Sohbetler (23 Nisan 2017; 10:00)

Bu stenoqramının (dublikatın) videosunu müşahidə etmək üçün çıqqıltı" »

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Biz kardeşlerimizle biraz sohbet edeceğiz.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Yayına devam ediyoruz. Doğru. Nasıl devam edelim? Müzikle.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Hayrettin Karaman referandum öncesi “Hayatımızda İslam’ın adım adım tamamlanmasını istiyorsak, bu adımlardan birini teşkil edecekse ‘evet’ demek farz olur.” Diye yazmış. Referandum sonrası da “Halkın yüzde elliden fazlasının bu farzı yerine getirmiş olması, dindarlık oranlarına göre önemli bir gelişmedir” demişti. Akif Beki de göbeği açık kıyafetle ‘evet’ diyen kızların fotoğrafını yayınlayarak, “Mesela bu fotoğraftaki arkadaşlar dinle kurduğu gizli alakanın farkındaymış. Hocanın düşündüğü şeye oy verdiklerinin bilincindeymiş gibi mi görünüyorlar?” diye sordu. Akif Beki şöyle diyor ayrıca; “Yani İslam’ın hayatımıza hakim olması için ‘evet’ dediler öyle mi? Peki bundan haberleri var mıydı? Sistem değişikliğine oy verdiklerini zannederken, aslında İslam’ın hakimiyetini tamamlamasına oy verdiklerini biliyorlar mıydı?”

ADNAN OKTAR: Tabii biliyorlar. Kim istemez İslam’ın dünyaya hakim olmasını? Allah aşkına. Adam plaja gider göbeği açık. Göbeğinin açık olması haram değil ki. Göbeği açık olması dinsizlik mi? Türkiye’de barışın, sevginin, kalitenin, güzelliğin yani İslam’ın dünyaya hakim olmasını istemeyen bir kişi çıkmaz. Komünistler bile ister. Öyle bir şey olmaz.

Cem Küçük kardeşimizden rica ettik. Dedik ki; “O sözünü düzelt” dedim. “Mavi Marmara’da şehit düşenlere manyak demem mümkün müdür? O insanları her yerde savunan insan benim” diyor. Tamam. “İsrail’i benim kadar eleştiren ikinci bir yazar asla olmamıştır” diyor. “Bir Müslüman olarak Mavi Marmara’yı savunmayacak kimse yoktur. Başını sonunu anlamadan benim Mavi Marmara’da şehit düşene ‘manyak’ diyeceğimi düşünmek hiç doğru değildir” diyor. “Devlet nezdinde de o şehitlerimizin hakkını savunmamak olmaz” diyor.  Devlet de bilir ki bunu en çok savunan benim” diyor. Mesele yok o zaman işte. Yani bu açıklamayı yapan Cem Küçük. “Gittiğim her yerde İHH’ya ve 2013’te de Somali’ye ziyaretimde anlatmışımdır” diyor. İşte tamam. İşte bu sözü artık yeterli kabul etsinler. Yeni mi yaptı bu açıklamasını Cem Küçük?

ASLI HANTAL: Soralım.

ADNAN OKTAR: Olmuş. Yani artık bunun üstüne gitmesinler Cem Küçük’ün. Bu açıklama yeterli. Daha ne desin yani değil mi? Bak çok sarih. Ama ‘şunu da kastettim’ diye ilave etse iyi olur. ‘Ben onları demedim ama şunları kastettim’ diyebilir. Ama bu olmuş zaten. “Mavi Marmara’da şehit düşenlere manyak demem mümkün müdür? O insanları her yerde savunan insan benim.” Bitti. Demek ki, o söz başkasına. “İngiliz derin devletinin ajanlarını kastetti” dedim ben. Ona benzer bir açıklamada yaparsa daha da sağlam olur. Bu konuşmanın üstüne, artık o çocuğun üstüne gitmesinler. Anlamı olmaz. Mesela benim orda talebem sayılan Fahri Yaldız var. Beni canı gibi severdi. Benim bütün kitaplarımı okumuştur. Çok hürmetli. Yani sorulduğunda “Hocamız, ben onun talebesiyim” diyen bir insan. Fahri Yaldız. Görebiliyor muyum resmini?

