Sayın Adnan Oktar'ın 27 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar


A9 TV, 27 Mayıs 2017

 

(Batman’da PKK’lı teröristler, askerlere sahurluk yemek götüren sivil vatandaşları hedef aldı. PKK’nın yola tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu İdris Yüksel adlı vatandaşımız şehit oldu. İlyas Çetinbaş adlı vatandaşımız ağır yaralandı. Bu kardeşlerimiz saldırıya uğradığında jandarma karakolundaki askerlere sahurluk börek ve poğaça götürdükleri ve dönüş yolunda oldukları öğrenildi.)

Bütün yolu boydan boya kamerayla kontrol eden bir sistem kurulması lazım. Çok fazla gizli kamerayla, bu infrared kamerayla gece görüşlü. Bu adamlar çünkü gece yapıyor bu işleri, çalışmalar yapıyor. Bunlar kuş gibi avlanır. Bir de havadan sürekli kontrol, o kolayca mümkün o da. Yani hareketlenme var mı bir yerde bir şey var mı? Gece çünkü açıklaması yok hareketlenmenin. Özellikle yol kenarındaki hareketlenmelerin zaten tek anlamı var. Yol kenarlarını havadan kontrol etmek lazım, karadan ve havadan.

 

(“Uykusuzluk sorunu psikolojik sorun mudur?” sorusuna cevap)

Uykusuzluk sorunu, insan kendini iyi yorarsa uyur. Daha da olmazsa yoğurt yersin. Laktik asit zaten yorgunluk veren bir madde, yoğurt hemen insanı uyutur. İstese de istemese de uyur. Ama yorgunluk veren bir maddedir yoğurt onu söyleyeyim. En iyisi spor yapmak. Tabii kafanın da salim olması lazım. Allah’a tevekkül edecek, Allah’tan korkacak, Allah’ı sevecek. Kaderin içinde hareket ettiğini bilecek, kaderin aktığını bilecek, bir film şeridi gibi aktığını bilecek. O filme saygıyla tabi olacak, Allah’ın gösterdiği o filme, o görüntüye.

 

Gençlerin Tüm Ömürlerini Sınavlarla Geçirtiyorlar. Gençlerin Huzurlu Ve Stresten Uzak Yaşamasını Sağlamak Devletin Politikası Olmalı

Öğrencilerin sınav stresine sokulması olabilecek en büyük yanlışlardan birisi. El kadar genç çocukların bütün ömürleri stresle geçiyor aslında. İlkokuldan üniversiteyi bitirinceye kadar hatta üniversiteden sonra da işyerine girme sınavlarıyla o çok yıpratıcı olur. İçlerinin müsterih, gönüllerinin rahat ve ferah olması lazım. Gençlerin huzurlu yaşamasını, stresten uzak olmasını sağlamak bir devlet politikası olması gerekiyor. Onunla ilgili tedbirleri almak da yine devletin görevi olması lazım. İmtihan stresi, yarışma stresi çocukları çok hırpalar. Özellikle küçük yaştaki çocukları. Onun sonucunda da çok kilo alıyor çocuklar, çok sinirli oluyorlar. Gençlikleri burunlarından geliyor birçoğunun. Buna karşı alınacak birçok tedbir var. Bunların hepsini ilgili bilim adamlarıyla görüşerek, ilgili teknik araştırmalar yaparak halletmek mümkün.

 

Pişmanlık İnsanın Eğitimi İçin Bir Vesiledir. Ama Müminin Pişmanlığı Yıkıcı Bir Pişmanlık Değildir

Zaten insan ömrü sürekli pişmanlıklarla geçer. Mesela “şu sözü söylemeseydim de şöyle söyleseydim, şu eşyayı şuraya koymasaydım da şöyle koysaydım…” Sürekli olur bu. Biz böyle eğitiliriz zaten. Ama bu yıkıcı bir pişmanlık değildir. Bizi eğitmenin yolu budur. Bütün insanlık bu şekilde eğitilir. Mesela ne bileyim “tatlı yemeseydim keşke” der, değil mi? Bir pişmanlıktır. Yahut “şu yemeği yemeseydim” yahut “pencereyi açmasaydım üşüttüm” der. Bunun önü-sonu yoktur, sürekli olur insanda. Eğitimin temelidir bu, insanın Allah Katındaki eğitimin temel yöntemidir pişmanlık.

