Sohbetler (7 Mayıs 2017; 16:00)

Bu stenoqramının (dublikatın) videosunu müşahidə etmək üçün çıqqıltı" »

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

“Kalpler sevgiyle dolsun” diyelim etiket.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: Mili Savunma Bakanı Fikri Işık, 9 yıl önce şehit olan Üsteğmen Serkan Çakal’ın oğlu Metehan’ın sünnet düğünü için makam aracını tahsis etti. Şehidimiz Kuzey Irak’ta süren operasyondaki birliklere destek amacıyla gittiği sınır hattında PKK tarafından şehit edilmişti. Bakanımız şehidimizin oğlu için makam arabasını balonlarla süsletip plakasına da ‘Metehan maşaAllah’ yazdırdı. Küçük kardeşimiz törene polis eskortları eşliğinde sirenlerle gitti. Görüntülerini gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ama o da bayağı şekermiş, keyfi de bayağı yerinde. Bayağı yakışıklıymış. Çok güzel.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Makaleleriniz hakkında bilgi verecektik inşaAllah. Amerika Birleşik Devletleri’nden yayın yapan en tanınmış liberal haber sitelerinden Huffington Post’un Arapça yayınında ilk defa olarak yazılarınız yayınlanmaya başladı. İlk olarak, ‘İslam dünyasındaki acılara son’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, barışın doğru politikalar uygulandığı takdirde çok kolay elde edilebileceğini belirtiyorsunuz. Devlet liderlerinin birbirlerine saygı, şefkat, merhametle yaklaşmasının ve sadece şahsi menfaatlerini düşünerek değil, gerektiğinde fedakarlıklarda bulunmaları gerektiğinin öneminden bahsediyorsunuz. Bu yazınız Suudi Arabistan’ın önde gelen İngilizce haber sitesi Riyadh Vision’da da yayınlandı.

İran’ın en önde gelen Farsça gazetelerinden biri olan Hemşehri Newspaper’da yazılarınız yayınlanmaya başladı. Gazete İran kültür ve İslami İrşat Bakanlığı’nın yayınladığı bir anket sonucuna göre Tahran’ın en çok okunan gazetesi, ilk olarak ‘Rohingya zulmü bitmiyor’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda 82 yılında kabul edilen bir yasa ile vatandaşlık hakları ellerinden alınan ve mülteci sayılan Rohingya Müslümanlarını yaşadıkları zulümden kurtarmak için yapılması gerekenin materyalist zihniyete bilimsel darbe vurmak olduğunu anlatıyorsunuz.

Merkezi Bağdat’ta bulunan bağımsız ve sol çizgiye sahip Arapça günlük gazete Almada’da “Kimyasal silah suç. Peki ya konvansiyonel silah?” Başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, mücadelenizin insanı değersiz ve savaşı makul gören her türlü ideolojinin önüne geçmek olduğunu anlatıyorsunuz. Kitle imha silahlarının masumlaştırıldığı oyunların önüne geçmek ve savaşı gerekli görenlerin zihniyetlerini çürütmenin bizlerin sorumluluğunda olduğundan bahsediyorsunuz.

Amerika’dan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily’de ‘Rohingyalıların acılarını dindirelim’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Malezya Başbakanı Najib Razak’ın dünyanın Rohingya’da meydana gelen soykırımın hiçbir şey yapmadan izlenmesini ve bu bizim problemimiz değil mantığında olanları eleştirmesinin takdir edilecek bir davranış olduğunu söylüyorsunuz. Herkesin zulüm gören her insandan sorumlu olduğunu belirtiyorsunuz.

Pakistan’ın İngilizce haber sitesi Daily Mail’de ‘Terörle yaşamaya alışmalı mıyız?’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, terörün sahte ideolojisini vuran her ilmi çalışmanın terörü besleyen kirli odakları kalbinden vuracağını belirtiyorsunuz. Aynı zamanda söz konusu odakların şiddete karşı şiddet politikasıyla zayıf topluluklar oluşturma stratejisini de temelinden yıkacağını vurguluyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Güzel.

İran, İslam alemi için büyük bir nimettir. Uçsuz bucaksız büyük bir ülke. İnsanları çok terbiyeli, çok efendidir İranlılar. Babayiğittirler, yine kadınları da erkekleri de. Çalışkan bir ülke, temiz insanlar. Hepsi mümin muttakidir. Yarı yarıya Şii ve Sünni’dir. Yarı yarıya da Türk ve Pers karışımıdır. Irkçılık yoktur İran’da, ümmet bilinci vardır. Askeri yönden çok güçlüdür, ekonomik yönden de çok güçlüdür. Dindarlık da tam oturmuştur yani tepmez yenilmez bir devlet yapısı vardır. O yönüyle ve birçok yönüyle büyük nimet olan İran’a çok güzel sahip çıkmamız lazım. İran’la muhalefeti isteyen kendi içlerinde de adamlar var, Türkiye’de de adamlar var. İngiliz derin devleti yönlendiriyor iki tarafı da. Yani tutucu, gelenekçi, Ortodoks İran’da yaşayan Şiiler var. Türkiye’de de yine Ortodoks gelenekçi, tutucu Sünniler var. Her iki tarafı da İngiliz derin devleti bütün gücüyle destekliyor. Ama yani şöyle destekliyor, bunlara fazla para falan vermeye de gerek kalmıyor. Çünkü bu sistemler kendiliğinden gelişen sistemlerdir. Yani kolay gelişebilen sistemlerdir. İki tarafı da basit insani duyguları, insan ruhundaki basitlikleri tahrik ederek, insan psikolojisindeki basit kompleksleri tahrik ederek hareketlendiriyorlar ve yönlendiriyorlar. Ve bunun sonucunda gereksiz yere İran-Türkiye karşıtlığı ortaya konuyor. İran-Türkiye karşıtlığı değil, doğrudan blok hareket etmemiz gerekiyor. İran ve Türkiye’nin sınırlarının açılması iç içe kardeşçe yaşamamız gerekiyor. Nur gibi Müslüman insanlar, tertemizdirler. Şiiler çok takva, temiz insanlardır. Sünniler de mazlum, garibandırlar, yıllarca ezilmiş insanlardır. Dolayısıyla iki tarafın birbiriyle tam anlamıyla kenetlenip dost olması, uç fikirlerden arınması çok hayati. İran-Türkiye dostluğunu geceli gündüzlü teşvik edeceğiz.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Twitter’da bir etiket açılmış; ‘Kuran’da başörtüsü yok’ bir numarada.

ADNAN OKTAR: Evet, çünkü başörtü yüzünden yüz milyonlarca bak, yüz milyonlarca kadın İslam’dan uzak tutuldu. Gereksiz yere İslam, uç bir sistemmiş gibi gösterildi. Ve bütün dünyada İslamofobi yayıldı. Tabii bir tek bu değil, ona bağlı birçok şey. Başörtüsüyle kadınların gereksiz yere sağlığı bozuldu, güzelliği bozuldu. Güneşten istifade etmelerini engellediler. Saçlarının hava almasını engellediler. Saçlarında saç mantarları gelişti, saçları döküldü kadınların yapış yapış oldu. Halbuki kadın saçı püfür püfür olur. Hava alır, çok sağlıklı, sıhhatli olur. Normal yaratılışı budur. Gece gündüz başörtüsüyle gezen bir kadının saçı ne olur? Saçları dökülüyor, yazık. Çok bakımsız, çok sağlıksız oluyor. Rahatça mantar gelişiyor çünkü kapalı, havasız nemli bir ortamda mantar çok rahat gelişir. Başörtüsü nerede kullanılır? Ancak kadın risk altındaysa, tehlike altındaysa Allah bütün vücudunu örtmesini emrediyor, sırf başını değil. Kafayı başa takmışlar. Bütün vücudunu, başı dahil, yüzü de dahil. Hatta gözleri de dahil. Bir gözüyle belki bakabilir, idare edecek kadar. Veya peçe takması gerekir. Kastedilen budur. Anlamazdan gelip Müslüman kadınları ikinci sınıf insan modeline uygun görüp, kadınların cehennemde olacağını iddia ederek, yüzde 99’unun cehennemde olacağını söyleyerek kadınlara dehşet verici bir ortam meydana getirdiler. Kadını insan saymak konusunda bile adamlar şüpheliler. Hala o konuda tartışma açıyorlar biliyorsunuz.