ASLI HANTAL: Görebiliriz resmini.

ADNAN OKTAR: Bu çok mübarek bir insan. Bu Mavi Marmara’da şehit oldu. Yani benim talebem diyebileceğim, efendim onun ifadesine göre. O şerefle, şerefyab olduğum bir insan.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Şırnak’ın Uludere ilçesindeki terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonda iki askerimiz şehit oldu bugün. 

ADNAN OKTAR: Efeleri görebiliyor muyuz?

GÖRKEM ERDOĞAN: Şu an resimleri yok.

ASLI HANTAL: İsimleri henüz belli değil. Sabah 09:26’da haber yayınlandı. İsimleri belli değil henüz.

ADNAN OKTAR: Kabadayılara helal olsun. Allah bize de nasip etsin. Ne mutlu onlara. Ne mutlu. İmreniyoruz. Ne güzel. Cephedeyken bakıyorsun Peygamber (sav)’le sohbet ediyor, yemek yiyor. Ne güzel. Allah bize de nasip etsin. Allah anne babasına uzun ömür versin, sabr-ı cemil. Kabadayıları tebrik ediyorum. Allah şahadetlerini makbul etsin, meşhur etsin. Yani çok büyük bir şeref. Kendilerine de ailelerine de. Ne güzel. Şimdi mesela biz bilmiyoruz cennete mi gideceğiz, cehenneme mi gideceğiz? Onlarınki net. Çok net. Doğrudan cennet yani. Biz bilmiyoruz. İmtihan ortamı. Kabadayılara Allah güç kuvvet versin. Yiğitlere Allah koruma nasip etsin. Hıfz-ı emanına alsın. Askerlerimizin her konuda başarılı olmasını Allah nasip etsin. Polisimizin her konuda başarılı olmasını nasip etsin. Deccal kuvvetlerini Allah kahr-u perişan etsin. Deccal ordularını Allah kahr-u perişan etsin. Türk askerini, Türk polisini de muzaffer etsin. Aslanlarımız sonunda orda bir tane bile bırakmayacak bu çakallardan. Hepsi kodese. Hepsi kodese girecek.

Fahri Yaldız. Evet Fahri Yaldız. O candır. Çok değerli bir kardeşimizdir. Bir daha göster Fahri Yaldız’ı.

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Hepsi değerli de, bu kardeşimiz ayrıca her yerde benim talebem olduğunu söyleyen, bütün kitaplarımı okuyan, hatta çocuğuna da Harun Yahya ismini koydu. Küçük Harun Yahya. Var mı onun resmi?

ASLI HANTAL: Evet.

ADNAN OKTAR: Bak şu gözlüklü üsteki var ya, o afacan. Turunculu o. Onun ismi Harun Yahya. Babası beni sevdiği için oğluna da Harun Yahya ismini koymuştu. Şehitler aleminin gülü o. Allah ailesine sabır, selamet, hidayet, güzellik, uzun ömür nasip etsin. Diğer bütün şehitlere de.

Cem Küçük, bak açıklaması çok net. Daha hala samimiyetsizlik yapmasınlar. Bak ne diyor Cem, “Mavi Marmara’da şehit düşenlere manyak demem mümkün müdür? O insanları her yerde savunan benim” diyor. Üç; “İsrail’i benim kadar eleştiren ikinci bir yazar asla olmamıştır” diyor. “Bir Müslüman olarak Mavi Marmara’yı savunmayacak kimse yoktur.” Diyor. Daha ne desin? Demek ki, bu komployu yapan, oyunu hazırlayan İngiliz derin devletini kastediyor. Bu kadar. Ama bunu da söylese iyi olur. Yani İngiliz derin devleti demesin de, bunun arkasındaki güçler desin. Bir şey desin yani. Değil mi, hedefini de belli etsin. Ama bu yeterli aslında. Şu konuşması. Ama o daha pekiştirir, daha iyi olur. “Devlet nezdinde de o şehitlerimizin hakkını savunmamak olmaz” diyor. “ Devlet de bilir ki bunu en çok savunan benim” diyor. Tamam. Artık üstüne gitmeleri samimiyetsizlik üstü samimiyetsizlik olur. Olmaz.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Isınmak için birbirine sokulmuş iki tane kedi var.

