Sayın Adnan Oktar'ın 15 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 15 Mayıs 2017

 

(Putin sorulan bir soru üzerine Rusya’nın Suriyeli Kürtlere silah desteği verme ihtiyacı duymadığını belirterek “Başka ülkelerin aksine Kürt gruplara silah göndermiyoruz. Onların da bizim göndereceğimiz silahlara özellikle gereksinimi yok zira silah alacakları başka kaynakları var. Bu konuyu Sayın Erdoğan’la konuştuk. Soçi’de bir araya geldiğimizde bu konudaki endişelerini anlattı. IŞİD’le mücadelede Kürtlerle iletişim halinde olacağız ama Türkiye’nin endişelenmesini gerektirecek bir durum yok” diye konuştu. )

Tamam ama bir PKK devleti oldu olacak gibi görünüyor. Sonra Türkiye’nin başına bela oluyor o. Çünkü öyle bir yapılanma Türkiye için PKK ablukasının daha da artması demektir. Kabul edilebilir bir yanı yok. Ama tabii Türkiye iyi hazırlık yapıp bir gecede PKK sorununu kökten bitirecek bir güce sahip olması lazım yani bir gecenin belirli bir saatinde mesela saat akşam 12:00’den sabah 6:00’a kadar güneş doğmadan bitirmesi lazım. Boydan boya tamamen bölgenin tamamında böyle bir güce sahip olması lazım. Amerikan askerlerinin güvenliği sağlanır, Rus askeri ise onun da güvenliği sağlanır ama diğerlerinin hepsi tutuklanır. Yalnız PKK’dan sürekli Rus silahları çıkıyor. Buna karşı Rusya’nın bir önlem alması gerekir.

 

Bir Dönem Erbakan Hocamız'ın Yazıları Ve İsmi Milli Gazeteden Ve Parti'den Çıkarılmıştı. Buna Karşı Tüm İlmi İmkanlarımızla Mücadele Ettik

Erbakan zamanında ‘Erbakan yaşlandı gençlere imkan tanınsın’ diyerek Erbakan’ı devirmeye çalışmışlardı. Bütün gücümle Erbakan Hocam’ı savundum. En az iki yüz bin kişiyi falan karşıma aldım. Adamlar bana bayağı öfkelendiler. Buna rağmen Erbakan Hoca’yı korudum. Onur duyuyorum, şeref duyuyorum. Erbakan Hoca sonunda Saadet Partisi’nin başına geçti o şekilde şehit oldu sonunda. Her zaman onur duyacağım bir konu bu. En yakın bilinen adamlar bile birçoğu ona karşı tavır aldılar. Milli Gazete’de yazıları yayınlanmadı. İsmi çıkarıldı, resmi çıkarıldı. Ve bir tek o değil Milli Selamet Partisi’nin yani Saadet Partisi’nin gençlik yapılanmalarında da aynı netice oluştu. Milli Görüş Teşkilatı’nda da Erbakan’ın ismi, resmi, yazıları çıkarıldı. Ben buna karşı şiddetle mücadele ettim, ilmi. Sonunda da Allah’a çok şükür başarılı olduk.

 

(“Birçok ülkede elektrik ve su ücretsiz kullanılırken acaba neden Türkiye’de elektrik ve su, eğitim ücretli?” sorusuna cevap)

Elektrik ve su komünist ülkelerde ücretsiz oluyor ama sosyal devlet ilkesine göre olabilir de. Ama Amerikalılarda işte Avrupa’da falan bu mümkün değil. Türkiye’de İttihad-ı İslam anlayışı, İslam kardeşliği anlayışı pekiştiğinde, oturduğunda makul olarak bunun olması lazım.  Bir; sağlıktan para alınmaması lazım hiçbir şekilde. İki; işsizlik sigortası olması lazım. Yani işsiz adama ya iş ya para verilmesi lazım. Üç; su temizlik için zaruri bir şeydir sudan para alınmaz. Çünkü su olmayınca temizlik olmaz. Su başka neye yarar. Değil mi? Bitkiye yarar ve insan yarar. Sudan para alınmasının bir mantığı yok. Su mutlaka bedava olması lazım. Elektrik de aydınlanmayı sağlıyor ve medeni ihtiyaçları sağlıyor ondan da para alınmaması gerekir. Öyle günler de gelecektir.

