yapmaz, hiçbir asker yapmaz. Bunu motive eden, bunu yönlendiren güç nedir diye merak etmiyor musunuz? Bu metafizik güç nedir diye merak etmiyor musunuz? İşte bu metafizik güce deccal deniyor, deccaliyet. Buna karşı da hareket eden güce Mehdiyet deniyor.

Arap Cami çok güzel bir cami. Oraya biz topluca namaz kılmaya giderdik eskiden Arap Cami’ye yirmi beş yıl önce falan. Camileri tek tek gezerdik o zamanlar, her gün bir camiye. Sarıkla kılıyorduk o zaman biz namazı bizim çocuklarla beraber. Bayağı da uzundu sarık, sardığımız sarık. Ben yeşil ve beyaz sarık kullanıyordum, yeşil, beyaz ve siyah üç sarık çeşidini de kullanıyordum. Bizim çocuklar da öyle. Sungur Ağabey bizi görmeye geldiğinde benim başımda beyaz sarık vardı, bizim çocuklar da öyle oturuyorlardı hepsi, sarıkla oturuyorlardı çok hoşuna gitti bizi görünce. Kahverengi bir cübbesi vardı, kahverengi de takkesi vardı başında. “Kardeş, senin adın ne kardeş?” dedi. “Adnan Hocam” dedim, “Adnan Oktar” dedim. Hayret der demez “nerelisin sen?” Dedi. “Ankaralıyım” dedim. Hemen cebinden kağıt kalem çıkarttı böyle durdu hesap yapmaya başladı, ebced hesabı yapmaya başladı. Bizim çocuklardan da böyle heyecanlandılar gülenler falan oldu ve münasebetsizlik olduğu için, cahillik yaptıkları için Hocamız’ı ben alıp aşağıya doğru indirdim. Ben de orada fırsatı ganimet bildim çok iyi oldu. “Hocam, Mehdi (as) Nur talebesi mi olacak?” Dedim. Benim amacım evet Nur talebesi olacak dedirtmek. Tabii ki Nur talebesi olacak diyecek. “Yok, bambaşka olacak” dedi. “Nur talebesi olmayacak” dedi önce. Acayip şaşırdım ben Nur talebesi olmayacak deyince. Çünkü bir Nurcu bunu asla demez. Her tarikat kendi tarikatından olmasını ister. Nur talebesi olmayacak ne demek? “Peki nasıl olacak Hocam?” Dedim. Böyle elini açtı ““bambaşka olacak” dedi Bediüzzaman” dedi “bambaşka.” Yani hiç alakasız görüntü anlamı, bambaşka o. Ben de heyecanlandım başka da soru sormadım. Halbuki ne sorulabilirdi o anda? Düşünün bakalım ne diyebilirdik başka? Bu tarihlerde mi gelecek? Denebilirdi. Yahut vakti mi şu an, çıkışı için vakti mi? Denebilirdi. Ama zaten üslup. Ben hiçbir şey diyemedim Allah’ın hikmeti o kadarıyla kaldı. Ama desem diyecekti, daha hala konuşacaktı. Bir hesap yaptı ama “niye hesap yaptınız?” da diyebilirdim. Ama o da ayıp onu söylemezdi herhalde.

Sungur Ağabey onu söyle dedik hiç söylememiş hayatında. Çok kalabalıktı biz gittik onun dershanesi vardı halen daha açık oranın dershaneleri. O biraz konuşması zor duyulan ve zor anlaşılan bir üslubu vardı.  Biraz böyle genzinden konuşuyor hafif, öyleydi. Durduk yere hiçbir soru sormadan öyle, soru sorduğunda cevap vermiyordu. Şeyh Nazım Hocamız’da da öyleydi. Bizim çocuklar gidiyorlardı soru soruyorlardı o geçiştiriyordu. Ama kendinden o direkt anlatıyordu o zaman. Durduk yere dedi ““Mehdi (as)’ı ben görmeyeceğim ama sen göreceksin Sungur” dedi” dedi. Biz de dedik “Duydunuz değil mi?” dedik talebelerine. Hayret ettik onu söylemesine. Bir de dedi ki, “Sen Seddi Zülkarneyn oldun” dedi. “Seni aşıp küfür bize gelemiyor” dedi durduk yere. Çok hoşuma gitti öyle deyince. Bak “Seni aşıp bize gelemiyorlar.” Yine güzel konuşmaları oldu. Allah işte onu da nasip etti bize, onu kulağımızla duymaya. Talebeleri de şahit oldu, o yönden de çok iyi oldu.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Yeni Çağ’dan Aslan Bulut, İngiliz derin devletine işaret eden şu yazıyı yazdı; “Türkiye Cumhuriyeti sadece Türkiye’de yaşayan seksen milyon Türk’ün değil bütün mazlum milletlerin en büyük dayanağıdır. Çünkü biz 23 Nisan’da biz o günlerde üzerinde güneş batmadığı söylenen İngiliz emperyalizmini çökertmiştik. Bugün Büyük Ortadoğu Projesi’yle bütün Türk İslam dünyasına kan ve gözyaşı vaat eden koalisyon emperyalizmini de çökerteceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Açık açık İngiliz derin devleti deseler çok iyi olacak.