Ruslar da öyle çok güzel insanlardır, çok dürüsttürler, temizdirler. Sanata, estetiğe, güzelliğe çok önem verirler. Osmanlı ahlakı hakimdir Ruslarda. Hep çocuklarına piyano öğretirler, sanat öğretirler, güzellik öğretirler, nezaket öğretirler. Ve kanaatkar insanlardır Ruslar, çok efendidirler. Rusları da dışlıyor biliyorsunuz İngiliz derin devleti. Onları kendince küçük düşürmeye çalışıyor. Rusya’ya çok sıkı sahip çıkalım. Ruslara da çok değer verelim, önemli görelim. Candan sevelim onları. Bir Müslüman ülkesidir Rusya, otuz milyon Müslüman yaşıyor, Müslüman ülkesi. Hristiyan da var, onlar da kardeşimiz. Museviler var, onlar da kardeşlerimiz. Dolayısıyla Rusya, İran, Türkiye kenetlenmiş bir blok. Sınırlarımız da zaten beraber. İç içe olacağız, bir olacağız, diri olacağız. Ermenistan, boş yere bizim canlarımız orada ayrı bir ülkede, soğuk bir ülkede adeta terkedilmiş gibi yaşıyorlar. Sınırları açalım, onları bağrımıza basalım. Geçmişte yapılan hatalar varsa onlar düzeltmeyi bilirler, nezaketli insanlar. Azerbaycan’la kapıları hemen açalım. Bu gereksiz kasılmayı bir an önce ortadan kaldıralım.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Adnan Bey, Kuran’da başörtüsü olmadığına dair videoya ulaşmak isteyen arkadaşlarımız a9.com.tr sayfasını ziyaret edebilirler. Burada gördüğünüz bu linke tıkladıklarında video kendiliğinden açılıyor.

ADNAN OKTAR: Ama birçok yere koyalım, bir tek orada değil. Niye sırf orada arasınlar, her yerde olsun. Teknik olarak o mümkün. O hayati bir konu, onu yapalım.

Kuran’da başörtüsü tabii ki yok. Çarşaf vardır fakat başörtüsü yok, dürüst olacaklar. Başörtüsü işlerine gelmediği için reddediliyor zannediyor değil, olmadığı için kabul etmiyoruz. Ama bak çarşaftan hiç bahsetmiyor başörtüsünü savunanlar. İşlerine gelmiyor çarşaf çünkü. Hâlbuki asıl farz olan çarşaftır. Değil mi? Allah’ın emri çarşaf. Niye kaçınıyorsun çarşaftan? Niye tek kere ağzına almıyorsun? Bediüzzaman da Risale-i Nur’da başörtüsü diye bir şey yok diyor Bediüzzaman, çarşaf vardır diyor. Doğrusu budur. Eğer örtüneceksen çarşafla örtüneceksin ve bütün vücudunun tamamını örteceksin, dürüst ol. Neden o şekilde? Demek ki nefsinin ağrına gidiyor. Onu diyorsan o ayrı mesele. Onu kabul ederim. “Nefsime zor geliyor” dersen olabilir ona bir şey demiyorum ama dürüst ol. Başörtüsünü ayrı çarşafı ayrı değerlendiriyorsun. Böyle bir şey yok. Sadece çarşaf vardır, başörtüsü ile ilgili bir hüküm Kuran’da katiyetle yok. Göğsün örtülmesi vardır.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneydoğu’da oyların artma sebebinin alınan güvenlik önlemleri olduğunu söyledi. “Aslında Doğu’da Güneydoğu’da biz ‘evet’ oyunu daha fazla bekliyorduk ama güzel bir netice çıktı. Bire iki, bire üç hatta bire on artış olan yerler var. Güneydoğu’daki Kürt kardeşlerimiz son on yılda hep silahla, tehditle oy kullanmak zorunda kaldılar. Şimdi ise gerek jandarma, gerek polis, gerekse korucular güvenlik önlemlerini alınca hamdolsun bahsettiğiniz gelişme yaşandı.” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, ama tabii genel eğitim çok önemli, imani eğitim çok önemli, Darwinist eğitimin durdurulması çok önemli. Bundan sonraki on, yirmi, otuz yılı düşünmek gerekiyor. Sürekli Darwinist propagandaya insanlar ne kadar dayanabilir bunu düşünmek lazım. Ve imani eğitimin verilmemesine de ne kadar insanlar dayanabilir bunu da düşünmek lazım. Sürekli iman hakikatlerinin, Kuran mucizelerinin anlatılması Darwinist, materyalist propagandanın yanlışlığının sürekli dile getirilmesi gerekiyor. Bunu TRT yapabilir, Diyanet yapabilir ama Diyanet yapmıyor. Yüz bine yakın cami var, yüz binin üstünde din görevlisi var, muazzam tesisler var, televizyonları var, radyoları var, yayınevleri var. Bu görevi çok rahat deruhte edebilirler. 

Bediüzzaman kıyafeti söylüyor kadınlar için kıyafet çarşaftır ama tabii kadınların bir kısmının belki ağrına gidiyordur, belki nefsine zor geliyordur buna yanaşmıyorlar. Ama doğru olan budur. “Kadınların bir siperi ve kal’asıdır” diyor Bediuzzaman, çarşaf için. Bak, “Kadınların bir siperi ve kal’asıdır” diyor. Hatta Üstad çarşafı savunduğu için 1935 yılında on bir ay hapse mahkum oldu. On bir ay hapis yattı çarşafı savundu diye. Doğrusu budur. Bu başörtücülere sorsan hiçbiri çarşaftan bahsetmez. Hiç gördünüz mü çarşaftan bahsettiklerini? Bahsetmez. Başörtüsünü savunanlar çarşafı savunacaklar. Yanlış yapıyorlar. Dürüst olsunlar Allah’ın emrini söylemek istiyorlarsa Allah’ın emri çarşaftır. Bu adamların ağzından ben hiç çarşafı duymuyorum. Hep başörtüsü, başörtüsü geçmiyor işte Kuran’da yok. Dürüst olun. Göğsün örtülmesi var ve cinsel organın örtülmesi vardır. Ama kadın tesettürü çarşaftır. Çarşaftan bahsetmiyorsunuz. Dürüst ve samimi olacaksınız.  Bak bu çok manidardır. Ben hiç görmüyorum başörtüsünden bahsedenlerin çarşaftan bahsettiğini görüyor muyuz? Görmüyoruz. Mümkün mertebe hiç o ayeti duymak dahi istemiyorlar.