ADNAN OKTAR: Yaklaştır bakayım.

ASLI HANTAL: Üç tane.

ADNAN OKTAR: Üç tane. Çok şeker. Canlarım benim. Yazık üşümüşler. Bunlara böyle sıcak küçük odalar yapmak lazım. Alttan ısıtmalı. Her yerde olabilir. Belediye böyle bir şeyler yapsın. Belediye köpek kulübeleri yapıyor ama hem kirli, hem soğuk. Öyle olmaz. Alttan ısıtma koysunlar. Ne olur? Neye mal olacak ki sanki?

“Hocam ‘Avrupa’ya gitmeyelim. Avrupa’dan daha iyi olalım, kaliteyi artıralım. Her yeri de güzelleştirelim. Güzellikleri koruyalım’ diyorsunuz. Bugün lale festivali nedeniyle, yüz kırk üç bin lalenin dikilip, Taksim Meydanı’nda halkımız selfie çektirmek için lalelerin arasına uzanmak isteyip, bir kısmı da laleleri koparmaya kalkışmış. Bunun üzerine belediye, özel güvenlik ekipleriyle laleleri korumaya almış. Bu konuda ne söylemek istersiniz?” İşte gece gündüz “eğitmek gerekir, anlatmak gerekir” dememizin nedeni bu. Gelenekçi Ortodoks kafa, bunları bu hale getirdi, bu insanları. Yani sevgisiz, kaliteden uzak, güzelliğin hakkını takdir edemeyen, güzelliği korumayı bilmeyen insanlar haline getirdiler. Ama şimdi öfkelenmek de olmaz. Bunlar bizim insanlarımız. Anlatacağız. Eğiteceğiz. Konuşacağız.

“Bayanlar üsluba adaba çok dikkat ediyorlar” diyor. Güzel.

Kamuran Gurbanov. O kardeşimize Allah sağlık sıhhat versin. Diğer doktor kardeşlerimiz de herhalde ilgileniyorlar. Ne gerekiyorsa yapılır inşaAllah. Ama tabii bazen doktorlar “tedavi ediyorum” derken sakatlayabilirler. Bazı hastanelere gidiyor adamlar ilaç alıyor, mahvoluyor perişan oluyor. Birkaç yere daha danışmakta fayda var o tip şeylerde. Tek bir kişinin aklıyla hareket pek olmayabilir. “Doktorum dedi, oldubitti.” Tamam, güzel de bir de aklına danış. Bir doktora daha danış. Telefonla da olsa bir görüş almak lazım, bazı mühim konularda. Mesela diyor ki, kardeşim “beyninde tümör var. Hemen onu çıkartmamız lazım.” Belki iyi huylu. Adam bırak, belki öyle normal yaşayacak. Çıkaracağım diye adamı sakatlıyorlar bu sefer. Adamın konuşması gidiyor, göz görmesi gidiyor. Sor. Birkaç kişiye daha sor, ne olur yani? Doktorum dedi deyip hemen gözü kapalı. Yani doktor Allah değil, insan. Hata yapabilir. Danışmakta fayda var.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Şili’de bulunan mermer mağaralarının resimlerini göstermek istiyoruz. Şili tarafında Coyhaique Gölü ve Arjantin tarafındaki Buenos Aires Gölleri arasında yer alan Mermer Mağaraları 6 bin yıllık oluşumun eseri. Dev kireç taşlarından oluşan mağaraların berrak sulara gömülmesiyle içinde labirente benzer odalar oluşuyor. Duvarlardaki suyun yansımasından dolayı da ışık oyunları meydana geliyor. Herhangi bir kara erişimi yok buraya. Bu harikulade görünümünden dolayı  'Mermer Katedrali' olarak da isimlendiriliyor. Yılın farklı zamanlarındaki su yüksekliği ve deniz suyundaki kalsiyum karbonatın etkisiyle mermer duvarlar cam göbeği mavisi renklere bürünüyor.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Ne güzel.