 

Kadının Değerini Bilmeyenlere Allah Kadın Sevgisi Nasip Etmez.

Müslüman zaten kadını sever. Allah’tan korkan kadını sever. Allah’ı seven kadını sever. Allah’ı sevmeyen, Allah’tan korkmayan zaten kadından hoşlanmaz nefret eder. Kadınlara karşı dünya çapında çok geniş bir nefret politikası var birçok yerde biliyorsunuz. Gelenekçi sistemde de kadından hoşlanılmadığı açık açık ifade ediliyor. Kadınların yüzde 99’unun cehenneme gideceği, kadın ne söylerse tersinin yapılması gerektiği, kadının sopaya ihtiyacı olduğunu, erkeği deşarj etmek için yaratıldığını kadının yani döverek ama “erkek döver ve deşarj olur” diyor. “Deşarz” diyor hatta. “Deşarz olmamız için Allahu Teala bize dövün emrini verdi” diyor öyle bir şey olmadığı halde. Mesela kadına “karı” diyor adam. Belli ki sevmiyor kadın sevgisi yok. İnsanın imanıyla orantılıdır kadın sevgisi. Bir insan ne kadar kadını çok seviyorsa o kadar imanlı demektir. Çocuğu ne kadar çok seviyorsa o kadar imanlı demektir. Çiçeği, güzellikleri, bütün insanlığı ne kadar çok seviyorsa yine o kadar imanlı demektir. İmanla orantılı olan bir şeydir. Kadının güzelliği en üstün güzelliktir. Dünyadaki güzelliklerin üstündeki en üstün güzellik nedir denirse bu kadın güzelliğidir. Dolayısıyla kadın güzelliğini, kadın sevgisini Allah verir bir insana.

 

Gençlik Festivallerinde Makul, Güzel Olan Her Şeyi Seven Neşe Dolu Bir Anlayış Olması Lazım

Şimdi iki tür bir görüş var. Bir; gelenekçi Ortodoks gençlerin sanat, eğlence anlayışı var. İşte ok atıyorlar. Küçük, herhangi böyle sıradan bir mehter takımı geliyor, mehter çalıyor. Paçalarını sıvayıp bir güreşiyorlar. Karagöz-Hacivat falan oluyor. Mevlevi kıyafetli adamlar allı, güllü giyinip dönüyorlar falan. Bu bir eğlence oluyor, bir çeşit var. Bir de boğazına fular bağlamış falan işte küçük tırnağını boyamış böyle tipler oluyor. Entel dantel işte İngilizce kelimeler arada Fransızca kelimeler, Budist töreni tarzında bir şey yapıyorlar. Yani bir şeyler böyle karışık. İkisinin de ortası bulunamıyor. Mesela adam piyano dinliyor. Turuncu fularıyla böyle ılık ılık bakıyor. Garip tipler. Öbür türlü de böyle genzinden konuşan tipler böyle acayip. Halbuki makul bir insan profili olması lazım. Yani operadan da hoşlanacak, batı müziğinden de hoşlanacak, arabesk de dinleyecek, Rumeli türküsü de dinleyecek. Ne bileyim, yağlı boya tablolardan hoşlanacak, karakalem de hoşlanacak, modern resimden de hoşlanacak. Sanatın her dalından hoşlanması lazım. Ve her kesimden insanlarla görüşecek gibi. Mesela Marksistler de olabilir, ateistler olur, Müslüman, Nakşibendi, Kadiriler olabilir. Hep beraber, kardeşçe eğlenebilirler.