“Hocam mason okulları var mı?” Masonların sahip olduğu okullar olabilir. Yoksa mason yetiştiren okul olmaz. Masonluk zaten kısadır felsefesi yani kardeşlik, dostluk, dürüstlük, iyi niyet, samimiyet. Bu kadar yani başka bir şey yoktur. Hür fikir, düşünce hürriyeti, herkesin fikrine saygı gösterilmesi, Budist, Hristiyan, ateist, komünist olabilir kim ne düşünüyorsa düşünsün fakat medeni ve modern olmak şartıyla, nezaketli olmak şartıyla her fikri, her düşünceyi herkes her yerde savunabilir inancındadır. Ama her mason da aynı değildir tabii. Sığır gibi cahil masonlar da var. Masonluk içerisinde sahtekarlar da var. Masonluğu kendine alet eden, onu kullanmak isteyen, çevre sağlamak için kullanan. Veyahut siyasi gayelerle mason olan, bir yerde bir müdürlük elde etmek, bir mevki elde etmek için mason olan birçok samimiyetsiz, şahsiyetsiz insan oluyor ve masonluğun da hiçbir umdesine uymuyor. Hiçbir fikre saygısı yok, hiçbir düşünceye saygısı yok, insanlara hürmeti yok. Yani mesela Hristiyan’a saygısı olmuyor eğer Hristiyan değilse, Müslümansa Müslümana saygısı yok. Kadınlara saygısı yok. Sanata saygısı yok, yok oğlu yok. Öyle hürmetsiz sığır gibi cahil insanlar da var masonların içinde. Mason denince kusursuz bir insan akla gelmemesi lazım. Dengesiz, kontrolsüz insanlar da olabilir masonların içinde.

“Hocam hayırlı akşamlar.” Hocam demeyin bak adamlarla başımız derde giriyor bu sefer. Ben hoca değilim. Ben neyim? Adnan Bey evet. Halktan herhangi bir insanım.

“Adnan Bey hayırlı akşamlar sizi ve yanınızdaki arkadaşlarınızı hayranlıkla izliyoruz. Masonların kökeni nereye bağlanıyor, kaç ülkede oluşuyor? Bu topluluk ve loca denilen bölümlere ayrılıyor. Bu bölümlerin özelliğini anlatır mısınız?” Masonluğun kökeninin çok eski olduğunu görüyoruz o çok şaşırtıcı tabii yani çok hayret verici. Gizemli de, pek açıklanması makul olacak gibi değil. On iki bin yıl önce masonluk nasıl olur? Tarih en fazla beş bin yıl geriye gidiyor. Kabataş çağı falan diyor adamlar yanlış söylüyorlar. On iki bin yıl önce masonluk var. Bu neyin nesidir? Pergelle iletki, gönye, ay, yıldız bütün masonik semboller var. Mesela Paris’teki Eyfel Kulesi de A harfi şeklinde yapılmıştır. Onu yapan mimar da o da masondur. A harfi. Aynı zamanda masonluğun mühim simgesi olduğu için Paris’in göbeğine onu diktiler A harfini. Alfa. En eski devirlerden beri var pergel şeklinde, görünümü pergel şeklinde dikkat ederseniz.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan devam eden OHAL süreci hakkında şöyle bir açıklama yaptı. “Bizde şu anki OHAL 2002’dekinin aksine huzur ortamını sağlamaya yönelik bir karardır. Terörle mücadele konusunda bizim işimizi kolaylaştırıyor. OHAL olmasa PKK’yla bu kadar rahat mücadele edemeyiz. FETÖ’yle de mücadele edemeyiz.  OHAL bize bu imkanı sağlıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Canım o konuda zaten tartışma olmaz. Son derece makul. Kimse buna bir şey diyemez. Türkiye darbeden dönmüş, PKK saldırısı var, İngiliz derin devletinin ablukası var. OHAL pratik netice almamıza vesile oluyorsa tabii ki sürecektir. ‘Niye devam ettiriyorsun?’ diye kimse bir şey diyemez zaten bir mantığı olmaz.

GÖRKEM ERDOĞAN: Demin anlattığınız Eyfel Kulesi’nin bir resmini görebiliriz Adnan Bey isterseniz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bakın dikkat ederseniz tam anlamıyla A harfi şeklindedir. Paris’in göbeğinde dev bir mason sembolüdür. Tabii ateist masonluğu masonluk hep reddeder. Küçük küçük masonluğun dışında illegal mason toplulukları vardır birçok ülkede. Bunlar masonuz diye ortaya çıkarlar ama masonlukla da alakaları yok. Kimse de bunları kaale almaz. Ana masonlukla bağlantısı olmayan kendi kafalarına göre masonuz diye mason locaları kuran, uydurma localarda uydurma toplantılar yapan tipler oluyor. Bunların da tabii amacı çıkar sağlamak, sosyal çevre sağlamak falan gibi sıradan amaçlar oluyor. Bunlara önem vermemek gerekiyor. Bunların pek bir değeri olmaz. 

“Adnan Bey yine her günkü gibi çok yakışıklı ve heybetli görünüyorsunuz. Bir sorum olacak. İslam’ın hakim olmasında masonların bir rolü olacak mı?” Sahtekar, samimiyetsiz masonlar değil gerçek masonların tabii ki olacak. Ama böyle ateist, Allah’ı inkar eden, üçkağıtçı, siyaset yalakası masonlar da var. Bunları masonlar mason diye kabul etmezler demin anlattığım konuyu bir daha vurguluyorum önemli olduğu için. Mühim olan samimi olan masonların görüşüdür. Onlar bakın on iki bin yıllık geçmişleri var. Şu an tespit edilen. Belki yirmi bin yıl öncesine de gidecek geçmişleri. Mesela Göbeklitepe’ye getirdikleri o taşlar olacak iş değil. Son derece ağır ve yontulması da mümkün değil o tarzda yani çelik aletler gerekiyor çelik. Sen diyorsun ki ‘beş bin yıl önce demir çağı bile yoktu’ diyorsun beş bin yıl önce değil mi? ‘Kabataş devri vardı’ diyorsun on iki bin yıl önce adamlar çelik kamalarla, mason aletleriyle mason simgelerini kayaların üstüne kazmışlar ve elli tonluk, yüz tonluk kayaları hamur gibi şekillendirmişler adamlar. Ve oralara mason mabedi yapmışlar. Yani bir harikuladelik var. Gerçek mason bunlar. Aradaki ayrımı iyi görmek lazım. Ateist masonları gerçek masonlar hiç kaale almazlar, bu çok önemli bir şey. masonların bu yönünü tebrik ediyorum. Din karşıtı masonları hiçbir şekilde kendi localarına bağlamazlar. Orada burada var küçük küçük öyle mason locaları. Mesela böyle ateist mason locaları Fransa’da var, İtalya’da var, küçük. Kimse kaale almaz bunları, kendi aralarında toplanıyorlar. Fas’ta var küçük yine çok ufak kimsenin kaale almadığı. Amerika’da da var yine çok ufak ama Amerikan mason locaları bunların hiçbirini kabul etmez.

Şimdi bak başörtüsü savunanlara “Çarşafa ne diyorsunuz?” diye sorun. Ödleri kopuyor çarşaftan. Hiç konuşmuyorlar. Halbuki Allah’ın emrettiği çarşaftır. Allah başörtüsü emretmiyor bak çarşaf emrediyor işlerine gelmediği için çarşafı bırakıyorlar ondan hiç bahsetmiyorlar sürekli başörtüsünden bahsediyorlar başörtüsü olmadığı halde.