Sungur Ağabey çok şekerdi. Risale-i Nur okuyordu, ben normal okuyor zannettim baktım gözleri bembeyaz yani gözünün akı tamamen gözüne hakim olmuş, o renkli kısmını yukarı doğru almış gözünü nasıl yaptıysa bilmiyorum. Bembeyaz onunla okuyordu. Hiç abartmıyorum çünkü bunu yüzlerce, binlerce kişi biliyor. Gözünün o renkli kısmını yukarı alıyor bembeyaz yani sırf beyazlık görünüyor gözünde su gibi okuyor Risale-i Nur’u. Bu nasıl oluyor? Ezberden okuyor. Çok güzel okuyordu, çok güzel anlatıyor.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sizin Sungur Ağabey’le birlikte bir fotoğrafınız var ziyaretinizden.

ADNAN OKTAR: Evet. Dünyalar tatlısıydı maşaAllah. Ben bir de Sungur Ağabey’in paltosunu tutuyordum, o tutturtmak istemedi böyle elimi öptü paltoyu tutarken. Çok şekerdi o bayağı mütevazi, hiç öyle bir işi kabul etmiyordu. Sungur Ağabey’in dersinden resimler var görebiliyor muyuz?

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tatlılığı görüyor musun? Tipin şekerliğini. Şeyh Nazım Kıbrısi Hocam’ın da ben elini öpmek için bayağı bir uğraşıyordum. Nasıl yapıyorsa çok usta çevik birden benim elimi öpüyordu. Bir çözüm bulamamıştım ben ona bir türlü. Bayağı azmetmiştim son geldiğinde kesin elini öpeceğim dedim. Müthiş çevikti birden şak diye elimi öpüyordu. Oğulları çok efendiler maşaAllah. Şeyh Mehmet Efendi biliyorsunuz vekili çok mütevazidir. Gerçek Şeyhtir o biliyorsunuz, icazetli Şeyhtir. 1400 yıllık silsile var, silsilename. O altın silsilenin son sahibi.

Hikmet Ağabey vardı Nurcu Hikmet Ağabey. Bizim çocukları hep o yetiştiriyordu. Çok iyi Risale-i Nur’a vakıftı. Canım benim bir pardösüsü vardı. Biz nereye gitsek oraya gelirdi camilere. Çok titiz Risale-i Nur dersi yapardı. Çocuklar çok iyi takip etmişti.

Risale-i Nur çok faydalı bir kitap. Gençler, insanlar, yaşlılar herkesin mutlaka istifade etmesi gereken bir eser Risale-i Nur Külliyatı. Böyle üslubu belki böyle çok ağır gelebilir ama o kitapta bir ruh var yani samimi bir Müslüman ruhu var onu okuyan o ruhu alır o yönden çok önemli. Bir de metafiziktir biraz Bediüzzaman yani normal bir insan değil, alıştığımız bir insan değil. Tevazuu da mükemmel olmakla beraber metafizik bir insandır. O metafizik yönünü de çok gizlemiş bir insan. Gizleyebildiği kadar da gizlemiş bir insan.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: AK Parti Isparta Milletvekili Sait Yüce -resmini görebiliriz- “Mustafa Sungur, Abdulkadir Badıllı, Said Özdemir, Abdullah Yeğin ve Salih Özcan gelen tehditlere rağmen örgüt sempatizanı aile fertleri tarafından tedavi için götürüldükleri FETÖ’ye ait hastanelerde ya da başka sağlık kuruluşlarındaki paralel yapıya mensup doktorların kontrolü altındayken şüpheli şekilde kalp krizinden öldüler” diye bir açıklamada bulundu.  