Sevgi eksikliği dünyayı saran en büyük bela. Ne açlık, ne şu, ne bu. En büyük bela budur, sevgi eksikliğidir. Zaten sevgi olsa, açlık olmaz. Silaha adam parayı veriyor. Bombaya veriyor. Silaha verilen, bombaya verilen parayla bu dünya on kere doyar, on kere. Fakir fukara diye bir kişi kalmaz. Herkes zengin olur. Habire silaha, mermiye, tanka, topa, ağır silahlara para veriyorlar. Bu arada da halk, insanlar eziliyor.

Dünyada tüm felaketleri yönlendiren, Ortadoğu’yu cetvelle paramparça eden İngiliz derin devletidir. Bu bela daha yeni anlaşıldı. Ortadoğu’daki hükümetler var, Rusya falan da herkes daha yeni anladılar. Biz anlattıktan sonra, bakın her yer kaynıyor, her yer. Yiğit Bulut, efendim şu bu falan yazarlar görüyorsunuz.

Bugün akşam Miraç Kandili’ni ihya edeceğiz inşaAllah. Allah mübarek etsin bütün insanlığı, bütün dünyayı. O mübarek günde inşaAllah hayırlar çağı başlasın. Güzellik çağı başlasın. Cenab-ı Allah bizleri İsa Mesih’le, İmam Mehdi (as)’yle buluştursun. Cemallerini görmeyi nasip etsin hepimize. Allah Peygamberimiz (sav)’i biliyorsunuz Miraç’a yükseltmişti. Bütün peygamberleri gördü. Mehdi (as)’yi de gördü. “Ya Rabbi” dedi. “Bu gördüğüm insanlar içerisinde bir ışık görüyorum. Çok şiddetli bir ışık, nur. O kimdir?” dedi. “O İmam Mehdi” dedi Cenab-ı Allah. “Onu seveni severim. Onu sevmeyeni sevmem” diyor Cenab-ı Allah. “Ona düşman olan, Bana düşmandır” diyor. Peygamberimiz (sav)’e bunu iletiyor. Bunu da “sen git ümmetine söyle” diyor.

“Ey Muhammed, onları görmek ister misin?” diyor Cenab-ı Allah. “İsterim Ya Rabbim” diyor. “Öyleyse biraz ilerle” diyor. İlerleyince Peygamberimiz (sav) herkesi görüyor. Tek, tek, tek tek herkesi. “Hüccet Kaim İmam Mehdi’yi gördüm. Mehdi onların içinde parlayan yıldız gibiydi” diyor Peygamberimiz (sav). “Pırıl pırıl parlıyor” diyor. Dedim ki, “Ey Rabbim kimdir bunlar?” “Onlar İmamlar.” Yani çeşitli imamlar, peygamberan, herkes orada zaten. İmamlar orda. “Bu da Kaim edici, kıyam edici İmam Mehdi’dir. Helalimi helal edecek. Haramımı ise haram edecektir. Düşmanlarımdan da intikam alacaktır” diyor Cenab-ı Allah. “Ey Muhammed” diyor. “Mehdi’yi sev, çünkü Ben Mehdi’yi seviyorum. Onu seveni de seviyorum” diyor Cenab-ı Allah. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s.97) Bu kitabı kaybetmeye kalkmışlardı, Allah buldurdu bunu. Şia çok titizdir Mehdi (as) konusunda. Resulullah (sav)’ın hadislerini ihtiva eden bu kitap kaybolmuştu, Allah buldurdu. Şimdi Tevrat-ı Şerif’in orijinalleri de bulunacak.