Böyle malayani laflarla neticeyi halledeceklerini zannediyorlar. Yok işte “Senin annen mayo ile gezse ister misin Taksim’de?” falan. Kardeşim ne alakası var örfe ve ananeye göre o değişir. Yani biz helal olanı söylüyoruz. Allah’ın hükmüyle sen kendince alay ettiğini zannediyorsun. Allah onu söylüyor. “Edep yerinin ve göğsünün kapanması yeterli” diyor Allah. Sen kendi kendine iş çıkarıyorsun. Kaynak ver diyorum, veremiyorsun. Ben ayeti açıkladıktan sonra bak hiçbiri açıklama yapamıyor. “Nur Suresi’ne bak” diyemiyorlar. Yok çünkü Nur Suresi’nde. Ama bak Ahzab Suresi’nin adını bile anmak istemiyorlar. Ahzab Suresi’nde çarşaf var. Örtünsenize çarşafla. O zaman de, de ki “Benim ağrıma gidiyor yapamıyorum” de.

Eyfel Kulesi’nde ayrıca Omega harfi de var biliyorsunuz. Mason sembolü olarak. Onu gösterebiliyor muyuz? A ve O harfleri yani. Bak görüyor musunuz? Dip kısmı. Omegayı görüyor musunuz dipte? Üste o uzanan eşit kenarlı kare de yine o da masonik semboldür. Çift sütun o da masonik semboldür ama Alfa ve Omega asıl onun üzerinde duruyorlar. A ve O harfi yani 12 bin yıllık geçmişi var A ve O harfinin bak Göbeklitepe’de de aynısı var.

GÖRKEM ERDOĞAN: Göbeklitepe’dekini görebiliriz. Bu Göbeklitepe’nin üstten görünümü ve dizilimi de şu şekilde; Alfa ve Omega.

ADNAN OKTAR: Aslında tabii ahşap kısımları falan yok olmuş, metal kısımları yok olmuş sadece kaba taş kısımları kalmış ama o kısımlar bile çok muhteşem.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Selin Sayek Böke’nin dün yaptığı istifa açıklamasının ardından Gürsel Tekin bugün yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu’nun demokrat bir insan olduğunu ve eleştirilere her zaman zaman hoşgörü ile karşıladığını vurguladı ve “Parti içi eleştirilerin yapılacağı yer gazete röportajları değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok, gazetede de konuşabilirler hiçbir şey olmaz, orada da konuşabilirler. Fakat Sayın Kılıçdaroğlu hem efendi hem aklı başında, makul, dengeli bir insan. CHP’yi de gayet güzel derli toplu tutuyor bölünmesini de engelliyor. CHP niye iktidar olmuyor? Kardeşim CHP’nin iktidar olabilmesi mümkün değil sen solu savunuyorsun, milletin tamamı sağ düşüncede. Sol Türkiye’de yüzde bir bile değildir çok azdır. Dolayısıyla bunu zorlamanın bir alemi yok ama ben açıkça söylüyorum CHP’nin aydın, çok kaliteli bir kadrosu var gayet güzel. Gönül ister ki artık onlar da iktidar olsunlar sürekli AK Parti iktidar olacak diye bir şey yok. Ama bak yolunuzu gösteriyorum ve kesin iktidar olacaklar bunu yaparlarsa. Solun en sağına gelecekler, bir. İki; sahabe döneminin modern dindarlık anlayışını savunacaklar. Modern gençler namazlarını da kılacaklar, diskoca eğlenecek de, Allah’ı savunacaklar. Modern genç kızlar yine eğlenecekler, gülecekler, dekolte de giyinecekler, namazlarını kılacaklar. Allah’ı, İslam’ı, Kuran’ı savunacaklar. Eğer bu görüşle iktidar olamazlarsa bana ne diyorlarsa desinler. Yüzde 70’le iktidar olurlar. Süleymancılara sahip çıksınlar, Nurculara sahip çıksınlar, sevecenlikle yaklaşsınlar. Belki kabalık da görebilirler bazı insanlardan ama her halükarda sevecen ve hürmetli davransınlar.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: Ahmet Hakan, “Tayyip Erdoğan’ı yenmek istiyor musunuz?” başlıklı yazısında Erdoğan’ı yenmek için neler yapılması gerektiğini yazdı. “En az Erdoğan kadar kararlı, inatçı, net, cesur, sahici, risk sever, çalışkan, azimli, yetinmez olmanız gerekiyor. Bir de şu iki şeyi yapmayacaksınız, birincisi ‘Erdoğan’ı yeneceğim’ diye ortaya çıkmayacaksınız, ikincisi ‘Erdoğan’ın yerine geçeceğim’ demeyeceksiniz ve derdinizin Erdoğan olmadığını herkese ispat edeceksiniz” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca Allah rızası için ortaya çıkmış bir insan. Bir hırsı falan da yok. Yenme yenilme diye bir derdi de yok. Onu koruyan kollayan Allah. Allah onun yolunu açıyor, insanlara ilham ediyor ve insanlar gereğini yapıyor. Allah ilham etmese derhal biter derhal. Mesela bu referandumda Allah insanlara ilham etti yoksa hemen indirirlerdi.

Buraya gelen bir Pilloni vardı mason. Resimlerini görebiliyor muyuz? Bu şahsın mason locasını diğer mason locaları tanımıyor. Ayrı bir mason locası kurmuş benim gördüğüm. Ve küçük yani bu arkadaşlarından ibaret görünüyor. Bir kısım zenci temiz insanları da çevresine toplamış. Fakat bilinen legal bir mason locası değil. Yani sorduk diğer masonlara hiçbir mason locası kabul etmiyor. İngiliz mason locaları, diğer Amerikan mason locaları da kabul etmiyorlar. Kendi başına öyle bir sistem kurmuş. Dolayısıyla onun verdiği mason diploması geçerli olmaz. Diğer diplomalar duracak ama ona ait mason diploması burada şu an elimde görüyorsunuz. Orada ismi de geçiyor Gian Franco Pilloni diye geçiyor. Şu imza da ona ait. Yani başkan, asıl başkan. Dolayısıyla bu adamın verdiği mason diploması geçerli olmaz. Şimdi ben ne yapıyorum bu diplomayı? Ne yapıyorum? Ne yaptık? Yırttık. Bir daha yırtıyorum, bir daha yırtıyorum, bir daha yırtıyoruz bu şahsa hamur halinde gönderiyorum kullansın. Küçük bir daire tutmuş orada da kendine derme çatma bir mason locası kurmuş. Bak küçük, böyle mason locası olmaz zaten. Görüyor musun? On metrekarelik yerde mason locası kurmuş.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan’ın Yemen’e yaptığı bir saldırıda çok sayıda sivil hayatını kaybetmişti. Suudi Arabistan bu hava saldırısının düzenlendiği gün operasyon komuta merkezinde İngiliz askeri danışmanlar olduğunu açıkladı. Bu saldırı yüzünden Suudi Arabistan çok tepki almıştı ve çok fazla sivil, kadın ve çocuk hayatını kaybetmişti bu saldırıda.

ADNAN OKTAR: Kardeşim işte bu mezhep farklılıkları bu felakete sebep oluyor. Halbuki hepsi Müslüman ümmeti. Şii, Sünni, Vahabi ne fark eder? Nur gibi Müslüman, tertemiz kardeşlerimiz. Ne güzel insanlar daha ne istiyorsun? Hepsi ezan okunduğunda kelime-i şehadet getiriyorlar, hepsi camilere gidiyorlar. Şeytan akıl almaz bir oyun oynamış. Kin ve nefreti insanlara enjekte etmiş, sevgiyi de kalplerinden almak istiyor. Buna karşı sürekli sevgiyi gündemde tutmak, pozitif enerjiyi, pozitif elektriği dünyaya yaymak gerekiyor. Pozitif enerji negatif elektriği yok edecek dünyada. Biz sürekli pozitif elektrik yaymaya devam edeceğiz.  