 

Sokağa Çöp Atılması Çok Büyük Bir Görgü Eksikliğidir. Bunu Yapan İnsan En Başta Kendi Yaşam Kalitesini Düşürmüş Olur

Halk da eğitilmesi lazım, devlet de çok güçlü tedbir alması lazım. Ben mesela bugün yolda gidiyordum adam arabanın içinden sigara paketini kaldırdı attı yolun kenarına gördüm. Uçtu yolun kenarında birkaç takla attı sigara paketi sonra bir kenara gitti. Şimdi bir başkası daha atıyor, bir başkası, yol boyunca gördüm bayağı bir şeyler var. Pet şişeler şunlar bunlar falan. Adam arabada tutmak istemiyor fırlatıp atıyor. Halbuki attığında kendi kalitesini de bozmuş oluyor. Ve milyonlarca insanın kalitesini ve hayat yaşamını bozmuş oluyor. Yaşam kalitesini azaltmış oluyor. Kendi çocuğunun, kardeşinin, arkadaşlarının hepsinin yaşam kalitesini bozmuş oluyor. Halbuki onu alıp çöpe atsa, mesela kağıt olanın kağıt çöpü olması lazım. Pet şişe için o tarz ayrı çöp kutuları olması lazım. Ekonomiye de muazzam katkı olur. Mesela kağıttan oluşan atıklar oraya, yağ atıkları belirli bir yere atıyor; yağ atığı sanayide muazzam işe yarıyor. Her şeyde buna dikkat etmeli. Mesela cam, cam şişe ayrı bir yere atılması lazım. Avrupa’da hiç çöp göremiyoruz. Ama Türkiye’de akıl almaz çöp var.

 

Bir İnsanın Dürüstlüğü Görür Görmez Anlaşılır. Samimiyetsiz İnsanın Üslubu Nasıl Hemen Görülüyorsa Dürüst İnsanın Kalitesi De Hemen Görülür

Bir insanın güvenilir olduğu işin doğrusu elinden yüzünden akar. Ses tonundan, yüzündeki ifadeden. Kılığından kıyafetinden, oturup kalkmasından her şeyinden üstündeki elektrikten hemen anlaşılır. Ama özellikle konuşmasından hemen anlaşılır. Kafalama yapan, üçkağıtçı olan tipler nasıl anlaşılıyor, sahtekar nasıl anlaşılıyor? Mesela hırsız kılıklı diyorsun değil mi? Sahtekar kılıklı diyorsun. Eli yüzü her yeri oynar. Allah onları rezil yaratmıştır zaten onlar kurtulamaz o yüzündeki o ahmak damga, suratında olur, hemen anlaşılır. Mümin, efendi, aklı başında bir insan da yüzünden hemen anlaşılır. Fakat çok şeyinden anlaşılır. Cildi, gözündeki ifade, ses tonu, mimikleri kıyafeti, oturması kalkması, yemesi içmesi, her şeyinden anlaşılır. Daha Türkçesi Allah ilham eder müminlere.

 

(ODTÜ’de öğrenciler yedinci ODTÜ Onur Yürüyüşü adı altında ODTÜ LGBT yani homoseksüel dayanışmasını kutladı. Yürüyüş boyunca ‘homofobi ve transfobiye karşıyız’ sloganları atıldı. Kampüste başlayan yürüyüş stadyumda bitti.)

Homoseksüellik çok aşağılayıcı bir şey. Bunu boş yere savunuyorlar. Kendilerini de gereksiz yere küçük düşürüyorlar. Homoseksüelliğin savunulacak bir yönü yok. Tiksinti verici bir eylem. Kuran’da ahlaksızlık olduğu ve zulüm olduğu açık açık belirtiliyor. Dolayısıyla bu sapkın tavrı, fıtratı bozan tavrı, insana yakışmayacak tavrı savunmanın bir alemi yok. Savunsalar da her zaman marjinal kalacaklardır. Çok ayıp yapıyorlar. Çok çirkin yaptıkları.