Evet buyurun dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Birkaç tane sevimli resmimiz var görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Güzel.

Peygamberimiz (sav)’in üzerine basarak Miraç’a yükseldiği kutsal kaya Hacer-i Muallak. Görebiliyor muyuz?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bu Musevilerce de kutsaldır bu kaya. Bütün dinlerde kutsaldır.

2016’da silahlanmaya harcanan para 1 Trilyon 570 Milyar Dolar. Bu yaklaşık bir buçuk milyar insanı bir yıl doyurmaya yetecek kadar bir para. Yani hiç açlık kalmıyor. Silaha ayrılan parayla bir buçuk milyar insan doyurulabiliyor.

Her şeyin güzel yönünü görmek lazım. Güzel konuşmak lazım. Bakıyorum bu gençlere mesela bir genç kızla karşılaşıyor, yok “dudağının kenarı niye eğri?” Elinin körü. Ne kadar münasebetsiz adamsın sen? Bu kadar güzelliğin içinde onu mu gördün? Genç kızların da ödleri kopuyor yazık çocukların ben bakıyorum. Hiç daha sormadan söylüyor: “Burnum benim biraz eğridir.” Kardeşim bütününde son derece güzlesin. Sen yani dünyadasın tabii ki insanlarda ufak tefek veyahut çeşitli kusurlar olur. Ama o bütününü etkileyecek bir şey değil. Birbirlerini çok üzüyorlar bu şekilde. Mesela şehlalık genç kızlara acayip yakışıyor. Çok çekici çok cazibeli gösteriyor. Acayip üzülüyorlar. Müthiş yakışır kadına şehlalık acayip güzel olur. Yok işte “burnum biraz eğri.” Ya kardeşim bir insanda doğal olarak her türlü eksiklik gibi görünen yahut bozuk gibi görünen şey olur. O ona bir güzellik katar. Doğallık katar. Mesela “Burnum büyük.” diyor. Daha cazibeli daha güzel oluyorsun. Yani istiyorlar ki böyle hokka gibi olsun. Öyle bir şey olmaz. Yani öyle bir mantık olmaz. Olur da öyle bir mantık olmaz.

Darwinizm’in en etkili olduğu alan bilgisi az olan insanlardır. Yani Darwinizm’in silahı bilgisizliktir. Bilgisiz toplumları çok iyi etkiler Darwinizm. Biraz araştıranlar hemen yan çizip kaçarlar. Bilimsel çalışmayla ne Marksizm kalır ne Darwinizm kalır. Ama akılcı özlü bilgi gerekiyor. Yani demagoji mugalatayla vakit geçirmemek lazım.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: CHP, Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu’nun dün yaptığı 6 saat 40 dakikalık toplantıda, bundan sonraki süreçte bütün Türkiye’yi kucaklayan bir dil geliştirilmesi ve CHP’nin tüm kesimlerin hukukunu koruması gerektiği anlatıldı. Toplantıda tartışmalara neden olan CHP’nin TBMM’den çekilme konusu da ele alındı. CHP, TBMM Grubu mecliste daha aktif bir mücadele ile bundan sonraki sürecin yürütülmesi konusunda mutabık kaldı.