Kediler iyi has da evlerde bunların tüyleri çok riskli olur. Mesela evde kuş besliyor, kedi besliyor birçok hastalık geçebilir. Alerji meydana getirebilir insanlarda. Mesela kedi tüyünden çok şiddetli alerji hastalığı rahatsızlığı yaşayan insanlar var. Hatta şoka girenler var. Kedi tüyünden alerjik şoka giriyor. Allah esirgesin ölümle sonuçlanabilecek şok meydana geliyor. Onun için kedilerin daha çok yeri bahçelerdir. Hayvan hür yaşamalı. Evin içinde kedi olmaz. Bahçede seversin sonra elini yıkarsın. Özgür yaşayacak o atlayacak, koşacak, ağaca tırmanacak, ev içinde kedi olmaz. Kuş da hayvan kafesin içinde ufacık otuz santimlik kafesin içerisinde olur mu öyle şey? Bırak hayvan rahat rahat uçsun yaşasın.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Kardeşlerimiz başörtüsü filmini A9 Twitter sayfasından da izleyebilirler. En üstte sabitlenmiş twit olarak bulunuyor. Ayrıca Youtube sayfasında da seyredebilirler.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah ne güzel. “Hamd ile tesbih eder” diyor Cenab-ı Allah.  

Her yerde Allah’ın adını duyurmak, Allah’ın anmak çok önemli. Mesela bir lokantaya gidiyorlar diyor Fransız yemekleri söyle ‘ne güzel, Allah ne güzel nimetleri vermiş’ dersin istersin. ‘Allah’a şükür’ dersin değil mi? Veyahut bir mobilya mağazasındasın ‘Allah ne kadar güzel imkanlar sunuyor, ne kadar güzel bir yer’ dersin. Adamın hayatta nadir duyduğu Allah ismi oluyor. İnsanlar Allah ismini nadir duyuyorlar. Duyurduğunda kalbine ferahlık gelir. O da cesaret bulur her yerde Allah’ı anacak hale gelir. Manavda mesela elma alıyorsun ‘Ya Rabbi ne kadar güzel yaratmışsın maşaAllah’ dersin. Alay etmesinden korkuyor; etsin kardeşim alay. Adamın beynine o yerleşir alay diye bir şey olmaz. Alaydan korkan, basit insan korkar. Acze düşmüştür kompleksli insan korkar. Alay eden zaten zavallı bir insandır güçsüzdür o, kendince etkileyeceğini zanneder. Karşıdaki de ondan etkileniyorsa zaten çok yakışıksız bir durum oluşur. Çünkü alay eden zaten ikna olmuş oluyor. Onu usulen söyler. Mesela bir şeyi görüp heyecanlanıyor farz edelim görüp heyecanlanır abuk sabuk hareketler yapabilir, abuk sabuk konuşabilir. Beğendiğini gösterir onun o. Alay zaten beğenmeden kaynaklanır. Doğru görmekten kaynaklanır. Etkilendim anlamına gelir o. Adam yoksa bakmadan geçer. Alay varsa ruhunda derin sarsıntı yapmış demektir, etkilenmiş demektir. Mühim olan da odur.

İncil’de A ve O harfleri çok önemli. Alfa ve Omega.

“Başörtüsü İslam’ın emri” diye etiket yapmışlar halbuki başörtüsü İslam’ın emri değil. Başörtüsü emri olsa açıkça söyleriz Allah’ın ayeti deriz ve herkes de görür onlar da gösterirler. Allah’ın emriyse göstermen lazım. Gösteremediğine göre Allah’ın emri çarşaftır dersen bu olur. Ama Allah’ın emri başörtüsüdür çünkü işine gelmiyor senin çarşaf. Çarşaf çünkü nefsine zor geliyor. Oradan o işi kolaylaştırıyorsun. Başörtüsü, başörtüsü diye bir hüküm yok Kuran’da. Doğru ol. Dürüst ol. De ki “Ben çarşaf giyecek irade ve güce sahip değilim. Nefsime ağır geliyor. Toplumdan baskı görmekten çekiniyorum. O yüzden giymiyorum” desen yani tabii Allah Katında o geçerli olmaz belki. Belki de geçerli olur. Fakat anlarım yani. Ama sen olmayan bir şeyi savunuyorsun. Peki, çarşaftan niye hiç bahsetmiyorsun? Hadi diyelim ki “başörtüsü var” ve inandın. Öyle düşündüğünü düşünelim. Peki, Kuran’da açıkça muhkem ayet olarak belirtilen çarşaftan niye bahsetmiyorsun? Tek kelime bahsetmiyorsun. “Çarşaf Allah’ın emri” desene. Etiket yapın. “Çarşaf Allah’ın emri” deyin. Ben onu destekleyeceğim. Bütün gücümle zaten destekliyorum. Gece gündüz destekliyorum. Çünkü Allah’ın emri o. Ama bak dürüst davranmıyorsunuz. “Çarşaf” demiyorsun işine gelmediği için “başörtüsü” diyorsun. Başörtüsü Allah’ın emri değildir. Çarşaf Allah’ın emridir. Çarşaf bütün vücudu boydan boya örten örtüye derler. “Yüzü de dahil” diyor. Yüzü açık, elleri de; nereden çıkarttın onu? Asıl kadının yüzü etkiler zaten. Bakışları etkiler. Yani örtülmesi gereken yerler oradır. Elleri kadının, mesela çok etkileyicidir. Ellerini yüzünü hepsini örteceksin. Kendi kendine hüküm çıkartma. Öyle bir şey demiyor Allah. “Yüzleri açık” demiyor. “Çarşafla örtünsün” diyor. Limitsiz bir örtünmeden bahsediyor Allah. Eğer dürüstseler “Çarşaf Allah’ın emri” diye yazsınlar. Dürüst Müslümanlarsa. Bak çarşaf işlerine gelmiyor altını çizerek söylüyorum. Ahzab Suresi’nde açık Allah’ın hükmü varken, Allah’ın hükmünü duymak dahi istemiyorlar. Niye söylemiyorsun “Çarşaf Allah’ın hükmüdür” diye. Diyemiyorsun. Başörtüsü kolayına geliyor çünkü. Öyle olmaz. Söyleyeceksin.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Amerika’da başta CNN, NBC, CBS, ABC gibi önde gelenler olmak üzere bazı televizyon kanalları Trump’ın görevdeki ilk yüz günündeki başarılarını anlatan reklamları yayınlamayı reddetti. Trump’ın gelini ve kampanya danışmanı Lara Trump karara tepki gösterdi. Kendi yanlı yayınlarına uymayan bir reklamla karşılaşınca “CNN, ABC, CBS ve NBC bizi engelleme yolunu seçti. Ana akım medya sadece kendi işine geldiğinde basın özgürlüğünden yana olduğunu göstermiştir” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi İngiliz derin devletiyle onlar karşı karşıyalar. Zaten ben söyledim en başta “Bakayım nasıl bir reaksiyon başlayacak? Ve nasıl bir çatışma olacak? Nasıl dayanabilecek? Bunu göreceğiz” dedik. Tabii ki İngiliz derin devleti atağa geçti. Adamlara reklam vermeye ne gerek var? Onun yerine fakire fukaraya para dağıtın. Onları niye zengin ediyorsunuz? Beş kuruş vermeyin. Ne veriyorsunuz para? Sen hizmetine devam et. Amerika’yı zenginleştir. Amerika’ya özgürlük getir, demokrasi getir, dindarlık getir. Gerisine karışma. Onlar desteklese ne olur, desteklemese ne olur? Allah’ın desteği önemli. Allah’a karşı samimi olursanız, Allah insanların kalbine vahiy eder. Basının gücü mü? Allah’ın vahiy gücü mü? Allah’ın vahiy gücü etkilidir. Basın istediği kadar istediğini yazsın, Allah kalplere vahiy etti mi, Allah’ın anlatım gücü meseleyi bitirir. En büyük güç, asıl güç budur. Allah’ın kalplere vahiy etmesidir. Onu esas almaları lazım.

