Sayın Adnan Oktar'ın 12 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 12 Mayıs 2017

 

Çocuk Evde Asla Yalnız Başına Bırakılmaz. Evde Bir Çocuğun Yalnız Bırakılması Kanunla Suç Haline Getirilsin

Kardeşim bu çocuklar evde yalnızken oyun oynuyorlar. Çamaşır makinesi kapağı açıldı mı büyük bir bölüm oluşturuyor. Yani ilginç bir şey çocuk için ilginç bir oyuncak haline geliyor o. Oraya tabure mabure koyuyor bir şey koyuyor içine giriyor çocuk. Uzay aracı gibi ona yani filmlerde gördüğü şeylere benziyor. Onu bir araba gibi de görebilir. Bir uzay aracı gibi de görebilir. Bir eğlence unsuru olarak. Çekiyor çocuk kapağını çekti mi kilitleniyor bu. Artık çocuk itse de açılmıyor. Bir ölüm makinesine dönüşmüş, bu çok tehlikeli bir şey. Şimdi bu çamaşır makinelerinin piyasadan toplatılması, yeni bir çamaşır makinesi sistemi oluşturulması için bakanlık devreye girsin. Şimdi bu kapansın tamam açılmama sistemi de olsun bu normal. Ama makinenin yan tarafında bir düğmeyle bu ayrı gizli bir düğmeyle olsun. Yani kapaklı bir düğme. O düğmeyi açacak kişi çamaşırı koyacak kapağını kapatacak düğmeye basacak ondan sonra kilitlenecek. Ama burada öyle değil ki kardeşim. Kapağını kapatıyorsun dışarıdan istersen kapıyorsun, istersen açıyorsun. Dışarıdan açık. Ama içeriden ittiğinde ölüm makinesi. Böyle çamaşır makinesi olmaz. Bakanlık bu çamaşır makinelerinin imalatını yasaklasın. Mevcut piyasadaki olanlar toplatılsın. Evlerde olanlar da yenileriyle değiştirilsin. Çünkü çocuk için bu dayanılmaz bir fırsat gibi oluyor. Yani tam bir uzay aracı gibi. İçine rahatça girebileceği gibi. Alçak zaten boyu. Hadi ayağı yetişmedi diyelim oraya bir tabure koyar bir şey koyar çıkar üzerine. İçine de giriyor. Kapağını kapattığı an asla açılmayacak şekilde kilitleniyor. Böyle bir sistem olmaz kardeşim. Böyle bir makine olmaz. Bakanlık buna derhal el koysun.

 

(Cem Küçük, Türkiye’de İngiltere düşmanlığı yapan kişilerin bulunduğunu ve bunu doğru bulmadığını söyledi: “İngiltere sanki her şeyi kontrol ediyormuş gibi düşünmek yanlış bir düşünce. İngiltere ile ilişkileri geliştirmekse çok doğru bir adım. Nitekim Binali Yıldırım da zaten öyle bir açıklama yaptı ve yeni bir döneme girdiğimizi söyledi.” dedi. Ancak programdaki Cemil Barlas ve Ümit Zileli, Amerika’nın aslında İngiltere’nin kontrolünde olduğunu söyleyerek Cem Küçük’e karşı çıktılar.)

Yani bu meşhur bir konu. Binlerce delille sabit olan bir konu. İngiliz derin devletini herkes biliyor. Başbakan biliyor, Cumhurbaşkanı biliyor, MİT biliyor, devlet biliyor, Başbakan biliyor. Başbakan tabii ki idare-i maslahatçı idare edip konuşacak. “Siz İngiliz derin devletini üzerimizden çekin.” diyecek hali yok. Tabii ki dengeleyici konuşacak. İngiliz derin devletini Türkiye’de bilmeyen yok. Osmanlı Devleti’ni kim yıkmış? Haritaları kimler çizmiş? Derin devlet nedir, kimler tarafından oluşturulmuştur? 300 yıldan beri devam eden bu karanlık yapı nedir? Bunu bilmesi lazım.