ADNAN OKTAR: Şimdi bunu aylardan beri yıllardan beri söylüyorum daha yeni yeni gündeme geliyor. Bütün milleti kucaklayan klasik sol ağız sol söylem. Sol zaten bütün dünyada ölmüş. Darwinizm ölünce doğal olarak Marksist düşünce de çöktü. Dayanacak bir dal değil o. En çürük dal. CHP’nin yapacağı Atatürk’ün anladığı anlamda İslamcı anlayıştır. Atatürk’ün anladığı anlamda Sahabe İslam’lığıdır. Buna tevessül ettiğinde ve bütün halkı kucakladığında, tarikatları cemaatleri kucakladığında ezici şekilde iktidara gelir. Biz sürekli AK Parti iktidara gelsin demiyoruz. Zaten Tayyip Hoca onlar yapsa çekilir.  CHP bu işi yapsa çekilir. Niye kendini bu kadar yorsun? Bir an önce CHP’nin asalaklardan kurtulması lazım. Kafayı takmış adam 80-90 yıl önceki 100 yıl önceki Marksist kafa, Marksist söylem, Marksist o donuk içe kapalı ruh. Bunu attığında CHP pırıl pırıl böyle Sahabe İslam’ının ruhuyla ultra modern İslamlık anlayışıyla pırıl pırıl gençleriyle muazzam itibar görür, muazzam halk tarafından desteklenir. Hiç tereddüt etmesinler. Onun dışında sürekli kavruk ve köşede kalır. Bu konuda cesur davransınlar. Kim istemez CHP’nin iktidar olmasını, hepimiz isteriz. Ama bütün halkı kucaklamaları lazım. Ve özgürlükçü atılımcı, geniş yelpazede hareket eden. Bir kere Bediüzzaman’a sahip çıkacaklar en başta. Olayın kökeni budur. Süleyman Hilmi Tunahan’a, Bediüzzaman’a sahip çıktın mı arkası gelir. Onlara tavır aldın mı halk da senin yanına gelmez. Yani işin ben püf noktasının sırrını söylüyorum. Tamam bir adım atmışlar arkasını getirsinler.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sizin birkaç gündür Göbeklitepe’deki sembollere dikkat çekmenizin ardından Oda TV de bugün “Göbeklitepe’deki semboller ne anlama geliyor?” başlıklı bir haber yaptı. Ve “Edinburgh Üniversitesi’nde görevli uzmanlar yaptıkları çalışma sonucunda Göbeklitepe’de bulunan taşların üzerine oyulmuş gizemli sembollerin takımyıldızlarıyla bağlantılı olabileceklerin keşfettiler.” dediler.

ADNAN OKTAR: Takımyıldızı? Hangi futbol takımın mı yıldızları mı? Bıraksınlar bunu, anlamazdan geliyorlar. Alenen bir mason mabedi ve tamamı masonik semboller. Yani kova masonik sembol ve bütün efsanelerde, bütün mason yazışmalarında mason sembolizminde hakimdir. Ay, pergel uzayla ne alakası var pergelin? Bıraksınlar bunu. Oradaki sembollerin tamamı masonik sembol. Bir de klasik mason tapınağı düzeninde yapılmış. Yani alfa ve omega harfleri hakim.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster.

GÖRKEM ERDOĞAN: Dizilimi bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Evet. Yani A-O harflerinden oluşuyor. Bu T biçimi de öyle. Bu da masonların ünlü sembolüdür.

GÖRKEM ERDOĞAN: Evet. Bu Göbeklitepe’deki T şeklinde sütunlardan örnekler. Bu da sizin gösterdiğiniz mason önlüklerindeki T sembolü.

ADNANOKTAR: Evet bu çok eski bir mason sembolüdür.

GÖRKEM ERDOĞAN: Burada da görüyoruz.

ADNAN OKTAR: Nemrut’ta da kullanılmış. Firavun da kullanmış hepsinde var.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu Göbeklitepe’deki pergel sembolü.

ADNAN OKTAR: Bak yakasında da var.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz mason önlüklerindekini.

ADNAN OKTAR: Mason önlüklerinde de var. Aynısı bak adamın o heykelin boynunda da aynısı var. Heykeli de göster. Heykelin boynunda da aynı mason kıyafeti.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu da sizin bahsetmiş olduğunuz kova sembolleri.

ADNAN OKTAR: Kova. Kova çağından gelecek birisinin dünyaya hakim olacağına inanıyorlar. Yani kova burcundan birisinin. Bütün eski efsanelerin tamamında var. Göster onları da.

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: İncil’de de geçiyor.

ASLI HANTAL: Burada Ararat Kingdom Krallığı’nın MÖ 860 ve 590 yıllarındaki figüründe var kova.