 

Öğrencilerin Sınav Stresine Sokulması Çok Yanlış. Eğitimin Çocuk İçin Eğlence Olması Lazım. Sevinçle Neşeyle Her Şeyi Öğrenmeleri Doğru Olur

Öğrencilerin bu kadar sınav stresine sokulması tabii ki çok çok çok yanlış. İlkokul çocuklarını, ortaokul çocuklarını -bazıları için diyorum- bazı yerlerde adeta cehennem hayatı yaşatıyorlar. Sabahın köründe o çocuk kalkıyor, bizim zamanımızda da öyleydi işte yakalıklar takılır kolalı, önlük; siyah önlük giyilir. Elinde çantası, beslenme çantasıyla beraber sabahın köründe okula revan olur. Tahtalar sıra tahtaydı, sıralar tahtadandı yani sert tahtanın üstüne oturuyor saatlerce ve seyrettiği de kara tahta, tebeşir tozu, havasız ortam. Mesela elli öğrenci bir sınıfın içinde ufacık bir oda. Müthiş havasız. Onların böyle güneşe, havaya, oksijene, harekete ihtiyaçları oldukları bir dönemde adeta kabus gibi bir hayat yaşıyorlar. Ortaokul da aynısı, lise de aynısı. ‘Hadi çıkarın kağıtları imtihan olacaksınız’ kardeşim ne oluyor? Osmanlı tarihini öğretiyorsun; getir filmi aç perdeyi sinema salonunda, açık havada hatta çocuklara göster. Gayet güzel akıllarında kalır. Genel kültürün önemini anlat, sanatın önemini anlat.

 

Allah Ahirette Sadece Kuran'dan Sorumlu Olduğumuzu Ve Kuran'ın Yeterli Olduğunu Bildirmiştir

“Kuran” Allah Allah alenen “yeterli” diyor Allah. Açıkça ama o kadar keskin vurgular yapıyor ki “her şeyi” diyor “açık açık anlattık, bol örnekle vurguladık ve tamam oldu” diyor Allah. “Hiçbir şeyi eksik bırakmadık” diyor. Şimdi bu ifadeler varken arkasından diyor ki Cenab-ı Allah “sadece seni Kuran’dan sorgulayacağım” diyor “ahirette. Sizleri sadece Kuran’dan sorgulayacağım.” Şimdi elimde benim sadece Kuran olacağına göre Allah diyecek ki “Ben seni sadece Kuran’dan sorgulayacağımı söyledim mi söylemedim mi?” “Söyledin Ya Rabbi” diyeceksin. “Kuran’da her şeyin olduğunu yazdım mı?” “Yazdın” doğru. “Her şeyi bol örnekle vurguladığımı söyledim mi?” “Söyledim” diyecek. Buna rağmen sen niye başka yol aradın derse ben ne diyeyim? Hadi yol aradığımı kabul edelim, Hanefi’yim diyeyim peki Şafi diyor ki bana “Senin yolun baştan sona yanlış” diyor. Şafi, bak onun için de hak mezhep diyorlar dikkat edin hak mezhep. Maliki diyor ki Şafi için “Bütün yolu boydan boya yanlış” diyor. İmam Malik de diyor ki “Üçünüzün yolu da tamamen yanlış benimki doğru” diyor. Ebu Hanefi de diyor ki “Her üçünüzün yolu yanlış benimki doğru” diyor. İşte bu belanın içine düşmek demek. Demek ki neymiş? Sahabe dönemi gibi olacak. Sadece Kuran’a göre oldun mu hiçbir sorun kalmıyor.