 

İngiliz Derin Devletinin Yaptığı En Güçlü Taktiklerden Biri Önce Ekonomiye Sızmak Sonra Da Ekonomiyi İçten Çökertmektir

Abdülhamit devrinden beri Osmanlı’nın başının belasıdır İngiliz derin devleti ve Amerika’nın da başının belasıdır. Şu an Amerikan Başkanı’nın başına bela oldular. Bak YPG-PYD’yi Amerika şu an destekleme kararı aldı. İngiliz derin devletinin talimatıyla oldu bu. Amerika bunu kontrol edemiyor şu an. Trump kontrol edemiyor.

Şimdi mesela Binali Yıldırım Hocamız diyor ki: “İngiltere ile ticari anlaşmaları güçlendireceğiz iyi olacak.” diyor. Halbuki İngiliz derin devleti Osmanlı döneminde de Osmanlı’yla ticari anlaşmalar yaptı. Rusya’ya karşı Osmanlı’yı koruyacağını söyleyerek yaklaştı. Osmanlı’yı adım adım içten çökertti. O zaman da ekonomik anlaşmalar yapmıştı İngiltere İngiliz derin devletinin öncülüğünde. Osmanlı’ya dost gibi görünüp Kıbrıs’a el koydular o devirde. Bir yandan da Balkanlardaki ayaklanmaları organize ediyorlardı. Ve felaket başımıza çöktü. Şimdi YPG-PYD’ye Amerika’nın silah vermesinin nedeni İngiliz derin devletidir. Yoksa Trump şiddetle karşı komünistlere, anti-komünist bir lider. Ama Obama devrinde alınmış bir karar var İngiliz Derin devleti tarafından alınmış bir karar. Onu uyguluyor. Bak şu an kurtaramıyor kendisini.

 

Türkiye De Dahil Bir Çok Ülkenin Altın Rezervi İngiltere'de Duruyor. Savaş Durumunda Bu Altınlara El Konulması Riskine Karşı Tedbir Alınmalı

Dünya Altın Borsası Londra’da. Bütün ülkeler altın rezervlerini yani altınlarını Londra’da tutuyorlar. Şimdi evinde ocağında nerede altın varsa arabalara, gemilere yükleyip İngiltere’ye götürüp adamlara veriyorlar. Türkiye’nin de bütün altınları onlarda. Adamların deposunda duruyor şu an. Yetmiş iki ülkeye ait iki yüz elli milyar dolarlık altın duruyor İngiltere’de. Ton hesabıyla. Mesela Çin, Rusya, Venezuela, Orta Asya Cumhuriyetleri bu kasalarda altın saklamıyorlar. Türkiye dahil bütün Avrupa ülkelerinin hepsinin altınları İngiltere’de. Altın fiyatlarını iki yüz yıldan beri Londra belirliyor. Türkiye hiç kimse karışamıyor. Mesela adam diyor ki iki ton altın satın alacağım diyor tamam diyorlar alıyor. Şimdi zannediyorsun ki sen altını alıp arabasına yükleyip götürüyor öyle değil kağıt üstünde alabiliyor altını. Ve satarken de kağıt üstünde satıyor. Altın sürekli İngiltere’de duruyor, kasada duruyor. Londra’da kasalarda duruyor.  Oradan kıpırdamıyor. Altın satışı kağıt üstünde oluyor. Yeni bir sistem bu İngiliz derin devletinin çıkarttığı bir sistem.