EBRU ALTAN: Siz zaten biliyorsunuzdur inşaAllah. Galiba cevap olarak Trump böyle bir kampanya yapmak istedi. Çünkü yüz günün de başarısız olduğunu iddia ediyordu ana akım medya.

ADNAN OKTAR: Yok, cevap vermeye gerek yok ki. Normal herhangi bir televizyon, zaten Facebook’unda veyahut internette vardır onun derdini anlattığı yerler. Orada iki satır bir şey söylese, bütün dünyada duyulur. “Başarısızlık” denmesi için, sonuçta zarara uğraması lazım Amerika’nın. Şu an olumlu atakları Amerika’nın. Her yönde olumlu. Eğer kendi anlatamıyorsa, dostları sevdikleri anlatır. Ama daha yeni gelmiş. Yüz gün içinde adamın yaptığı tahribat çok büyük. Yani Obama’nın yaptığı tahribatı yüz günde bir insanın temizlemesi çok çok zor. Çünkü İngiliz derin devleti Obama’yı kullandı. Obama bunun farkına dahi varmadı belki. Ve akıl almaz şekilde Amerika dejenere oluyordu ve bozuldu. Kiliseleri kapattılar. Dindarlar, dindarlıktan vazgeçti. Dindar oranı çok düştü. Maddi manevi Amerika’yı mahvetti Obama. Yüz günde nasıl düzeltsin adam onu? Ama gayet güzel ataklar yapıyor. Vakit alacaktır o. Dolayısıyla düzeltecek olan da Allah’tır ayrıca, Trump düzeltemez. Allah düzelttiğinde insanlara gösterir. Onun da derdine düşmesin. Sadece dindar olsunlar. Samimi olsunlar. Gerisine karışmasınlar. Yani takdir Allah’ın. Neticeyi de Allah meydana getirir. Gazetelerle falan olmaz. Gazeteler bütün gücüyle Obama’yı destekledi, adam dümdüz gitti. Allah kalplere vahiy etti. Adam gitti. Bu kadar basit. Basit demeyeyim de Allah affetsin, bu kadar kolay Allah için. Mesela Trump’ın şahsi Twitter hesabı yeterli. Milyonlarca izleyicisi var. Oradan iki satır söylese yeter. Biz ona biraz bu konularda fikir versek iyi olabilir. Yani son zamanlarda bu fikir akışını biraz azalttık. O da kendine göre bir şeyler yapıyor. Halbuki sürekli yol gösterilmesi lazım. Onu yoğunlaştıralım.

Yeraltında yüz yetmiş trilyon litre petrol varmış şu an. Yüz yetmiş trilyon litre. “Ağaçlardan oldu” diyorlar. Ağaç çürümüş de, yüz yetmiş trilyon litre petrol olmuş. Allah bunu doğrudan yarattığı açıkça görülüyor. Bıraksınlar bunu. Deniz halinde ya, deniz. Petrol denizi var. Ama bazı yerlerde hiçbir şey yok. Ağaç varsa dünyanın her tarafında ağaç var. Her yerde petrol olması lazım. Ve petrol de niye olsun ayrıca, ağaçtan petrol? Bu ağaçlar her yerde çürüyor. Mantarlar, bakteriler parçalıyor ağaçları. Paramparça oluyor gidiyor. Hiçbirinin petrole döndüğü yok. “Hayvanlar” diyor. Hayvanı anında bakteriler parçalıyor. Darmadağın oluyor.  En fazla bir ay dayanıyor bir hayvan. Her hayvan petrole döndüğü yok. Bıraksınlar bunları. Burada bir gariplik var.

Dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: İspermeçet balinasının resimleri vardı. Görebiliriz.

ASLI HANTAL: Bu balina yeryüzünde yaşamış en büyük hayvan olan dinozorların iki katı büyüklüğünde. Yetişkin bir balina iki yüz ton ağırlığında, otuz üç metre uzunlukta. Sadece dili bir fil ağırlığındadır. Bir buçuk saat gibi uzun süreli dalışlarıyla ünlü İspermeçet balinaları, üç bin metre derinliklere saatte yedi-sekiz kilometre hızla dikey olarak dalabilirler. Bin metrede basınç, yüz bir atmosfere çıkar. Bu seviyede bir balinanın her santimetrekaresine yüz bir kiloluk basınç etki eder. Benzetme yapılacak olunursa, bu ağırlığın altında kalmak, ağırsıklet bir boksörü tek bir parmakla taşımaya benzer.

ADNAN OKTAR: Bunun üstüne bir sistem kuracaksın. Bunun üstüne bineceksin, böyle üç-beş kişi hep beraber gezeceksiniz. Çok şeker hayvan.

Hüsrev Hatemi Hoca, İran’la dostluğumuza dair konuşmalarımı desteklemiş, hoşuna gitmiş. “İran halkı nezihtir, efendidir, delikanlıdır” demiştim ya. Hüsrev Hatemi Hoca samimi bir Müslüman, onu da çok seviyoruz.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Amerika askerleri iki gün önce Haseki’de iki yüz elli PYD’linin eğitimden geçtikten sonra demokratik Suriye güçlerine katılımı için düzenlenen törene katıldı. Törenle ilgili yayınlanan fotoğraflarda Amerikan askerlerinin tören alanında oturarak, arka tarafta töreni izlediği görülüyor. Resimleri görebiliriz.

ASLI HANTAL: Amerikan askerleri var.

ADNAN OKTAR: Bu kadınlar, hayatı kaymış kadınlar baksana tipleri falan. Bunlar intihar eder gibi zaten PYD’ye katılıyorlar. Toplum içinde hiç itibarları olmayan, kimsenin bunları kaale almadığını herkes biliyor.

Donald Trump Allah’ın desteğini alıyor. Başarılı olur. Mesela, Tayyip Hoca Allah’ın desteğini alır başarılı olur. Yani Mehdiyet’e kapı açan, yol açan kim olursa olsun destek alır. Deccal; deccal de Mehdiyet’e kapı açar. O da destek alır. Mesela süfyan, o da deccaliyet gibi Mehdiyet’e kapı açar, Allah tarafından destek alır.

Hüseyin Hatemi Hoca benim masonluk belgesini yırttığım videonun retweetini yapmış. Tweeti retweet etmiş, çok sevimli.

Mesela Mehdiyet de öyledir. Allah’ın desteğini alıyor Hz. Mehdi (as). Yani büyük bir kitle karşı, fakat hepsini yeniyor. Netice alıyor. Niye? Çünkü Allah’ın desteği var. Allah’ın desteğinin nasıl olduğunu insanlar bilmiyor. Bak, kalpler yani ruh Allah’ın kontrolünde oluyor. Mesela iki milyon-üç milyon kişi diyelim yahut üç milyar kişi, dört-beş milyar kişi hepsinin kalbinin kontrolü Allah’ta oluyor. Kalbine bir bilgi gönderdiğinde Allah vahiy tarzında, şahıs onun dışına çıkamıyor. Yani eğitimle anlatımla olacak gibi değil bu. Yani durduramazsın onu.