ADNAN OKTAR: Kova evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bu Asur Medeniyeti.

ADNAN OKTAR: Orada da yine kova. Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: MÖ 1392.

ASLI HANTAL: Etrüks Medeniyeti. MÖ 800-600. Fenikeliler MÖ 800. Hitit Medeniyeti MÖ 1750-200.

ADNAN OKTAR: Hepsinde kova hakimiyeti var. Evet.

ASLI HANTAL: Meksika’da MS 600-900 yılları. Mitannian Krallığı’nda MÖ 1350. MÖ 1200-400 yıllarında Lübnan’da. Yine MÖ 1400’lerden kalma bir.

ADNAN OKTAR: Bak hepsinde de aynı büyüklükte kova dikkat ederseniz. Hacimleri de aynı.

ASLI HANTAL: Mısır Medeniyeti MÖ 650-350. Nemrut’un sarayından bir rölyef.

ADNAN OKTAR: Bak elindeki de masonik işarettir bileğindeki. Kova da aynı şekilde. Kuran’da da geçer kova.

ASLI HANTAL: Yine Nemrut’un sarayı MÖ 883-853. Sümer Medeniyeti MÖ 4000-2000. Toltek Medeniyeti MÖ 1200-1000. Ve Urartu Medeniyeti MÖ 1250 yılı.

ADNAN OKTAR: Kova hacminin hepsinde aynı olması binlerce yıldır değişmemiş. 12 bin yıl önce Göbeklitepe’de de aynı kova var. Ve aynı masonik işaretler. 12 bin yıl önce de masonluğun olduğu anlaşılıyor. Bak aynı kova aynı biçim, aynı kulp.

ASLI HANTAL: Burada da karşılaştırmalı bir resim var. Bu Göbeklitepe’deki T şeklindeki sütun üzerindeki kova. Ve birkaç tane diğer medeniyetlerden örnekler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Adam papatya diyor geçiyor halbuki papatyadaki akıl bütün dünyadaki insanların aklından daha çok. Kromozomları, kofulları, hücre sistemi olağanüstü.

Başörtüsüyle, dekolteyle ilgili hiç konuşma gelmiyor bilin bakayım niye? Çünkü aydınlattık. Yanlış yolda olduklarını anladılar.

“Ne güzelsin. Her gün bir başka güzelsin” diyor bir hanım kardeşimiz.

EBRU ALTAN: Gerçekten öyle gençliğiniz ve güzelliğiniz sürekli artıyor maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Başka bir hanım kardeşimiz de “Dünyanın sevgi öğretmeni bugün bir başka nur, heybet ve yakışıklılık var üzerinde.” Bakü’den başka bir hanım.  Azerbaycanlılar ne şekerler sevgileri çok güzel.

“Kilisede ibadet eden Allah’a ibadet etmiyor Adnan Hoca onları savunma bize.” Diyor. Kuran’a göre senin sözün yanlış. Çünkü Kuran’da diyor Allah “Orada rahipler vardır onlar mütevazidirler, Müslümanlara sevgi bakımından en yakın onları bulursun” diyor Allah. “Biz Hristiyanlarız diyenleri bulursun” diyor. “Kiliseleri, havraları, camileri, mescitleri koruyun” diyor Allah. Ben ne yapıyorum? Kiliseleri, mescitleri, havraları koruyorum. Ve Hristiyanlara nasıl bakıyorum? Ayetin hükmüyle bakıyorum. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? “Size en yakın sevgi bakımından, en yakın Hristiyan’ız diyenleri bulursun” diyor. Sen tersini söylüyorsun ben sana niye inanayım? Kuran’a inanıyorum ben. Ayrıca “onlarla evlenebilirsiniz” diyor Allah, kadınlarıyla “sevgiliniz olabilir” diyor. Sen neden bahsediyorsun? Allah’a ibadet etmiyor diyor. Olur mu Allah’a ibadet etmiyor? Tabii ki Allah’a ibadet ediyor.