 

Televizyonlarda Saatlerce Terör Hakkında Konuşuyor, Havanda Su Dövmenin Ötesine Gitmiyorlar

Bakın kırk yıl oldu, katlanarak gelişiyor. Her yıl derler işte “bu sene kurutacağız, bitireceğiz” derler. Öyle bir şey olmaz. Herkes bilir yani. Ama bilimsel metotla kurutmayı hiç denemedi devlet. PKK’yı, Marksist-Leninist terörü bilimsel metotlarla, ikna ederek, eğiterek bitirmeyi devlet asla denemedi. Ve yapmadı ve yapmamaya da devam ediyor. Devletin bunu yapması için hükümetin devreye girmesi lazım. Yani devlet derken hükümeti kastediyoruz yani hükümetler. Çünkü devlet bir sistem. Hükümetler tabii burada kastedilen. O yüzden çıkıyorlar mesela, “terör nasıl durdurulur?” Boş konuşmaların boş adamları oluyor. Geliyorlar, üç-beş kişi oturuyorlar. Onlara da çay falan getiriyorlar. Bir de kurabiye de getirseler daha da rahatlayacaklar. Konuşuyor, konuşuyor. “Sabah dört oldu. Artık gitsek mi?” falan diyor. Milletin gözleri nokta gibi oluyor adeta insanların böyle. Hipnoza giriyor insanlar. “Çok güzel oldu” diyor, “çok verimli bir konuşma oldu.” Havanda su dövdün her zamanki gibi, ne yani? Yirmi yıldan beri havanda su dövüyorsun. Aynısı yani. Nöbetleşe; biri bitiriyor biri başlıyor, biri bitiyor biri başlıyor. Böyle olmaz. Marksist-Leninist düşünce, Darwinist-materyalist düşünce ancak bilimle, bilimsel delillerle ortadan kalkar.

 

Altın Haram Değildir. Kuran'da Böyle Hüküm Yoktur

İşte güya altın harammış. Allah’ın helal kıldığını haram kılıyorlar. Yerden çıkan metal, tertemiz. Allah’ın yarattığı metali haram kılıyor adam. Neye göre olduğu belli değil. “Peygamber dedi” diyor. Hadi Peygamber (sav)’in dediğini düşünelim. Bir devir için diyebilir. Herkes moda haline getirmiştir, altına çok talep vardır. Altına talep de ekonomiyi sarsıyordur. Yani hasetleşmeyi geliştirmiş olabilir. İnsanları gayrimeşru yola itme ihtimali vardır. Peygamberimiz (sav) geçici olarak bunu yapmayalım diyebilir. Bu hatta meşru, Kuran’daki su, “ırmaktaki sudan bir avuçtan fazla içmeyin” diyor mesela o devrin kumandanı. Adamlar bol bol içiyorlar. Su içmek haram mı? Değil. O an için alınan bir tedbir o. Mesela dersin ki; “Bu evden dışarıya çıkmayın bugün.” Evden dışarı çıkmak öbür boyu haram anlamında değil. O an içindir o. Geçici olarak Peygamber (sav) muhtemelen haram kılmamıştır da yasaklamış olabilir. “Yapmayın şimdilik, riskli olur” demiş olabilir. Kıskançlığı önlemek için.

 

İnsan Sabırla, Vefayla, Aşkla, Derinlikle, Akılla, Kaliteyle Güzel Olur.

Şimdi beden bir kalıp. Etten kemikten oluşmuş bir tablodur. Allah’ın hazırladığı mükemmel bir heykeldir. Ama bu güzel düzgün beden diyelim derinlikle, tutkuyla, aşkla, sevgiyle, akılla, ince düşünceyle, sanatçı güzellik anlayışıyla, Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla, kültürle, görgüyle, yüksek kaliteyle bezenmedikten sonra o et ve kemik insana açıkça söyleyeyim itici gelir. Öyle bir şey oluyor. O insan itici gelir insana. İnsan güzel ahlak, akıl, derinlikle, kaliteyle, temizlikle, sadakatle, vefayla, sabırla güzel olur. Kadın da öyledir. Kadın güzelliği detaylarla güzel olur. Dolayısıyla vasat görünümlü bir kadın bile eğer tutkuyu, aşkı, derinliği, aklı, keskin bir zekayı, sanat gücünü, klaslığı, kalite anlayışını, uyumu, mükemmel bir şekilde icra edebiliyorsa o muhteşem bir varlıktır. Yani aşık olunacak bir varlıktır. Allah’ın tecellisi olarak ona aşık olunur. Yoksa züppe, ters, küstah, kavgacı, alıngan, dengesiz, pis, bakımsız, görgüsüz, ince düşünemeyen, vefasız garip bir kadın tabii ki beğenilmez. Yani nasıl beğeneceksin? Allah beğenilmesini ruhunun ihtişamına bağlı kılmıştır.