 

Hadislerden Anladığımıza Göre Mehdi'nin Muhtemelen Gaybet Dönemi geçti. Ancak Son Anda Yine Bir Gaybet Ve Büyük Bir Ayıklanma Olabilir

Şimdi ben Mehdi (as)’yi görmeden bir şey diyemem. Ama rivayetleri yorumlayacak olursak benim anladığım son devrindeyiz yani gaybetin bitmiş olması gerekiyor. Ama bilmiyorum belki bundan sonra da olabilir. Ama muhtemelen geçmişte olmuş olması gerekiyor. Çünkü Mehdiyet’in kırk yıllık dönemi bitmek üzere yani 3-5 yıl kaldı yani hadislere göre. Muhtemelen gaybet dönemi geçti. Ayıklanma döneminin de büyük bir bölümü geçmiş olabilir. Yani kırk yılda ayıklanma biter artık yani. Olmuştur. Emin de olabilir miyiz? Olamayız. Belki son anda da bir gaybet olabilir, hakikaten büyük bir ayıklanma da olabilir. Ben ancak tahminde bulunabilirim. Yani benim kanaatim olanlar olmuştur diye düşünüyorum. Ama olamaz mı? Rahatça da olabilir asıl bundan sonra da olabilir. Yani ortalı, bir şey diyemem. Ayıklanma derken tabii o devrin yani Mehdiyet devrinin özelliklerinden biri de nitelikli münafık sadece Mehdi cemaatinden çıkar. Yani diğer cemaatlerden nitelikli münafık çıkmaz. Çıkan mesela kadın ve erkek münafıklar deccal mesabesindendir. Yani otuza yakın deccal çıkacak diyor ya yani kadın ve erkek olarak çıkan deccaller o devirde çıkanlar çok nitelikli oluyorlar. Yani Mehdi cemaatinin dışında nitelikli münafık çıkmaz.

 

Kadınlar Birçok Açıdan Daha Üstündür, Sanat Yönleri, Detayları Görebilmeleri, Sevgiye Ve Merhamete Açık Olmaları Daha Üstündür

Kadın-erkek eşitliğine tabii ki inanıyorum ama kadınlar bence sanat yönleriyle üstündürler. Şefkat ve merhamet yönlerinden de üstündürler. Genel anlamda benim kendi görüşüm şahsi kanaatim olarak söylüyorum. Daha sanatçı ruhludurlar. Daha detayları fazla görürler. Daha sevgiye açıktırlar. Merhamete daha açıktırlar. Güzellik kadınlarda çok yoğun tecelli eder. Mesela tutkunun kaynağıdır kadınlar. Derinliğin kaynağıdır. Mesela bir insan tutkuyu ancak kadına gösterebilir. Yani tek alıcısı kadındır tutkunun. Derinliği ancak kadında bulabilirsin ama aklı varsa tabii erkeğin. Yoksa baykuş gibi bakıyorsa adam baykuş akıllıysa. Vücudunu geliştirmiş ama kafa odun, işte karnı baklava gibi, sırtı börek gibi falan ondan bir şey çıkmaz. Ama kemik kafa yani böyle. Kadın öyle bir varlıktan tiksinir. Kadın erkeğin akılsız olduğunu anladığında acı bir olayla karşılaştığını anlar. Yapacağı hiçbir şey kalmaz. Çünkü kadın tutkuya çok önem verir, derinliğe çok önem verir. Kadının ruhunu etkileyen ruhundaki heyecan mekanizmasını harekete geçiren tutku, derinlik ve aşktır.

 

(Cumhurbaşkanı’mızı neden hiç bazı ülkelerin başkanları gibi sokaklarda göremiyoruz?” sorusuna cevap)

Ben rica ettim Tayyip Hocam’a. Kendisi de zaten bunu düşünüyor. “Koruma tedbirleri artırılsın” dedik. Ne dedi İngiliz derin devleti? “Seni öldüreceğiz” dediler. Tabancalı falan resimler yayınladılar. Paralel devlet ne dedi? “Tek çözüm ölüm” dedi.  Geçenlerde Fransız bir prof. ne dedi? “Geriye tek kurtuluş yolu kaldı; öldürülmesi” dedi. Peki, bu kadar adamlar kararlıyken halkın arasında rahatça katiller karışabilecekken tedbir almazsak bu haram olur. Tedbir takdiri bozmaz ama tedbir gerekiyor, açık. Şimdi elini, kolunu sallayarak dışarıda gezmesi diye bir konu olmaz. Ama hanımların olduğu bir toplantı olsa Tayyip Hocam geliyor zaten oraya. Bütün mesele güvenliğin sağlanmasıdır. Her yerde liderler çok güçlü korumayla geziyorlar zaten. Koruma olmayanların da zaten iddiası olmuyor, bir özelliği olmuyor. Adam bisikletle falan halkın arasında geziyor ama hakikaten hiçbir düşmanı yok, karşıtı yok. Tayyip Hoca’nın çok fazla düşmanı var.