 

Münafık Müslüman İçin İz Sürmede Kullandığı Mükemmel Bir Köpektir. İngiliz Derin Devletinin İzini Sürmek İçin De Münafıklar Kullanılır

Münafık çok değerli bir köpektir. İz sürmede kullanılan mükemmel bir köpektir. Müslüman münafığı bulamaz, münafıkla münafığı bulabilirsin. Mesela İngiliz derin devletinin izini münafıkla sürebilirsin. Münafık olmadan çok zordur. Münafığı besleyeceksin köpek gibi kullanacaksın. Müslüman münafığı nereden bilsin? Köpeğin burnu biliyorsunuz acayip koklama kabiliyetiyle donanmıştır. Münafığın da münafığı bulma yeteneği bir Müslümanınkinden daha üstündür. Çünkü o münafığı sezer bulur. Derin devletin alçaklarını da onlar çok iyi bulurlar çünkü onlara işi düşeceği için. Onu izlediğinde onları yakalarsın.

 

(Geçtiğimiz hafta; “Okul Öncesi Eğitim: Çocukları Geleceğe Hazırlayalım” isimli bir kongre yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı destekli bu kongrenin amacı çocukları geleceğe hazırlamak olarak anlatıldı. Milli Eğitim Bakanı Doktor İsmet Yılmaz ve Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Direktörü Doktor Cem Gençoğlu, Eğitimci Kayhan Karlı konuşma yaptı. Bu zirvedeki konuşmacılardan bazıları evrim teorisi ve homoseksüellik propagandası yaptı. Bu kongreye Caner Taslaman'a yakınlığıyla bilinen İslam'da evrimin olduğunu savunan Sinan Canan da katıldı.) 

Sen madem bu konuda samimisin, anlatıyorsun. Bana cevap ver; Hazreti Musa (as)'nın asası bir anda canlı yılana döndü mü dönmedi mi? Döndü. Burada evrim var mı? Yok. Ani bir yaratma var. Hazreti İsa (as), çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıyor. Ve derhal o çamurdan yaptığı kuş uçuyor, normal kuş oluyor. Ve onun nesli devam ediyor şu an, o kuşun nesli. Peki burada evrim var mı? Yok. Zer aleminde bütün insanlık yaratıldı. Çamurdan bu dünyada Allah vesile ediyor fakat zer aleminde zaten hazır yaratılmış. Burada çamuru vesile ederek, çamurdan bir heykeli vesile ederek Allah dünyaya getiriyor. Yoksa zer aleminde zaten insanlar yaratılmış. Var insanlar. Evrimle yaratılmamış zer aleminde yaratıldığına göre; zer aleminde evrimle yaratıldığını iddia etmediklerine göre, bir anda yaratıldıklarına göre. Zer aleminde de evrimle yaratıldığını iddia ediyorlarsa artık sağlık sıhhat olsun. Ne zer aleminden bahsediyorlar; ne Hazreti İsa (as)'nın çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıp onu üfürmesiyle canlanması konusundan da bahsetmiyorlar. Hazreti Musa (as)'nın asasının bir anda yılana dönüşmesinden, bundan da bahsetmiyorlar. Cinlerin yaratılışı evrimle olmadı. Bundan da bahsetmiyorlar. Meleklerin yaratılışı evrimle olmadı. Bundan da bahsetmiyorlar. Cennette huriler, gılmanlar, vildanlar var; onlar da evrimle yaratılmıyor. Bundan da bahsetmiyorlar. Sadece insan evrimle yaratıldı diye tutturmaya çalışıyorlardı. İnsanların zer aleminde zaten yaratıldığını söyledik. Konu bitti.

 

Genç Kızların Çiçek Gibi Olması Lazım. Ama Bakımlı Olmayı Suç Haline Getirdikleri İçin Genç Kızların Çoğu İçine Kapanmış Durumda