ADNAN OKTAR: Sungur Ağabey’de bir şey yoktu aslan gibiydi. Abdullah Yeğin Ağabey de aslan gibi hiçbir şeyi yoktu, oturuyordu normal ertesi gün öldü dediler. Bir gariplik var, olay savcılığa intikal ediyor ama savcılıkta da olaylar biraz ağır ilerliyor. Adamları getirsinler kardeşim konuşturulur, nedir bu anlat dersin. Paralel sorguya alınır anlaşılır. Biz o zaman bayağı feryat figan ettik. Bas bas bağırdık. Cumhurbaşkanı’na faks çektik, Adalet Bakanlığı’na faks çektik, Sağlık Bakanlığı’na faks çektik her yeri ayaklandırdık ama çare bulamadık. Bağırdık çağırdık çare bulamadık.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: 1956 yılında İstanbul Dünya Şampiyonası’nda Hüseyin Akbaş’ın İranlı rakibiyle yaptığı güreş müsabakasını görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Pehlivanlık böyle olur kardeşim. Tuş hakikaten çok heybetli bir olay, bayağı etkileyici bir sonuç.

Kedi şahane bir varlık yani çok büyük bir nimet.

Sungur Ağabey’in gençlik resimleri varmış. Onları görebiliyor muyuz?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Hapishane resmi var. Sungur Ağabey, aslan o aslan. Cennet kuzusu inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Kuğu resimleri vardı. Bir kuğu çifti hayat boyu birbirinden ayrılmaz. Kuğuların yavruları yumurtadan çıktıktan sadece birkaç saat sonra yürümeye, koşmaya hatta yüzmeye başlarlar. Yavru kuğular yorulduklarında annelerinin sırtına çıkar, gezintilerine bu şekilde devam ederler. Ayrıca kuğuların tüyleri suyun içinde ıslanmaz çünkü tüylerinde ıslanmalarını engelleyen bir yağ tabakası vardır.

ADNAN OKTAR: Allah’tan onlara mucize aslında ıslanma diye bir şey yok. Yağ mağ dinlemez o sistem. Allah onu mucize olarak meydana getiriyor. Ne kadar yağlı olursa olsun, isterse zeytinyağına batırıp çıkarsınlar ıslanır. O bir metafizik olay aslında.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bir kelebek ve renkli böcek resimleri var, görebiliriz. Kelebeklerin iki kanadındaki desenler de simetrik.

ADNAN OKTAR: Yalnız tabii çok iyi bakılması lazım bu hayvanlara. Adam koleksiyon yapıyor. Böcek olacak, sen gidip onu öldüreceksin hayvanı. Öyle mi? Koleksiyonunu yapacaksın. Göğsünü gere gere göstereceksin. Sen yapıyorsun, o yapıyor. O zaman böcek kalmıyor. Kesin yasaklanması lazım. Koleksiyon yaptıklarında da bir kanunu müeyyide şart.

“Harun Yahya- Adnan Oktar’ın eserlerinin elmas hükmünde olduğunu gördük.” demişti Sungur Ağabeyim. “Önce” diyor bak “Daha önce biz biraz geri duruyorduk” dedi. “Risalelerden başka kitaplarla ilgilenmiyorduk” dedi. Ben de vardım. “Fakat neşriyat (yayınlar) aleminde Harun Yahya’nın eserlerinin elmas hükmünde olduğunu gördük maşaAllah” dedi. Bu insanlar gerçekten Mehdi (as)’ı bekleyen insanlar. Fethullah Gülen toplantısı vardı. Bütün millet bayram havasında falan. Gelecek yüzyıllar, gelecek binyıllar bizim havasındalar. O da çıktı bu hadislerden ve ayetin ebcedinden kıyametin çok yakın olduğunu söyledi. Böyle ateşin üstüne bir kova su dökmüş gibi oldu millet buz kesti adeta. Şahane olmuştu. Bir kısmı için millet derken oradaki kişilerin bir kısmı.

Bu Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı ile ilgili haberi bir daha okusana.

ASLI HANTAL: Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Harran Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Doçent Doktor Hasan Karsen yaptığı açıklamada şunları söyledi. “Bediüzzaman’ın talebesi Abdülkadir Badıllı Ağabey’in sağlık durumu ile ilgili gün gün bilgi alıyordum. Durumu iyiyken kötüleşmeye başladı. Ziyaretine gittim. Gece gittiğimde yoğun bakıma gittim. Harran Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı sıfatıyla görüşmek istedim. “Asistan doktor yok.” dediler. Dosyasına baktım, hemşire dosyayı elimden aldı. Halbuki hasta yakınının hasta ile ilgili her türlü bilgiyi öğrenme hakkı var. Oysa hastane benden sakladı. Bütün bunlar beni şüphelendirdi. Bunun bir suikast olma ihtimalini çok ciddi bir şekilde düşündüm. Hala o düşüncedeyim.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim o zamanlarda bizden dosyayı almışlardı. Profesör geldi, çok büyük olay çıkartılar. Dosyasına bakmak istedi sonra da polis çağırdılar, Sungur Ağabey’de. Oğlu cansiperane karşı koydu o oğlan. Büyük oğlu çok efendi, o çok iyi.

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.