 

Terör Eylemine Karışmış Olanların Dışında Tüm Suriyeli Misafirlerimize Vatandaşlık Verilsin

Tayyip Hocam’dan istemiştik. Ben dedim ki “Hepsine Türk vatandaşlığı verilsin” benden başka diyen de olmadı. “Türk vatandaşlığı verilsin” dedim. Tayyip Hocam da aslan gibi iki gün sonra, “tamam, verelim hepsine” dedi. Acayip yaygara yaptılar. O zaman Tayyip Hoca tabii bir geri adım attı. Dedi ki “Sadece” işte “doktor, mühendis falan seçkin olanlara” dedi “verelim” falan diye, halbuki hiç gerek yok. Sadece teröristlerin dışında hepsine bir seferinde vatandaşlık verilsin, hepsine de kimlikleri verilsin. Bu konular uzatılmaya gerekecek konular değil. Ben yaptım olduyla bitirmek lazım. Gayet de güzel olur, hayır olur, bereket olur. Onlar can, nur gibi kardeşlerimiz. Allah bize üç milyon evlat verdi daha ne istiyoruz? Tabii. 83 milyon olduk. Onlar bizim canımız, nur gibi kuzular onlar, Türkiye’nin şenliği, güzelliği onlar. Hemen nüfus cüzdanlarını verelim kim ne derse desin. Merhametsiz, şefkatsiz olanların sözleri önemli değil.

Kıskanılana Bir Zarar Gelmez Ama Kıskanç Kişi O Öfkesinde Ve Akılsızlığında İçi Yanıp Kavrulur  

Kıskançlık; genellikle güzel insanları kıskanılıyor, zenginler kıskanılır, akıllı olan insanlar kıskanılır, imanlı olan, namuslu olan insanlar kıskanılır. Sanat gücü olan, malı mülkü çok olan, sevilen, sayılan, değerli olan, başarılı olan insanlar kıskanılırlar. Bizde de bunların hepsi var olduğu için bizi de kıskanan çok oluyor. Ama kıskanan çok olduğunda hayat daha lezzetli olur. Çünkü kıskananın çok olduğunu gördüğünde müminde bir manevi keyif meydana gelir. Çünkü o kıskananı kıvrandıra kıvrandıra ilerlemek eğlencelidir işin doğrusu. Kıskanan olmadan araban olmuş, evin olmuş güzeldir, hoştur da güzelliğin olmuş bu da hoştur ama kıskanan oldu mu daha da bir lezzetli olur. Onu kızdıra kızdıra, pişire pişire bir de ilerlersen değil mi? Biz de bayağı kızdırıyoruz, kızdırdığımız için de keyif alıyoruz, hoşumuza gidiyor. Mümine kıskanılmak ibadet sevabı olarak gelir. Mümin daha güzelleşir, daha keyiflenir, daha sağlıklı, daha sıhhatli olur, daha başarılı, daha akıllı olur. Kıskananın aklı gider, güzelliği gider, sağlığı sıhhati gider, zenginliği gider, gücü gider kavrulur pişer.

 

Dans, Müzik Hayatın En Güzel Yönlerinden Biridir.