Genç kızları süslenmekten, güzel olmaktan o kadar alıkoydular ki bugün çarşıdan dönüşte baktım genç kızlara, çok çok büyük bölümü bakımsız. Hiç bakımsız. Artık hayatla adeta bağları kopmuş. Ne neşeleri kalmış ne sevinçleri. Ne güzel görünme gayretleri var ne zarif görünme gayretleri var. Çünkü kim beğenecek diyor. Beğenilse suç. Mesela güzel giyinirse suç oluyor çocuklar. Bakımlı olursa suç oluyor. Cazibeli olursa suç oluyor. Onlar da en bakımsız hatta bir kısmı çok salaş geziyor, çok perişan geziyor. Yazık günah değil mi? Normalde çiçek gibi olması lazım genç kızların. Hiçbiri başını yerden kaldırmıyor. Dikkat ettim, etrafına bakan kız çok nadir. İsterseniz siz de gidip bakın, bakımlı güzel giyinen bir hanıma rastlamak çok güç. Genç kızları acayip köşeye sıkıştırdılar. İşte bakımlı olursan şöyle zarar verirsin böyle zarar verirsin; şöyle yanlış yolda olursun böyle yanlış yolda olursun. Çocuklar içine kapandılar. Onların hayat sevincini, güzellik arzusunu, beğenilme arzularını, beğenme arzularını da yok ettiler bazı insanlar gelenekçi Ortodoks sistemin etkisiyle. Ama bunlar tabii zaman gelecek, düzelecek. Genç kızlar çiçek gibi ortada gezecekler, güzelliklerini gösterecekler. Her yer böyle çiçek bahçesi gibi olacak, birbirinden güzel hanımlar olacak.

 

Modernliğin, Kalitenin, Kadın Özgürlüğünün Sahibi Türkiye Olmalı. Türkiye Bu Konuda Örnek Olursa Herkes Türkiye İle Dost Olur 

Kardeşim, Türkiye’nin çektiği sıkıntının ana nedeni bu zaten. Yani Amerika’nın şunun bunun PKK’yı desteklemesinin nedeni o. Türkiye diyecek ki; “Biz dekolteye de saygılıyız. Sanata da saygılıyız. Kadınları ön planda tutuyoruz. Gelenekçi Ortodoks sistemin kadınlara bakışını asla kabul etmiyoruz. IŞİD’in, El Kaide’nin, Ortodoks bazı insanların kadınlara karşı çirkin üslubunu, mantığını kökten reddediyoruz. Avrupa’daki sanatı, müzik anlayışını yetersiz görüyoruz. Daha yüksek bir sanat anlayışı, daha güzel şeyleri talep ediyoruz, istiyoruz” demesi lazım Türkiye’nin. O zaman Avrupa’nın, Amerika’nın bize söyleyeceği hiçbir söz kalmaz. Bunu mutlaka yapmalıyız. Öbür türlü diyor ki adam; “DAEŞ, El Kaide, Taliban, gelenekçi Müslümanlar, Ortodoks Müslümanlar hepsinin kadınlara bakışı aynı, sanata estetiğe bakışı aynı. Dolayısıyla bunlara biz ortak gözle bakıyoruz” diyorlar yani Avrupa ve Amerika. İngiliz derin devleti de bunu çok iyi fırsat olarak kullanıyor. Biz bu fırsatı yıkalım. Yani onların bu olumsuz fırsatını yıkalım. Son derece Avrupai, kadın haklarını en yüksek noktaya taşıyan, Avrupa’dan daha ileriye taşıyan, dekolteyi destekleyen, müziği destekleyen, sanatı destekleyen olalım. Ayrıca Ortodoks Katolik Müslümanları da en güçlü şekilde destekleyen de biz olalım yine.

 

Saniye Bile Kıymetli Olduğu İçin Kanalda Reklam Yayınlanmıyor. İmani Güçlendirecek Bir Cümle Yerine Reklam Yayınlanması Olmaz

Reklam olursa sıkılırsınız. Yani şu an mesela konuşmayı kessek reklamlar başlasa televizyonu kapatırsınız büyük bir ihtimalle. Saniye bile kıymetli olduğu için geceli gündüzlü Allah’ı anıyoruz. Geceli gündüzlü İslam’ı anlatıyoruz. Reklama ayrılacak vakit boşa giden vakit olmuş olur. Çünkü insanların imana ihtiyacı var, Allah korkusuna, Allah sevgisine ve tehlikelere karşı uyarılmaya ihtiyaçları var; İngiliz derin devletine karşı, PKK’ya karşı. Düşünün, bir adam açtı televizyonunu ve bizim kanala rast geldi. Biz orada bisküvi reklamı yapıyoruz. Şimdi yazık günah değil mi? Birçok tehlikeye karşı eğitilmesi gerekirken, imani bilgi alması gerekirken reklamla vakit geçmiş olacak. Onun için reklamın getireceği gelirden vazgeçmiş oluyorlar. Allah için hizmet etmiş oluyorlar arkadaşlarımız.