 

Beğenmediği Bir Şeyi Mimikle İfade Etmek Kaliteli Bir İnsanın Asla Tenezzül Etmeyeceği Bir Tavırdır  

Mimikle ifade etme asil bir davranış değil. Yani soylu bir insan, kaliteli bir insan mimikle bir şey anlatmaz. Çok zorda kalırsa, mesela uzaktan işaret yapılabilir. Mesela konuşamayacak konumdaysa, ağır baskı altındaysa, riskliyse işte yüzünün ifadesiyle bir şeyler anlatmaya çalışabilir. Ama kaliteli bir insanın yapacağı bir şey değil. Hatta Peygamber Efendimiz (sav)’e diyorlar ki bir gün olumsuz bir durum oluyor da, Peygamberimiz (sav) diyor ki “Beğenmedim o yaptığınızı” diyor. “Ya Resulullah bir kaş göz işareti yapsaydınız biz yapmazdık” diyorlar. “Peygambere yakışmaz öyle bir şey” diyor. Yani “Bir peygamberin yapacağı bir şey değildir” diyor. Kuran’da kaş göz işareti çirkin görülmüştür. Yani çirkin tavırlar içerisinde anlatılmıştır. Dolayısıyla mesela bir şeye somurtarak karşılık vermek, sessizleşerek karşılık vermek ahlak bozukluğudur. Kişilik bozukluğudur. Veyahut pis bakmak. Yahut sırtını dönmek. Bunlar ahlaksızlık olarak Kuran’da geçer.

 

Azerbaycan İle Türkiye'nin Birliği Gönüllerde Sağlanmıştır. Geriye Bir Tek Sınırların Kaldırılması Kaldı

Devlet düzeyinde Azerbaycan, Türkiye çoktan birleşti. Yani o anlamda. Mesela Türk askeri, ordusu, Azerbaycan'ı canı gibi sever. En yakın bilir. Milli İstihbarat Teşkilatı'yla, emniyetiyle Azerbaycan Türkiye'de ezberden bilinir. Dostumuz ve kardeşimiz oldu. Yani milletin gönlünde bu konu bitmiştir. Çoktan o birliktelik, kardeşlik olmuştur. Sadece detaya kalmıştır. Yani pasaportların, vizelerin kaldırılması. Mühim olan gönüller olduğu için, gönüller kısmı tamamdır. Gönülde o sevgi oluştuktan sonra, teknik yön halledilir. Ama teknik yönün hallolması; önce Ermenistan'la sınırların açılması gerekiyor yani bu dünyanın gönlünü fetheder. Ermenistan'la sınırların açılması yani pasaport ve vizenin Ermenistan'dan kaldırılması. Gürcistan'la nasıl kaldırıldı? Ermenistan'la da kaldırılsın, sonra Azerbaycan. Azerbaycan'dan kaldırdıktan sonra zaten Ermenistan ve Azerbaycan da Türkiye sınırı yakınında olduğu için, Türki devletlerle artık sıradan bir bağ kurmak ve süratlice bağ kurmak ve pasaport ve vizeyi kaldırmak saatler içerisinde olacak bir güzellik.