Oynamak, eğlenmek çok zevkli bayağı güzel. Hayatın en güzel yönlerinden biridir. Sanatın en güzel vurgularından birisidir. Aşkı, tutkuyu, sevgiyi, derinliği en güzel ifade eden eylemlerden biridir. Bütün kuşlar falan böcekler hepsi dans ederler. Bütün kuşlar şarkı söylerler. Kuşlar müziğe çok meraklıdır, sabah akşam şarkı söylerler biliyorsunuz. Bütün kainat, atomlar bile sürekli bir müzik yayınlar. Atomun müziği duyulamıyor. O dönüşlerinde ses meydana geliyor ama o sesi biz algılayamıyoruz. Mükemmel bir ses meydana geliyor çünkü çok ahenkli dönüş. O ahenk çok güzel ses meydana getirir. Ama biz duyamıyoruz. Dolayısıyla müzik bütün kainatta hakim olan bir güzelliktir. Dans da mesela atomlar dans eder, bütün atomlar. Çekirdeğin etrafında protonlar, nötronlar falan hepsi dans ederler ve çok kıvrak dans ederler hareketli dans ederler. Dans ederken müzik de söylerler çok güzel ses çıkar. Allah her yerde dansı hakim kılmıştır. Mesela otlar da, çiçekler de böyle rüzgar eser onlar da dans ederler. Arılar dans eder, ağaçlar dans eder.

 

İnsanların Büyük Kısmının Hayatı Sadece İşlevsel Oluyor. Bir Güzellik Kalite Estetik Arayışları Olmuyor Bu, Korkunç Bir Mutsuzluk Getiriyor

Benim kız arkadaşlarımda da bir nur var dikkat ederseniz bu çok şaşırtıcıdır. Ama ben bazen dışarıya çıkıyorum. Hanımların epey bir bölümü çok bakımsız ve vücutları çok deforme olmuş. Neden? Çünkü beğenilmenin onlar için bir anlamı kalmamış, beğenmenin de bir anlamı kalmamış, aşkın, tutkunun da bir anlamı kalmamış, sevginin de bir anlamı kalmamış mahvetmişler o çocukları. Çünkü beğenilmek istediğinde hakaret ediyorlar. “Sen niye beğenilmek istiyorsun?” diye. Beğenmeyince yine hakaret ediyorlar. Adeta deliye çevirdiler kız çocuklarının büyük bir bölümünü, epey bölümünü ve çok mutsuzlar. O mutsuzluktan dolayı hep sigara içiyorlar, içine kapanmış durumdalar, huzursuzlar, stresliler, çok gerginler. Deformasyon çok yaygın. Vücut patolojisi şiddetle gelişiyor. Yüzleri hep solgun ve bakımsız ve hayatları hep işlevsel. Mesela kıyafeti işlevsel sadece üşümemek ve terlememek için, ayakkabısı sadece yürüyebilmek için. Yemek yiyor mesela yaşayabilmek için. Hayatın hiçbir anlamı kalmamış. Bu çok korkunç. İşte bu kalitenin, sevginin, güzelliğin ortadan kaldırılmasıyla deccal tarafından dünyada oluşturuldu. Dünyanın hemen hemen her tarafında bu böyle.

 

İnsanların Çevresinde Güvenebilecekleri Kimsenin Olmaması Bu Dünyada Yaşanabilecek En Büyük Felaketlerden Biridir

Kadınlar özellikle kadınlar bu konuda yerden göğe kadar haklı. Mesela genç bir delikanlıyla tanışıyor, hep genellikle kahveye davet ediyorlar kahve meraklısıymış gibi sanki derdi kahveymiş gibi. Halbuki kahve onun, o çocuğun Allah esirgesin ırzına geçmek için ilk aşama oluyor bazılarında. Birinci aşama, ikinci aşamada zaten ırzını payimal edip ondan sonra da bir daha adam yerine koymamak, saygı duymamak, hakaret etmek, nezaketsiz tavırlar göstermek şeklinde çirkin bir aşamaya geçiyor. Çocuklar da bunlardan yıldıkları için hiç kimseyle arkadaş olmak da istemiyorlar, konuşmak da istemiyorlar. Kız arkadaşlarından da korkuyorlar çünkü kız arkadaşları da aleyhine oluyor. Mesela en ufak bir sırrı olsa gidip hemen söylüyor. Bir şey ifade etse onu en söylenmeyecek adama götürüp aktarıyor. Mesela o kızın lehine farz edelim bir yerde iş var o da iş arıyor varsa bile söylemiyor o işi, o yüzden çocuklar adeta yarı deliye dönüyorlar hiç kimseye güvenemiyor. Ben tabii bunları örnek olarak anlatıyorum ama bunlar çok küçük ve uç örnekler. Çok berbat örnekler var ve yüzlerce, binlerce ve bu çocukların çok canları yandığı için genellikle genç kızların en fazla bir veya iki tane yahut en fazla üç tane kız arkadaşı oluyor. Hep içine kapalı, yalnız yaşayan kızlar, hiç kimseye güvenmiyor ve sorduğumuzda sadece annesine güvendiğini söylüyor aslında o da doğru değil annesine de kısmen güveniyor bir kısmı. Ve sadece kendine güveniyor o kadar, yalnız dünyasında yaşıyor ve küsüyor, hayata küsüyor, sevgiye de küsüyor, tutkuya da küsüyor, her şeyi kapatıyor. Dolayısıyla güveneceği de hiç kimse kalmamış oluyor. Bu konu tabii dünyanın felaketi Türkiye’nin felaketi değil, bütün dünyayı mahveden bir felaket.