 

İmanı Tebliğde Güzellik, Sanat Ve Kalite Çok Önemlidir. Hz. Süleyman'ın Sarayının İhtişamı Tebliğde Çok Olumlu Etki Yapıyordu

Hz. Süleyman (as)’ın yöntemidir. Hz. Süleyman (as) çok güzeldi, çok yakışıklıydı. Yedi yüz hanımı, üç yüz cariyesi vardı. Dünyanın en güzel kadınlarıydı hepsi. Bak, Tevrat’ta geçiyor yedi yüz karısı, üç yüz cariyesi vardı. Yani toplam bin tane hanımı vardı. Bin hanımı vardı, bini de dünyanın en güzel kadınlarıydı. Çok asil, şerefli, nezih insanlardı. Orada hizmetliler çalışıyordu, hizmetçiler. Onlara o devrin en mükemmel kıyafetlerini giydirmişti Hz. Süleyman (as). Ve çok yakışıklıydı hizmetçiler. Hizmetçi kadınlar da çok çok güzeldiler. Eşyaların hemen hemen tamamı altın kaplama ve mükemmel. Ahşap işçiliğinin en güzeli, porselen işçiliğinin en güzeli, mobilyalar en değerli ve en güzeliydi. Hz. Süleyman (as)’ın sarayına, mescidine gelenler daha tebliğ yapmadan Müslüman oluyorlardı. Diyorlardı “eğer bir din bunu getiriyorsa, bu mükemmelliği getiriyorsa, bu din mükemmeldir” diyorlardı. Hepsi “La İlahe İllaAllah Musa Resulullah” veya “Süleyman Resulullah” diyorlardı. Hepsi imana geliyorlardı. İmani tebliğde çok hayatidir güzel insanlarla İslam’ı tebliğ etmek.

 

Mehdiyetin Devrinde Olduğumuz İçin Bu Konuyu Çok Önemli Görüyorum. Peygamberimiz De Mehdiyet Üzerinde Çok Durmuştu

Mehdiyet’in devrinde olduğumuz için çok önemli görüyorum. Çünkü Peygamberimiz (sav) çok önemli gördüğüne göre, Kuran’da da önemine çok dikkat çekildiğine göre, ahir zamanın en önemli meselesi olarak Bediüzzaman Said Nursi tarafından da vurgulandığına göre bizim de Mehdiyet’i ön planda tutmamız gerekiyor. Çünkü Bediüzzaman’a sorduklarında “senin görevin ne?” dediklerinde, “benim görevim” diyor “Mehdi’nin pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim. Ona yer hazır eden, Mehdi’ye yer hazır eden bir dümdarıyım.” diyor. “Benim görevim bu” diyor. Biz neyiz ki de Bediüzzaman’dan geri kalalım? Ahir zamanın en mühim meselesi İttihad-ı İslam’dır. İttihad-ı İslam’ın içinde de en önemli konu Mehdi (as)’nin zahir olması, İsa Mesih’in zahir olmasıdır ve ahir zaman alametleridir. Bunlar Peygamber Efendimiz (sav) tarafından mucize olarak bizlere bildirilmiş ve aynısıyla çıkmış hayret verici olaylardır. Mesela on binlerce yıldan beri iki uçlu kuyruklu yıldız hiç geçmemiştir dünyadan. İlk defa bak Mehdiyet devrinde iki uçlu kuyruklu yıldız geçti, Peygamberimiz (sav) bildiriyor. Peygamberimiz (sav)’in net, büyük mucizesidir. Bilim adamları hiç kimse bilmiyor böyle bir kuyruklu yıldızın varlığı bilinmiyor. Peygamberimiz (sav) 1400 yıl öncesinden bildiriyor ve dediği doğru çıktı. Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak dedi. Aynen dediği gibi çıktı. Kabe’de baskın olacak, kan akıtılacak dedi. Aynen dediği çıktı. Şam ve Suriye’de Irak’ta savaş çıkacak dedi. Doğru çıktı. İran ve Irak savaşacak dedi. Doğru çıktı. Fırat’ın suyu kesilecek dedi. Doğru çıktı. Bütün dedikleri doğru çıktı. Peygamber (sav)’in bu kadar dediği doğru çıkarken biz bu konuyla ilgilenmiyorsak ve Kuran’da da Allah kurtarıcı beklememizi, zor anlarda kurtarıcıyı Allah’tan istememizi istiyorsa biz de bu kurtarıcının alametlerini gördüysek tabii ki bu konuyu birinci plana almak durumundayız.