“Hocam MİT istihbarat için cinleri kullanıyor mudur?” Erkan Akdağ. Güvenilir olmaz, kullanabilirler de güvenilir olmaz. MİT sağlamcıdır öyle cinlerle hareket etmez.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Şırnak’ta sabah saatlerinde teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Efe Osman Apaydın. Bu şehidimiz bir yıl önce de teröristlerle girdiği çatışmada yaralanmış ve iyileşir iyileşmez görevine dönmüş. Diğer şehidimiz Turgut Kurtçu.

ADNAN OKTAR: İki kabadayı, iki yiğit bir de hem gazilik var onda hem şehitlik var. Çifte nişanlı maşaAllah. İyi Allah kabul etsin ibadetlerini, bu güzel ibadetlerini Cenab-ı Allah sonsuza kadar devam ettirecek, hep Allah’a hamd edecekler. Cennete girdiler artık cennet modunda ama işin hayret verici yanı ölü olduğundan hiçbir şeyleri yok yani alamet bulmuyorlar o çok şaşırtıcı. Normalde ölüyüm diyebilir çünkü başka bir mekana geçmiş ‘ben öldüm herhalde’ diyebilir hiçbir şekilde demiyor. Bizim burada kalmamıza şaşırıyor sadece. Nasıl bir mantık oturtuyorsa Cenab-ı Allah, nasıl geçmiş mantığı oturtuyorsa hayret edici şekilde bu oluşuyor. Rüyada da biz kendi geçmiş mantığımız vardır oturur o en akıl almaz şeyler bize makul gelir. Mesela daha hala çatışırken çatıştığının devam ettiğini düşünüyor o anda oluyor halbuki çoktan gitmiş ama çatışma devam ediyor adamların hepsini indiriyor öyle diyelim yani neticelendiriyor farkında değil. Oradan evine gidiyor her şey değişiyor, ortam değişiyor, hayat değişiyor gayet de makul görüyor. Anlamıyor. Onun sırrını işte onlar bilecek. Biz şehit olursak biz de göreceğiz. Ama bilmeyen bilmiyor. Mesela ahirete giden bilmez normal ölümle ölen bilmez. Ama onlar biliyorlar.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Ben Mariana Çukuru denilen dünyanın en derin noktasından bahsetmek istiyorum. Bu Japonya ve Endonezya’nın tam ortasında yer alıyor Mariana Çukuru. Dünya üzerindeki en derin nokta. En derin noktası 10 bin 994 metre. Mariana Çukuru depremler sonucu yer kabuğu plakalarının birbirine çarpması sonucu oluşmuş. Bilim adamları bu çukurun en derin noktasına dalabilmek için çok yüksek basınçlara dayanabilen sert maddeden yapılmış çelik küre biçiminde bir dalış aracı kullanmışlar. Ama bu çok tehlikeli bir dalışmış. Çünkü yeryüzü basıncının neredeyse bin katı oranında bir basınçla karşılaşmışlar. İşin ilginç yanı bu indikleri en derin noktada farklı deniz canlılarıyla karşılaşmışlar. Bu bir tane denizanası türü. Bu hayalet balığı. Dünyanın ne derin noktasında yaşayan balık türü. Bu da Dumbo ahtapotu.

ADNAN OKTAR: Minik Dumbo sen nasıl dayanıyorsun o basınca?

ASLI HANTAL: Beş bin metre derinlikte yaşayabiliyor.

ADNAN OKTAR: Minik Dumbo hiç takmıyor. Adamlar çelik melik bilmem ne. Balistik çelikle inebiliyorlar. Dumbo onlara şaşırıyordur. Ne oluyor ne iş falan diye.

ASLI HANTAL: Öyle bir basınç metre kare başına 7 bin 250 ton ediyormuş.

ADNAN OKTAR: Sığır olsa paramparça olur. Ama Dumbo hiç iplemiyor.

Evet, şimdi yine Fikret’i biraz dinleyelim devam edeceğiz.

ASLIN HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.