 

Hocalı Katliamını İngiliz Derin Devletinin Yetiştirdiği Katiller Yaptı

Hocalı katliamını İngiliz derin devletinin profesyonel katilleri yaptı. Türkiye ile Azerbaycan’ın bağını kopartmak, zaten bölge açısından çok açık görülüyor haritada bakıldığında. Azerbaycan’la da Ermenistan’ın bağını tamamen kesmek, Ermenistan’la Türkiye’nin birleşmesini ortadan kaldırmak için ve dolayısıyla Türki devletlerle birleşmeyi ortadan kaldırmak için yaptıkları alçakça bir katliam. Tamamen derin devlet çetelerinin yaptığı, İngiliz derin devletinin yönettiği alçakça da demeyeyim de yani artık vahşice, alçakçanın da üstünde vahşice, hunharca bir katliam. O zamanlar altı yüz elli Azeri kardeşimiz şehit olmuştu, birçok kişi de şiddetli işkenceler sonucunda hayatını kaybetmişti, Allah gani gani rahmet etsin yani şehit olmuşlardı. Hatta birçoğu yakıldı, gözlerinin oyulduğu da görüldü. Başlarını kestiler. Yani bu tam İngiliz derin devletinin yaptığı yöntemlerdir. Profesyonel katiller yapar bunu. Yani normal bir Ermeni bunu yapmaz. Allah’tan korkar. Hiçbir şekilde, Ermeniler şefkatlidir.

Kadının Şiddete Maruz Kaldıktan Sonra Kanuni Hakkını Savunması Değil Şiddet Görmesini Tamamen Engellemek Önemlidir

Şiddete maruz kalmış yani ağzı, burnu parçalanmış, dövülmüş, ağır yaralanmış en fazla gidip adli tıbba gidecek işte rapor alacak, sonra o dosyasını tanzim edecek, karakola gidecek başvuracak, karakol savcılığa, savcılık mahkemeye, mahkemede huzura çıkacak konuşma yapacak, adamı getirecekler adamı tutuklayacaklar, adamı hapse atacaklar veyahut tutuksuz yargılanacak adam. Çözüm değil ki bu. Bu bir felaketin sonucunda kadının intikam istemesi ve adaletin tesisi için yaptığı bir çalışma olmuş oluyor. Bu, kadının yaralanmasını, dövülmesini engelleyen bir şey değil. Veyahut diyor ki mesela, kadın hemen emniyeti arasın orada polis derhal gelir. Adam kapıda bekliyor onu, kadın dışarı çıktığında kadının yolunu kesiyor kadının kolundan tutuyor mesela sürüklemeye başlıyor. Kadın hadi diyelim o anda telefonunu açtı polisi çağırdı. Adamın en fazla beş dakikaya ihtiyacı var. Polisin oraya gelmesi en az yarım saat, kırk beş dakika sürer, en az. Hadi on beş dakika sürdüğünü düşünelim. Adam birkaç dakikanın içinde zaten konusunu halletmiş oluyor. Ya kadını bıçaklıyor, ya kurşunluyor, ya dövüyor. Dolayısıyla bunların bir çözüm olmadığı açık. Çözüm bütün milletin bu konuda görev almasıdır. Yani kadın mesela bağırdığında orada bulunan delikanlıların, kadınların, vatandaşların o kadının hemen yardımına yetişmesi ve bütün güçleriyle onu korumaları gerekir. Buna göre bir kanun tanzim edilmesi gerekir. Saldırgan erkekten kadın korunurken saldırgana karşı yapılan savunma ataklarından şahısların sorumlu olmaması lazım.

 

Kuran'ın Ölçüsü İnsanları Teşhis Etmekte En Mükemmel Ölçüdür

Bir insana güvenebilmemiz için iyi analiz gücümüz olması lazım, akılcı bakış açımız olması gerekiyor. Bir kere Kuran’ın ölçüsü insan teşhisinde olabilecek en mükemmel modeldir. Allah dünyayı rahat yaşayabilmemiz için, insanları rahat teşhis edebilip kendimizi de rahat teşhis etmemiz için ve dünyayı rahatça değerlendirmemiz için Kuran’ı yaratmıştır. Çünkü yabancı bir yere geliyoruz biz dünyaya. Bilmediğimiz bir yer.  Buranın nasıl kullanılacağını bilmeyiz yani insanlar nedir, nasıl davranır, onlara karşı nasıl davranmamız gerekir, kendimizi nasıl koruyabiliriz, kendimiz nasıl düzgün olabiliriz, kendimiz kendimize nasıl zarar vermeyebiliriz bunu Kuran’dan öğreniriz. Bu ilaç içindeki prospektüs gibi yahut bir makinenin içine yerleştirilen kullanma talimatı gibidir. Allah tarafından dünyanın nasıl kullanılacağı bir prospektüsle bildirilmiştir. Yani Kuran bir nevi prospektüstür. Kuran’a göre dikkatlice olayları incelediğimizde bir kere bir insanın akıllı mı, dengeli mi, tutarlı mı, normal birisi mi olduğunu rahatça çıkarabiliriz. Bir kere egoist bencil mi, akli dengesi yerinde mi, hırslı kindar bir insan mı, makul birisi mi, Allah’tan korkuyor mu, Allah’ı seviyor mu hepsini anlayabiliriz.