Hz. Mehdi (as), İsa Mesih, Hızır (as), Allah’ın melekleri, Cebrail (as), Mikail (as), İsrafil (as) ve beş bin melek ahir zamanda görevlidir ve insanların kalbine ilham ederler ne yapmaları gerektiğini. Bak, aksi oluyor mu? Normalde referandumun kabul edilmesi imkansız gibi görünüyordu. İmkansız gibi görünüyordu yani bayağı muazzam red vardı. Ne oldu? Kabul çıktı. “Evet” çıktı yani.

Bediüzzaman Said Nursi diyor ki; “Eğer O razı olsa” diyor Allah için, “bütün dünya küsse ehemmiyeti yok” diyor. “Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yine yok” diyor. “O razı olduktan ve kabul ettikten sonra isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir” diyor.  “Onları da razı eder. Onun için bu hizmette doğrudan doğruya Cenab-ı Hakk’ın rızasını esas maksat yapmak gerekir” diyor. Bu sırrı bilmedikleri için insanlar acayip bir çırpınma içindeler. Amberin Zaman da çıkmış işte “şöyle yapmış, böyle yapmış.” Yok, kardeşim alakası yok. Tayyip Hoca Mehdiyet’i desteklediği için, İttihad-ı İslam’ı desteklediği için, Kuran’ın yeterliliğini desteklediği için daima Allah ona destek olacak. Yedi ceddiniz gelsin isterse, bazı tipler için söylüyorum, bak, bütün gücünüzü kullanın, baş edemezsiniz, yenemezsiniz. Mümkün değil. Çünkü hedefi güzel. Boş yere uğraşıyorlar. Tayyip Hoca da o harikayı vurgulamak için söyledi zaten “yalnız kaldım” dedi. “Yalnızım” dedi. Yalnız olan ne olur? Düşer değil mi? Görevden alınır biter. Ne oluyor? Hakikaten çevresinde birçok kişi de karşı ona, kıskanıyorlar Tayyip Hoca’yı. Alenen haset ediyor koskoca adamlar. Sakalı bıyığı adamların bembeyaz olmuş koskoca adamlar alenen haset ediyorlar, kıskanıyorlar. Yani onun başarısının üstüne konmak istiyorlar. Sen kendin başarı göster, sen ortaya çık. Başarının üstüne konmak çok ayıp, çok çirkin.

Tokat’tan yazıyor hemşerimiz, “Sizden dua istiyoruz. Perşembe günü annem kalp ameliyatı olacak, üç damarı tıkalı.” Teknoloji çok ileri, hiçbir şey olmaz. Kafanı takma. İsterse on damarı tıkalı olsun. Hayret edilecek bir teknoloji var, inanılır gibi değil. Eskiden açık kalp ameliyatıyla oluyordu değil mi? Bayağı bir olay oluyordu. Şimdi ona da gerek kalmıyor, damardan giriyorlar, gayet rahat hallediyorlar.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Amerikan Kongresi 1952 yılında mayıs ayının ilk perşembe gününü Ulusal Dua Günü olarak ilan etmiş. Bu seneki yıl dönümünde düzenlenen bir yemekten resimler ve bazı konuşmalar göstermek istiyoruz. Bu resimde Mike Pence’i görüyoruz, Başkan Yardımcısı. Bu toplantılara Trump’ın evanjelik danışmanları, dindar Hristiyan basın mensupları, sivil toplum kuruluşları, pastörler, rahipler, müzisyenler katıldı. Trump’ın bu konuşmasından bir kısım şöyle. “Ulusal Dua Günü’nde Allah’a inanan bir ulus olarak sahip olduğumuz nimetlere ve Allah’ın inayetine şükretmek, Allah’tan hikmet, güç ve koruması için dua etmek için toplandık. Burada hepimiz birlikte her birimiz kendi inançlarımıza ve geleneklerimize göre dua ediyoruz. Ve şuna inanıyoruz ki Amerika’da yaşayan her dine ve inanca sahip insanların ibadetlerini kendi vicdanlarına uygun şekilde özgürce yaşama hakları var. Diğer resim de dini özgürlükler kanununu imzalarken. Trump bu yasayı imzalamadan önce dini liderler dua ettiler. Bu kanunları imzalarken dini organizasyonların daha büyük özgürlüklere sahip olacağına dair söz verdi Trump.

ADNAN OKTAR: İşte bak, bunlar önemli. Sen bunu yaptıktan sonra senin yolun açılır. Senin gönlün rahat olsun. Yok CNN’miş… Bunların hiçbirine ihtiyaç yok. Allah’ın desteğini al, gayet rahat dümdüz gidersin. Hiçbir şey olmaz.

ASLI HANTAL: Eski Amerikan Devlet Başkanlarından Bill Clinton ve Obama görevde oldukları yıllar boyunca Ulusal Dua Günü’nde hiçbir toplantı düzenlememişler.

ADNAN OKTAR: İşte dindarlığı ön plana çıkarttıklarında kurtulurlar. Yani gerçek Hristiyanlık, gerçek Musevilik, gerçek Müslümanlık; Allah’ın beğendiği budur. Bunu ortaya çıkartırlarsa mesele biter. Onun dışında hiçbir kurtuluş yoktur yani dünya için de, onlar için de.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Trump’ın bu imzaladığı dini özgürlükler kanunlarından rahatsız olan homoseksüel savunucuları da Beyaz Saray’ın önünde toplanarak protestoda bulunmuşlar.

ADNAN OKTAR: Bak, görüyor musun adamları? Ya intihar etme eğiliminde oluyorlar, ya cinayete yatkın oluyorlar, ya Müslümanlık, Hristiyanlık, Musevilik hakkında güzel bir gelişme olduğunda protesto toplantıları oluyor. Bir kere homoseksüel mantığın ortadan kaldırılması lazım. Adamların anormal, hatalı yolda olduğunu Kuran söylüyor, Tevrat söylüyor ve İncil söylüyor. Allah’ın emri bu. Adamlara sorulduğunda “Niye bunu yapıyorsun?” denildiğinde, östrojen hormonu yüksekmiş. “Ondan oluyor.” Kadınlarda sizdeki olan östrojenin yüz misli var. Hiçbir kadın gidip fuhuş yapmıyor. Namusuyla yaşıyor. Yüz misli. Sendeki östrojenin yükselmesi, ya şimdi ağzımı bozduracaksınız bana o çirkin fiili yapmanı mı gerektirir? Koskoca adama yakışacak bir şey mi bu? Ne kadar küçük düşürücü, aşağılayıcı bir şey bir delikanlı için, ne kadar korkunç bir şey ve ne kadar kirli bir şey. Bu gerekçe mi? Böyle mantıksız bir açıklama olur mu? Kadınlarda yüz misli östrojen var, namusuyla ömür boyu yaşıyorlar. Hiçbiri öyle gayri ahlaki çirkin bir tavrın içine girmiyor.

Allah aşkına buradaki bara içki şişesi koyar mıyız? Biraz mantıklı olun. Koskoca adamsınız, yani sakallı bıyıklı adamsınız. Ne zorumuz? Gece gündüz içkinin zararlı olduğunu anlatıyoruz. Bir de hakikaten helal bile olsa içilecek içki değil. Helal bile olsa ben içmem yani. Ne tadı tada benziyor, ne bir faydası var, son derece de zararlı. Sanki bir nimetten mahrum olmuşlar gibi anlatıyor. Kardeşim, alenen zehir ve çok rahatsız edici. Onun eğlendirici bir yanı yok.