 

Sanat Kalktığında Sevgi De Kalkıyor. Sevgi Kalkınca Güzellik Ve Merhamet De Kalkıyor, Yerine Acımasız Bencil Kalitesiz Bir Hayat Yayılıyor

İşte sanat kalktığında sevgi de kalkıyor. Sevgi kalkınca şevk ve heyecan kalkıyor. Onun yerine gelenekçi Ortodoks, acımasızlık, merhametsizlik, sevgisizlik ve şiddet hakim oluyor. İngiliz derin devletinin en korktuğu şey, İslam aleminde sanatın, estetiğin, güzelliğin yayılması, kadın haklarının üstün hale gelmesi, dekoltenin serbest hale gelmesi, özgürlüğün Türkiye’de oturması. Çünkü öyle bir şey olduğunda Türkiye’nin bölgenin, dünyanın lideri olacağı açık. Ve İslam’ı herkesin kabul edeceği açık. Onun için Türkiye üstüne bir oyun oynanıyor. Sanat boğulmaya çalışılıyor. Sarımsak, soğan, patlıcan heykelleriyle meydanlar donatılıyor. Bunu yapanlar tabii bilgisizce ve kötü niyetle olmayacak şekilde bu zararlı faaliyetleri yapıyorlar. Sarımsak, sucuk heykelleriyle Türkiye’yi donatmak bir felaket. Sanatın önemli olduğunu çok vurguladık. Tayyip Hoca’nın da atakları oldu mesela müzik üniversitesi kurdu. Fakat bu yeterli değil tabii. Yani mutlaka sanat ve kalite bakanlığı kurulması lazım. Kalitenin, sanatın ön plana alınması lazım, kadın özgürlüğünün ön plana alınması lazım.

 

Para İnsanları Mutlu Etmek İçin Kullanılmalıdır. Egoistlik İçin Para İstenmez. Sevdiklerini Mutlu Etmek İçin Parayı Kullanırsan Bereketli Olur

Parayla tabii İslam’a hizmet kolay oluyor. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında Hz. Ebubekir (ra) çok zengindi, Hz. Osman (ra) çok zengindi. Onlarla İslam’ın hakimiyeti çok kolay oldu. Para, sevdiklerini mutlu etmek içindir. İnsanları mutlu etmek içindir para yani egoistlik için paranın bir anlamı yoktur. Egoistlik insanı boğar. İnsan sevdikleri için yaşaması lazım, kendi için değil. Sevdiklerinin mutlu olması için yaşaması lazım, parayı da sevdikleri için kullanması lazım. O zaman Allah parayı bereketli kılar. Yoksa parayı saklamak, muhafaza etmek Kuran’da haram kılınmıştır. Para geldiğinde sevdikleri için, mutluluk için, güzellik estetik için, Allah’ın rızası için zibil gibi harcanması lazım. Fi sebilillah. O zaman Allah bol para verir, bolca kullanılır.