 

İnsanlara Zarar Verebilecek Ağır Şakalar Yapmak Densizliktir Ve Ciddi Yaralanmalara Sebep Olabilir.

Ağır şakaya halk arasında eşek şakası derler. Çok tehlikeli yani. Mesela ensesine vuruyor yahut altından sandalyeyi alıyor, düşüyor, farkına varmıyor sandalyeye oturduğunu zannediyor o, sandalyenin arkasında durduğunu zannediyor mesela taşlık alana düşüyor. Veyahut denizde yüzüyor zor bela sahile geliyor ancak yani artık tükenmiş, dinlenmek için sahile geliyor, başından basıp suyun içine sokuyor, üç-dört metre suyun içine giriyor bayağı tehlikeli. Delice, münasebetsiz.. Yahut geliyor kafasının arkasında torba patlatıyor mesela. Bunlar vahşi hareketler. Tansiyonu ani çıkabilir, kalp enfarktüsü geçirebilir. Veyahut beyaza sarılıyor mesela çarşafa sarılıyor gece karanlıkta evin içinde aniden bağırarak karşısına çıkıyor. Kardeşim tamam da yani bu kadar densizlik olmaz. Adamın tansiyonu da çıkabilir, bayılabilir de her şey olabilir. Çok ağır hasta da olabilir sonra. Savunma sistemi kırılabilir. O tip densiz şakalar olmaz, çok ayıp, çirkin hatta haram.

 

(“Okey, tavla ve iskambil kağıtları ortada bir bahis olmadan oynamak haram mıdır?” sorusuna cevap)

Yok. Niye? Ne güzel oynarsın. Bahis yoksa niye oynanmasın? Kızmabirader falan da istersen oynarsın. Bahisle oynarsan kumar olur. Satranç da bahisle oynarsan kumar olur. Satranç, bahisle oynamazsa oyundur. Ama çok vakit alıyor okey falan. Pek akılcı gelmiyor bana, o kadar. Kahvehane zaten havasız basık bir yer, güneş de görmüyor. Yani üç-beş saatini orada hapsetmek yazık, omurgaları, ayakları, bacakları; git gez dışarı bir şey yap. Ne bileyim? Git komşuya yardım et, hayırlı bir şeyler yapılabilir.

 

(“İçki içilen masada oturmak doğru mudur?” sorusuna cevap)

Oturursun tabii bir şey olmaz. Yani nezaketen mesela Hristiyan’dır adam, inancına göre yahut Budist’tir alır yahut ateisttir inanmıyorum der içer, sen de başka bir şey yersin. Yani o haramı o ayrı işliyor. O zaman hatta der ki adam evden çıkayım mı diyebilir, mahalleden çıkayım mı, ülkeden çıkayım mı? Öyle olmaz. O bir nezaket olarak orada oturulması gereken bir durum olur. Çünkü sofradan kalkarsan çok ayıp. Hem inancına saygı duyuyorsun hem protesto etmiş oluyorsun gibi olur, olmaz. Ama içki içip taşkınlık yapacaksa falan o tehlikeli olmaz tabii öyle. Mesela bir şişe viski içmiş bir daha içmeye kalkıyor belli ki rezalet çıkacak yani başına bela olur. Arkadaş dersin içki içme. Bir bardak içtiğinde bile uyarmak lazım yani bu çok tehlikeli olur, zarar verir dersin. Çünkü kısa süre sonra kontrolsüz davranışlara başlayacaktır. Büyük bir ihtimalle. Hani derler ya bardaktaki gibi durmaz diye. Onu anlamıyorlar insanlar.