 

Bağnaz İslam Anlayışına Karşı Gerçek İslam'ı Anlatırsak İslamofobi Ortadan Kalkar Ve Dünya Zevkle İslam'a Yönelir

Müslümanlara yapılan saldırının ana nedeni nedir? İşin doğrusu gelenekçi Ortodoks İslam anlayışından kaynaklanıyor. Gerçek Kuran’a dayalı İslam olsa saldırı olmaz ve İslam dünyaya süratle hakim olur. Çünkü gelenekçi Ortodoks sistemde “kadınları dövün” diyor. “Üç yaşındaki çocuğun bacağına bakmayın” diyor. “Kadınların yüzde 99’u cehenneme gidecek” diyor. “Onların söylediği sözün tam tersini yapın” diyor. “Tıraş olanı öldürün” diyor. “Namaz kılmayanı öldürün” diyor. “İçki içeni öldürün” diyor. Adam böyle bir dinin olmasını istemez, böyle bir din yok. Eski putperest pagan dinlerde bile böyle bir şiddet yok. Bu kadar asıp, kesen bir sistem hiçbir inançta yok. Dolayısıyla din karşıtı hareket dünyada çok güçlü şu an, İslam dinini korkunç bir görünüme büründürdüler kendi kafalarına göre. Buna karşı gerçek İslam’ı anlatırsak İslamofobi kesinlikle ortadan kalkar İslam kısa sürede dünyaya hakim olur.

 

İnsan Öldüğü Anda Başka Bir Boyuta Geçer. Ölümle Birlikte İnsanın Görüşü Keskinleşir Ve Anında Boyut Değiştirir

Yok, kabir azabı diye bir şey yok. Adam ölüyor öldüğünde başka boyuta geçer. Kabir nerenin kabri? Diyor ki, ‘adam diyor kabrin içinde duruyor.’ Kardeşim adam mesela yanıyor külü kalmıyor, nerede bunun kabri? İşte diyor, şurada bizim kabir belli diyor, aile kabristanlığı var, orada duruyorlar diyor, ben orada onunla konuşuyorum. Yanan adam nerede? Yahut bak beş bin yıl önce, on bin yıl önce adam ölmüş kemikleri un ufak olmuş hiçbir şey kalmamış, mezarları dağılmış hepsi dağılmış öyle bir şey yok. Mezardan kasıt o insanın yattığı yerden kalkmasıdır yani yattığı yerden uyku halindeyken kalkacak insanlar. Öldüğünde derhal başka boyuta geçer. Ayette geçiyor, “artık görüş keskindir” diyor “çok nettir” diyor. Cennet ve cehennem saniyeler içinde oluşur o insan için. Uzun uzun yıllarca uğraşacağı, yıllarca vakit ayıracağı bir şey yok, zaman diye bir şey yok. Mesela öldüğünde insanı yaşayan dostları karşılıyor, bak öldüğünde insanı yaşayan dostları karşılıyor, nasıl oluyor bu? Onlar da ölmüş oluyor çünkü. Zaman, mekan oynamasından önce, onlar ondan önce ölmüş oluyor yani çoktan ölmüş oluyorlar çünkü hepsi ölmüş ve hepsi yaşıyor. Öldü dediğin adam Allah’ın Katında yine yaşıyor.