Tayyip Hoca’ya yapmadık oyun bırakmadılar. Hepsini de Allah bozdu. MİT Müsteşarı’nı çok rahat tutuklarlardı. Yapamadılar. Evine yüz-iki yüz metre kalmıştı, gelemediler. Rahatça gelirdiler. Gezi’de bir ay boyunca Taksim Meydanı’nı kapattılar, hiçbir şey yapamadılar. 17-25 Aralık’ta güya hükümeti devireceklerdi, hiçbir şey yapamadılar. Bütün güç Allah’ın elindedir. Tayyip Hoca da öyle ciddi bir tedbir almadı zaten dikkat ederseniz. Gayet sakindi yani. Allah’a tevekkül etti, Allah korudu.

“Bil ey aziz kardeşim” diyor. “Eğer takva ve amel-i salihle Halık’ını razı ettiysen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kafidir.”

Mesela tapınak şövalyelerinden de üstatlık belgesi aldım. Saygı duyuyorum, kendileri geldiler, kendileri getirdiler. Benim bir talebim yok. Mesela Amerika mason localarından falan da kendileri getirdiler gördünüz, herkesin gözü önünde ayağa kalkıp getirip sundular. Ben saygılı bir insanım, nezaket gösterene nezaket gösteririm.

“Sayın Hocam, Darwin mason muydu?” Babası da kendisi de masondur, belgeleri bende var. Darwin de dedesi de ikisi de mason.

Mubariz Aliyaroğlu isimli Azeri kardeşimiz vardı çok dindar, çok efendi Hakk’ın rahmetine kavuşmuş. Allah gani gani rahmet etsin. Allah cennetiyle şereflendirsin. İbrahim’le çekilmiş bir resmi var, göster. Ne mutlu sana. Allah seni sahabelerle, peygamberlerle birlikte haşretsin.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: 1970’lerin Afganistan’ından bazı resimler var, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet, o zaman daha modernlermiş. Afgan kızlar çok güzel oluyorlar, Afgan hanımlar bayağı güzeller.

Şimdi adamların dekolteden bu kadar rahatsız olmasının nedeni eğer İslamiyet rahat ve kolay bir dinse bütün dünyayı kaplar. Ama başörtüsüyle “kadın” işte “yüzde doksan dokuzu cehennemde” falan diyerek anlatırsan İslam tabii kendiliğinden yavaş yavaş yavaş gerileyerek bütün dünyada gücünü kaybediyor. Şimdi bu atak, yani modern anlamda İslam’ın yaşanacağını göstermek ve buna model göstermek İslam’ın yeniden dünya hakimiyetinin net delili.

Mubariz Aliyaroğlu kardeşimiz bu kış Azerbaycan’dan gelmişti, kırk saatlik otobüs yolculuğuyla geldi, benimle üç dakika görüşebildi, sonra kırk saatte geri döndü. Demiş ki; “o üç dakika bana yeter” demiş. “Bu bana yeter” demiş. “Başka bir şeye gerek yok” demiş. Öyle mübarek bir insan. Bak seksen saat, görüştüğüm de iki-üç dakikadır yani. Nasılsın? Selam. Aleykümselam. Dua ettim. “Allah sağlık sıhhat versin. Cennette kardeş etsin Allah” dedim, o kadar.

Müzik varsa dekolte varsa İslam’ın hakimiyeti kesin demektir. Öbür türlü zaten IŞİD’le, Taliban’la şununla bununla Müslümanlığı çok korkunç gösterdiler. Şii düşmanlığı yaparak, Sünni düşmanlığı yaparak, Vahabi düşmanlığı yaparak zaten Müslümanları kendi içinde kavurmuş vaziyetteler. Dört ayrı mezhep, dördü de birbirini yeriyor. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi. “Hak mezhep” diyor ama Hak mezhepteki her mezhep imamı diğer mezhep imamının söylediği hadislerin gerçek olmadığını söylüyor. Yani “sahte hadis” bunlar diyor. Adamlar diyor ki “Peygamber (sav)’e uymayacak mıyız?” “Tabii uyacağız” diyor. Ya kardeşim Peygamber (sav)’e uyuyorsa adam, tamam. Dört mezhebin dördü de uyuyor. Dördü de Peygamber (sav)’e uymadığınızı iddia ediyor, dördü birbirine uymadığınızı söylüyor. Dördü birbirlerinin hadislerinin sahte olduğuna inanıyor. Demek ki Allah size neyi gösteriyor? Kuran’a uysan bitecek. Peygamberimiz (sav) zamanında Peygamber (sav)’e uymak farzdı ama kumandan olarak uyuyorsun. Allah’ın hükmü, farzlar konusunda değil; kumandan olarak uyuyorsun. Allah’ın hükmünü değiştiremez Peygamber (sav). “Namaz kılın” diyor. Peygamber (sav) “namaza gerek yok” diyemez. Dese de geçerli olmaz, haşa. Anlamaları için diyorum. Zaten demez Peygamber (sav). Bu konuyu yeniden anlatan bir film hazırlamamız lazım. Bunu bir türlü kavrayamıyorlar ve bir dikkat edin samimiyetsizliklerine, çarşaftan hiç bahsetmiyorlar. Hep başörtüsü, çünkü kolay geliyor o. Çarşaftan niye, asıl farz olan o, niye bahsetmiyorsun ondan?

Bugün Şeyh Nazım Hocamız’ın vefat yıldönümü biliyorsunuz. Allah gani gani rahmet etsin. 2014 yılında vefat etti 7 Mayıs’ta biliyorsunuz. Bugün de onun günüydü, yıldönümü günü. Allah cennette kardeş etsin, inşaAllah.

Bakın, biz başka bir mason kardeşimiz var üstad mason, o yüksek dereceli. Ona sorduk, “Muhterem kardeşim, sevgili kardeşim” diyor. “Gian Franco Pilloni kabul edilmiş bir mason değildir.” Bak, en yetkili üstad anlatıyor bunu, Amerikan mason localarının üstadı. “Büyük locası da yasal değildir.” Bak, “Büyük locası da yasal değildir. Yasal loca federasyonları birbirlerini tanırlar. Gian Franco Pilloni bu yasal localardan birinden geçmedi. Onun büyük locası da tanınmıyor.” Öyle bir büyük locası yok çünkü diyor. Tanınmıyor. “Genellikle çoğu tanınmış büyük locaların kökenleri İngiltere Birleşik Büyük Locası’na veya İskoçya Büyük Locası’na kadar izlenebilir silsile olarak. Burada da böyle bir silsile olmadığı için yasal değil” diyor “onun masonluğu” diyor. “Yasal masonluk değil” diyor. “Yasal sayılmazlar” diyor. Yani kanuni anlamında denmiyor “yasal değil” derken. Mason locaları tarafından tanınmıyor. Yani mason localarının yasalarına göre yasal değil. Yoksa resmi bir kurum değil bu zaten. Zaten halinden de anlaşılıyor. Araştırdığımızda onu gördük.

“Karşınızda yatma zamanı” diyor. “Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmak sağlıklı uykunun temelidir” diyor internette. Yatmayacağım Allah Allah.

Mason locaları böyle olmuyor. Göster şimdi mesela üstad masona sorduğumuzda bize çok detaylı bilgi verdi. Onun locasını gösterelim, onların mason localarını gösterelim, gerçek locaları. Bak, gerçek mason locaları böyle oluyor. Bu tarzdadır mason locaları. Yani en sıradan mason locaları bile böyle Amerika’da, Avrupa’da, Fransa’da, İngiltere’de.

Şimdi biz ne yapalım? Fikret’i biraz dinleyelim, sonra devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.