 

Hayvan Beslenen Evde İbadet Yapılmasında Hiçbir Mahsur Yoktur.

Hayvan beslenen evde ibadet yapılmasında hiçbir mahsur yoktur. Ama hayvan tabii iç içe yaşamak doğru değil. Bizim Sarman geziniyor ama biz çok iyi antisepte ediyoruz gidiş güzergahını falan çok özen gösteriyoruz, aşılarını falan yaptırıyoruz. Dolayısıyla buna herkes titiz davranamaz. Hayvanla iç içe yaşamak tehlikelidir, tüyü akciğere kaçar çok ciddi tehlikeli hastalıklara sebep olabilir. Akciğer kanserine dahi sebep olabilir Allah esirgesin. Kedi tırmığı hastalığı vardır mesela lenf kanserine çok benzer. Lenfleri falan şişirir, çok tehlikeli bir hastalık. Ona sebep olabilir. Dikkat etmek gerekiyor.

Gelenekçi inançta işte köpek olursa namaz bozulur inancı var, eşek, köpek vs. Hiçbir şey olmaz yani önünden eşek, köpek geçsin, tavşan geçer, insan geçer hiçbiri namazı bozmaz öyle bir şey olmaz. Hayvanın evde bulunması eğer teknik tedbirler, tıbbi tedbirler iyi alındıysa hiçbir mahsuru yok.

 

Namaz Çok Kolaydır. İnsanlara Gereksiz Yere Zor Gösteriyorlar.

Tabii, namaz kılmaz ama dindar olabilir. Yani samimidir, Allah onu çok samimi kılmıştır, bir şekilde namaz ona nasip olmamış olabilir. Allah başka iyi yönlerini esas alır. Ona göre ona cennet nasip edebilir. Ama tabii tehdit de var namaz kılmamak ürkütücü bir şey yani ve kolay olan bir ibadet namaz çok çok kolay, zor gösteriyorlar ama çok kolaydır namaz. Bak diyor ki Allah “cehennem ehline sorulur” diyor “sizi buraya düşüren nedir?” ilk söyledikleri “biz namaz kılanlardan değildik” diyorlar. O yüzden böyle bir şeye kardeşlerimiz yanaşmasınlar. Hiç olmazsa kılabildikleri kadar. Mesela sabah namazını kılsın, kılabiliyorsa öğle namazını kılsın yahut akşam namazını kılsın veyahut yatsı namazını kılsın. Veyahut sırf sabah ve akşamı kılsın, öğleni kılsın ama yapabiliyorsa beş vakit kılsın. Ama tamamen terk etmesin. Hiç olmasa cumaları kılsın. Yani hiç namaz kılmayan konumda olmasınlar. En en olmazsa bayram namazını kılsın, hiç namaz kılmayan hükmünde olmasınlar.

 

Dedikodu Yapanın Sağlığı Güzelliği Bozulur Bereketi Gider, Dedikodusu Yapılan İse Hiç Zarar Görmez.

Kadınların en çok sevdiği şeylerden birisi dedikodudur. Ama bu daha ziyade cahil kadınlarda olur yani mahalle aralarında çok rastlanır. İş güç olmadığı için boş oluyorlar sakız çiğneyerek falan birbirlerinin dedikodusunu yaparlar. Dedikodu genç kızları daha güzelleştirir, zindeleştirir. Hiç korkmasınlar. Sevapları artar, daha uzun ömürlü olurlar. Dedikodu yapanın ömrü kısalır, sağlığı bozulur, güzelliği bozulur, bereketi gider. Dedikodusu yapılan da zengin ve güçlü, sağlıklı olur isterse baksınlar incelesinler dediğimin doğru olduğunu görecekler. Hiç korkmasınlar. En çok dedikodusu yapılan benim, görüyorsunuz yani saymayayım şimdi tek tek. Hiç umurunuzda bile olmasın. Gayet rahat olun yani keyfinize bakın. “İt ürür kervan yürür” derler.